|


Dünyanın sonu değil ama...
Kıbrıs'ta çözüm neden mi önemli? Türkiye'nin Avrupa Birliği yolunda ilerlemesi, yıl sonunda müzakere tarihi alması niye mi önem taşıyor? Bu sorunun en başta gelen yanıtlarından biri yalnızca iki kelimelik:
Aşla iş!
İşsizliği yenerek karnı tok sırtı pek insanların yaşadığı, günlük deyişle pazarda filenin dolduğu, mutfakta tencerenin kaynadığı bir Türkiye hedefine hızla yürümek... Kıbrıs'ta çözümle AB yürüyüşü işte bu bakımdan Türkiye için hayati bir konu.
Şu satırlara göz atabilirsiniz:
"Bugün Türkiye'nin en önemli sıkıntısı istihdam. Her sene 700 - 750 bin kişiye Türkiye'nin iş bulmak mecburiyeti var. Türkiye bunun ancak 250 - 300 binine iş buluyor. İşsizler ordusu gittikçe büyüyor. 2001'de yüzde 9'larda olan işsizler ordusu 2003'te yüzde 14'lere geldi.
Dolayısıyla Türkiye yüzde 5 büyüme trendini yüzde 7'ye çıkarmak zorunda. Ancak bunu yaparsa, yeni gelenlere iş bulunabilecek. Bunun en önemli ayağı Avrupa Birliği. Türkiye eğer Kıbrıs sorununu çözüp AB'den üyelik için müzakere tarihi alırsa, çok önemli bir yabancı sermaye yatırımı çekme potansiyeline ulaşacak. Bu da Türkiye'nin istihdam problemini çözecek." (TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan, Dünya, 5 Ocak 04)
Bu konu önemli mi, değil mi?
Lütfen, şöyle bir düşünün!
Özellikle Kıbrıs'ın stratejik değerini neredeyse her şeyin üstünde tutanlar, Kıbrıs elden giderse "Türkiye'nin Anadolu'ya hapsolacağını" sık tekrarlayanlar, lütfen, meseleye bir de aş ve iş penceresinden baksınlar.
İşsizlik sorununu çözemeyen Türkiye'de hiçbir şey dikiş tutmaz. Barış, huzur ve istikrar içinde bir Türkiye'nin önkoşulu işsizliğe kalıcı çare bulmaktır. Yılan hikayesine dönmüş olan bu sorunu çözmek için kendi iç tasarruflarımız yetmiyor. Dış tasarrufları da devreye sokmak zorundayız. Dış kaynak akışını hızlandırmadan, doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını artırmadan işsizlik sorununa çare bulamayız.
Ama ne yazık ki dış kaynak akışı çok cılız. Yabancı sermaye devede kulak. İşte bunun için Kıbrıs'ta çözüm - AB'den tarih önem taşıyor. Bu sonuç, Türkiye konusunda yabancı yatırımcılar açısından bir kalite belgesi anlamını taşıyor. Bu belge, Türkiye'nin Avrupa rayına geri dönüşü olmayacak biçimde oturduğunun göstergesi olacak. Bu kalite belgesi sayesinde Türkiye, tasarruf açığını kapatmaya, aş ve iş sorununu gerçekten çözmeye koyulacak.
Şimdi sormak gerekir:
Türkiye için Kıbrıs'ın stratejik değeri var da, Avrupa Birliği'nin yok mu diye?.. Kimilerinin dudak büktüğünü biliyorum. Yıl sonunda AB'den tarih alınmazsa, dünyanın sonu olmaz diyenler de var bunların arasında...
Tabii olmaz!
Türkiye 1970'lerde tam iki kez, - biri Demirel'in, biri Ecevit'in başbakanlığında - Avrupa trenini kaçırdığı zaman da tabii dünyanın sonu olmadı.
Ama bir şeyler de oldu!
Örneğin Avrupa trenini kaçırmayan İspanya, Portekiz ve Yunanistan fırlayıp gittiler. Biz bugün hala kişi başına milli gelir olarak 3 bin dolarda emeklerken, onlar 15 - 20 bin dolara çıktılar. Biz Birleşmiş Milletler'in yaşam kalitesi tablosunda 80'le 90. sıralarda nal toplarken, onlar ilk 20'nin içine yükseldiler.
Onlar, ekonomide AB standartlarına uyarken, ekonomide devlet kamburundan hızla kurtulurken, biz bugüne kadar ne doğru dürüst özelleştirmeyi kıvırabildik, ne de demokratik hukuk devletinin çıtasını yükseltebildik.
Yabancı sermaye onlara aktı.
Bize de belki biraz damladı.
Yunanistan'la birlikte AB'ye tam üyelik yolunu açamayan, bu nedenle ekonomide ve siyasette yapısal reformları gerçekleştiremeyen, geciktiren, çözüm değil sorun biriktiren Türk siyaset sınıfının ufuksuzluğu yüzünden Türkiye ne yazık ki içine kapandı.
Askeri rejime savruldu.
Terör ve şiddet tuzağına düştü.
Hortumcular cenneti oldu.
Hukuk cinayetleriyle yaşadı.
Dünyanın sonu olmadı ama bütün bunlar yaşandı ülkemizde...
Yazık değil mi? Eğer 1970'lerde Türkiye Yunanistan'la birlikte Avrupa yürüyüşüne çıksaydı, bütün bunlar yaşanmazdı diyorum. İşte bunun için 2004 kritik yıl. Dilerim, 1970'lerin tarihsel yanlışı tekrarlanmaz, Kıbrıs çözülür, AB yolculuğu devam eder.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|

|