|


"Karamehmet'i diğerleri de izleyecek"
Dengir Mir Mehmet Fırat, AKP'nin siyasi kimliğini tartışmaya açacağı uluslararası sempozyumun yanı sıra güncele ilişkin soruları da yanıtladı
Bir haftalık tatil sonrası dün ilk iş günüme AKP Genel Başkan Yardımcısı, Mersin milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat'ın Sepetçiler Kasrı'ndaki kahvaltılı sohbet toplantısıyla başladım. Konumuz, bu hafta sonu İstanbul'da yapılacak ve AKP'nin kimliğini tartışmaya açacak 2 günlük önemli bir toplantıydı:
Uluslararası Muhafazakârlık ve Demokrasi Sempozyumu.
Toplantı öncesinde Fırat'a, Çukurova Grubu'nun patronu Mehmet Emin Karamehmet'in 15 yıla yayılmış 5 milyar dolarlık borcunu 2 yılda ödeme girişimi hatırlatıldı. "Banka batıranlara bankaları geri verilmemeli" dendi. Fırat, böyle bir durumun kesinlikle söz konusu olmadığını, yeni Bankacılık Yasası'nın getirdiği ağır yükümlülüklerden kurtulmak amacıyla, bankası Fon'a devredilen diğerlerinin de önümüzdeki günlerde erken ödeme için BDDK'nın kapısını çalacaklarını söyledi.
Bu arada yıllardır değiştirilmesi istenen ve bir türlü başarılamayan yeni Siyasi Partiler Kanunu'na ilişkin yasa taslağının TBMM'ye gönderildiğini ve bu yıl sona ermeden mutlaka çıkarılacağı vaadini de Fırat'tan aldık.
Muhafazakâr demokrat
AKP Başkan Yardımcısı Fırat, esas konumuz muhafazakâr demokrasiye ise şu sözlerle giriş yaptı:
"Türkiye'de ilk olarak bir siyasi parti (AK Parti), kendi siyasi kimliğini belirlemek üzere kendisini tartışmaya açıyor.
Muhafazakârlık, 250 yıllık çok eski bir kavram. Muhafazakâr demokrasi, Avrupa'da son 50 - 60 yıldır görülen bir siyasi akım. Aslında Türkiye'de de çok partili siyasi hayata geçildiği 1950'den bu yana iktidar olmuş tüm partilerde muhafazakârlık bir damar olarak var. Sadece sağ partilerde değil, sol partilerde bile var. Ama bugüne kadar hiçbir parti, kendi kimliği olarak bunu deklare etmedi, etmekten çekindi."
Entellektüellere çağrı
"Biz bu tanımı net olarak ortaya koyduk. Şimdi de bizim dışımızda sorgulanması gereğini duyduk. Devletin bireyle ilişkileri, ekonomideki çizgi, sosyal politikalar v.s. açısından...
Sosyal demokratlar ya da liberal demokratlar gibi diğer siyasi kimlikler karşısında yerimiz nerede olacak?
Muhafazakâr demokrat kavramının Türkiye'deki entellektüel çevrelerde de tartışılmasını istiyoruz. Sosyalist entellektüellerin eleştirilerini de bekliyoruz. Çok insafsızca üzerimize gelinse bile bu bir kayıp değil. Onlardan da yararlanacağız. Bu sempozyum sayesinde kendimizi yeniden revize edebilme imkânına sahip olacağız."
Fransız değil İngiliz
AKP'nin ekimde yapılan ilk Kongresi'nde, partinin siyasi çizgisini muhafazakâr demokrat olarak tanımlayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da, 2004 Türkiye'si ve dünyasında bu kavramın içinin sağlıklı bir biçimde doldurulmasına önem atfediyor olmalı ki, sempozyumun açılış konuşmasını yapabilmek için Almanya'ya yapacağı resmi ziyareti bir gün ertelemiş.
Grand Cevahir Otel'de yapılacak olan uluslararası sempozyuma Türk akademisyenlerin yanı sıra İngiliz ve Amerikan üniversitelerinden muhafazakârlık üzerine çalışmaları olan profesörler de konuşmacı olarak katılacak. Muhafazakârlığın doğduğu ilk yer olan Fransa'dan konuşmacı yok. Çünkü AKP; Fransız Devrimi'ne tepki olarak ortaya çıkan muhafazakârlığa kendisine yakın bulmuyor.
AKP'nin muhafazakârlıktan anladığı ise geçmişten bugüne gelen, bize özgü gelenek ve birikimlerin (yerel unsurların), evrensel siyaset yelpazesinde muhafazakârlığa verilen alana oturtulması. Böylece İslami duyarlılığın da çağdaş muhafazakârlık tanımı içinde doğal bir yeri olabilecek.
DEVAMI YARIN
mtamer@milliyet.com.tr
|
|

|