|


Şam tamam, sıra Tahran'da...
Bilmem İstanbul için bir ders midir bu: Bem depreminden sonra 10 milyonluk Acem başkentinin de risk taşıdığını bilen İran yönetimi Tahran'ı Arak'a veya İsfahan'a taşımayı tartışıyor.
Ancak Tahranlıların kenti terk etmesi zor görünüyor. Ankara'daki İran büyükelçisinin siyasi danışmanı Sadık Maleki bir Tahranlı... "Dışişleri taşınırsa mecburen ben de gideceğim, ama ailemi taşımam" diyor.
Maleki, Azeri kökenli... 1992'de Trabzon'da konsolosluk yapmış. Türkiye'de ikinci dönemi... "Burada kendimi Şark'ta hissediyorum" diyor.
Yeni bir deprem dostluğu
Türk - Yunan ilişkilerinin önünü açan deprem, Türk - İran ilişkilerine de aynı etkiyi yapmış gibi: "İlk yardım Türkiye'den geldi. Cuma günü depremden 4 saat sonra 4 uçak malzeme getirdi, hemen ardından da kurtarma ekipleri yetişti. Çok önemliydi bu..." diyor Maleki ve ekliyor:
"İran halkı, Türk halkının yardımlarını zihninde ve tarihinde zaptetti. Bunun emanettarı olacaktır."
Tahran'ın kırmızı çizgisi
Son Türkiye - Suriye yakınlaşmasını çok önemsiyor Tahran... Suriye Devlet Başkanı Başar Esad'ın Ankara ziyareti "Türkiye'nin yüzünü 'nihayet' şarka dönmesinin işareti" olarak yorumlanıyor. Irak krizinde Türkiye'nin çok akıllıca bir politika yürüttüğünü ve bu sayede bölge ülkelerinde itibar kazandığını söyleyen Maleki, şimdi Irak işgal altındayken Türkiye, İran ve Suriye'nin yakın işbirliğinin şart olduğunu belirtiyor:
"Bu üç ülke için de Irak'ın toprak bütünlüğü çok önemli... Irak'ın bölünüp bölünmemesi bizim oyunu iyi oynamamıza bağlı. Eğer birbirimize kardeşçe güvenerek, koordineli bir politika izlersek Irak'taki tehlikelerin önünü kesebiliriz" diyor ve Tahran'ın pozisyonunu çok net ortaya koyuyor: "Bizim kırmızı çizgimiz Irak'ın bölünmemesi... Gelişmelerin bu yöne gitmesine müsaade etmeyeceğiz. Köşede oturmayız."
Maleki, ABD'nin de bölünmüş bir Irak istemeyeceğini, çünkü bölge ülkelerinin hassasiyetini bildiğini söylüyor. Iraklıların yüzde 80'inin de bölünmeye karşı olduğunu, işler bu yönde gelişirse iç savaşa dönüşebileceğini tahmin ediyor.
Kürtlerin Amerika'yla tehlikeli bir oyun oynadıkları kanısında... Bugünlerde en büyük korkusu, İstanbul'da terör saldırılarının ardından İran'a kaçan saldırganların derhal teslim etmesiyle ısınan Tahran - Ankara ilişkilerinin, Kandil dağlarından gelecek bir provokasyonla soğutulmak istenmesi.
"Uyanık olmamız gereken günlerdeyiz" diyor Maleki...
"Çaldıran'ı aşalım"
Yıllarca birbirine kuşkuyla bakmış iki komşu nasıl yakınlaşacak?..
Maleki, "Özal döneminde çok iyiydi ilişkilerimiz. Ekonominiz de iyiye gitti o zaman. Ne zaman ki uzaklaştık birbirimizden, ekonomi de bozuldu. 10 milyar dolar olabilecek ticaretimiz 2 milyarda kaldı" diyor ve ekliyor: "Çaldıran'ı aşmak zorundayız. Bunu bir Müslüman olarak değil, öncelikle bir Şarklı olarak söylüyorum."
"Aramızdaki güven ilişkisi artsa ben malı Batı'dan değil, komşumdan alırım. Bakın geçen yıl bu güven sayesinde yüzde 70 arttı ticaretimiz" diyen Maleki, Türkiye'nin İsrail'le, ABD ile ilişkilerinden rahatsızlık duymadıklarını, ama yüzünü bölgeye dönmesinden mutlu olduklarını söylüyor.
Görünen o ki, Ankara'nın gündemine Şam'dan sonra Tahran gelecek. Çok yakında karşılıklı üst düzey ziyaretler beklenebilir. Irak'ı parçalayan savaş, üç komşusunu buluşturuyor.
can.dundar@e-kolay.net
|
|

|