10 Ocak 2004 Cumartesi
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   



   
Hava olumlu ama...

       
    Annan planı devletin zirvesinde genel olarak kabul gördü mü? Bu plan çerçevesinde, planın özünü zedelemeyen bir Kıbrıs çözümü önceki gün Çankaya Köşkü'nde ilke olarak benimsendi mi?
    Özellikle Dışişleri Bakanlığı'nın damgasını bastığı yaklaşım ve Annan planıyla ilgili değişiklikler konusunda ne kadar uzlaşma sağlanabildi?
    Sağlandıysa, bu değişiklik istekleri planın özü ve temel dengeleri açısından ne anlama geliyor? Karşı taraf, yani BM'si, ABD'si, AB'si Ankara'nın yeni tutumunu makul karşılar mı?
    Sorular çoğaltılabilir.
    Rauf Denktaş'ın yine müzakereci olarak Ankara tarafından kabul edilmesinin sonuçları ne olabilir? Denktaş yine bildiğini okuyabilir mi? İnce ayar kamışlarla işi yokuşu sürebilir mi? Denktaş'ın masaya oturması Türk tarafının çözüm açısından inandırıcılığını azaltmaz mı?
    Birkaç soru daha:
    Önümüzdeki 23 Ocak'ta toplanacak Milli Güvenlik Kurulu toplantısında askerin tutumu beklenmedik biçimde değişebilir mi?
    Bir başka deyişle:
    Annan planı çerçevesindeki çözümü doğru bulan Dışişleri Bakanlığı yaklaşımını 'teslimiyetçilik'le suçlayabilecek kadar şahinleşen ve askerde varolması gereken disiplin anlayışını hiçe sayarak işi haber sızdırmak yoluyla 'siyasal eylem'e vardıran bazı askeri odakların çabasıyla, MGK toplantısına kadar hava yine bulanabilir mi?
    Bir yandan kapalı kapılar arkasında bastırıp, diğer yandan yine gazete manşetlerine sızıp devletin tepesinde, Cumhurbaşkanı - Başbakan - Genelkurmay Başkanı üçgeninde yeşermeye başladığı söylenen uzlaşmayı bozabilir mi bu askeri odaklar?
    Evet, bir sürü soru.
    Şaşırtıcı değil.
    Kritik eşikteyiz!
    Dönüm noktalarında ortalık siyah beyazlaşır. Böylesi dönemlerde sağduyuya ihtiyaç vardır. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özkök'ün Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yeni yıl mesajında belirttiği gibi duygularla değil akılla davranılması gerekir.
    Kıbrıs'la ilgili olarak Ankara'da, devletin zirvesinde sağduyunun, duygudan çok aklın ağır bastığına ilişkin sinyaller alınıyor.
    Olumlu bir nokta söz konusu.
    Annan planının çerçevesini, özünü, temel dengelerini gözeten, referandumu öngören bir tutum belgesinin şekillendiği, değişikliklerin bu çerçevede çok sınırlı tutulacağı güvenilir kaynaklarca ifade ediliyor.
    Bu bakımdan, Cumhurbaşkanı Sezer'le Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özkök'ün yaklaşımlarının da olumlu bulunduğu belirtiliyor.
    Ancak, demin sözünü ettiğim birtakım askeri odaklar, 23 Ocak'taki MGK toplantısına kadar bu havayı bulandırabilir mi sorusu hala gündemde.
    Buna fazla ihtimal verilmiyor.
    Genelkurmay'la Dışişleri arasında hala ufak tefek bazı görüş ayrılıkları bulunmakla birlikte, Çankaya zirvesinde esen 'bahar havası'ndan sonra gelinen olumlu noktanın değişmesi beklenmiyor.
    Ama tabii Ankara'dır bu, yine de belli olmaz. Sürpriz gelişmeler her zaman olabilir. Bu durumda Başbakan Tayyip Erdoğan'ın sağlam durmasıdır, önemli olan. Geçen yılki AB uyum yasalarında olduğu gibi, "Hükümet olarak bizim görüşümüz budur" diyecek bir Erdoğan siyasal otorite olarak belirleyici olur.
    Denktaş'ın müzakereciliği ise...
    Annan planını yerin dibine batıran birine, "Al bu planı müzakere et!" denebilir mi? Denirse bu ne kadar inandırıcı olabilir? Türk tarafının çözüm niyeti konusunda büyük soru işaretleri yaratmaz mı? Eğer oyun oynanmayacaksa, eğer gerçekten çözüm isteniyorsa, böyle bir konu yine Denktaş'ın eline bırakılabilir mi?
    Kimine göre bu sefer durum farklı. Denktaş'ın eline Ankara'dan bir yol haritası verilecek. Ayrıca müzakere masasında yalnız bırakılmayacak.
    Olabilir.
    Ya da kimine göre Denktaş'ın dışlanması, Ankara'da devletin tepesindeki mutabakatı da bozabilirdi. Ama bunun tersi de mümkün. Denktaş, bu mutabakatı bu kez masada müzakereci olarak torpilleyemez mi?..
    Belki de sonunda Denktaş'ın, nefret ettiği bir plan elinde masaya oturmaktan kendisi vazgeçer, iyi de olur.
    Anlaşılan, bugünlerde daha çok Kıbrıs yazacağız.
   
    h.cemal@milliyet.com.tr
   
   
   





Taha AKYOL
'Sevgiyle bakmak...'

Çetin ALTAN
Geçmiş zaman olur ki, gelecek zaman olur ki...

Melih AŞIK
Eti, Eti, Eti...

Fikret BİLA
CTP-DP hükümeti

Hasan CEMAL
Hava olumlu ama...

Güneri CIVAOĞLU
Saaat - tım fobisi

Can DÜNDAR
Şam tamam, sıra Tahran'da...

Abbas GÜÇLÜ
Eğitim ve yerel seçimler

Sami KOHEN
Bush'un istediği oluyor...

Hasan PULUR
Boşuna heyecan!

Derya SAZAK
Bir star masalı

Meral TAMER
Rektör Yardımcısı'nın kızı, Paşa'nın yakını derken...

Tamer HEPER
Bir bulabilsek

Güngör URAS
Aşk insanın gözünü kör eder (evlilik gördürür)

M. Ali BİRAND
Denktaş'ı seviyoruz, ancak inandırıcı olamaz