12 Ocak 2004 Pazartesi
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   


'Sosyolojik' bir gece

   
Safran'a çağırdıklarında, Elena elenmişti Popstar'dan. Atlayıp gittim. Bir doğum günü kutlamasının tam ortasında üst üste Bayhan çalıyordu Aslı Altan. Sonra ne mi oldu?...

        KAYNAMA NOKTASI / AHMET SALİH
   
    İyi ki Perihan Mağden'in davetine icabet edip Safran'a gitmişim cumartesi gecesi. Seviyorum böyle, sosyolojinin patlak verdiği, bir dolu toplumsal göstergenin ortalığa saçıldığı 'sosyolojik geceler'i.
    Elena'nın Popstar'dan elendiği dakikalardı ve teselli bulmak için aramıştım Perihan'ı. "Hemen buraya geliyorsun" dedi Perihan, "Safran'a, kıro kızlar partisine. Kulübün 'lounge'ında televizyondan izliyoruz olanı biteni."
    Perihan'ın nasıl arkadaş canlısı olduğunu bilenler bilir ve böyle durumlarda, yani arkadaşı kendisini biraz naza çekerse, sözünü söyler ve kapatır telefonu: "Friends are available" (Arkadaşlar ulaşılabilirdir).
    Safran'a gittiğimde diğer arkadaşlar da hüzünlüydü tabii: Altan, Cüneyt, Suna, Tanya, Oray, Sayım.
    Herkes kendince yorumluyordu cuma akşamki performansından sonra birincilik, hadi olmadı ikincilik bekledikleri Elena'nın elenmesini.
    Kimi Türk halkının ultra milliyetçiliğinden dem vuruyordu ki, peki o zaman buraya kadar nasıl gelmişti Elena.
    Kimine göre olayın müsebbibi Ahmet Tulgar'dı. Tulgar'ın tamamı Milliyet Cumartesi'de yayımlanan, dört dakikası da televizyondan verilen röportajında Elena'nın söylediklerinin etkisi olarak değerlendiriyordu bu durumu.
    Kadınlara göre erkeklerin kadın düşmanlığı, kadınların ise erkek düşkünlüğüydü neden. Tartışma sırasında Aslı Altan kalktı, dicey kabinine geçti. Ve bir Bayhan patlattı. Bu çocuk şarkı söylerken herkes bir intikam hissiyle, herkes bir şeylerden intikam alıyormuşcasına katılıyor ona.
   
    Bayhan 'abartmaktır'
    Her hafta bir başka epizodu ortaya çıkan, kanlı, zehirli bir alt sınıf epopesi'nin modern Odiseus'u. Memleketi ile, Almanyası ile ve sonunda İstanbul'u ile turunu tamamlamış, Türkiye'nin çok sevdiği o arabesk yolculuklardan birinin daha kahramanı. Bu duyguda yakalıyor Bayhan herkesi işte.
    Müzikal otoriteden, üst sınıflardan, hukuk sisteminden, dayatılan bir çok şeyden, ondan, bundan, hatta entelektüellere gelirsek kendinden intikam.
    Jean Baudrillard, sessiz yığınların, kendilerinden sadece bir ölçüde istenileni ifrat noktasına taşıyarak iktidara oynadığı oyundan, iktidarla inatlaşmadan söz eder ya, tam bu durum söz konusu bu "Bayhan abartısı"nda. Hatta Altan'ın tavrında. Koca bir masada bir grup Beyaz Türk bir hanımefendinin doğum gününü kutluyor, hanımefendi gelip dicey kabinin önüne "Ama bugün benim doğum günüm. Ben şu parçayı istiyorum" diyor. Bir dans parçası istediği. Hayır, Altan patlatıyor yine Bayhan'ı. Art arda, tekrar tekrar, bazen etkiyi arttırmak için bir Amerikan müzikal şarkısı çalıyor, sonra yine Bayhan.
    Bayhan'ı Bayhan yapan bu işte: Abartmak. Altan da şey dedi bir ara: "Kızmayın, Safran'ı Safran yapan burada bazı şarkıların aynı gece inatla defalarca çalınmasıdır." Ajda Pekkan'ı da böyle çalar Altan.
    Gecenin bir başka olayı ise yine tam bir sosyolojik göstergeydi. Altan'ı Bayhan kesmemiş, Ajda Pekkanları'da bitirmiş, Yıldız Tilbe'ye geçmişti. Daha çok türkü gibi bir şey çalıyordu Tilbe'den. Bizim Sayım sokağı, sokaktaki adamı iyi tanır. Beyoğlu birahanelerinde nasıl oynandığını da iyi bilir. Eh, bu türkümsü şarkı çalarken, o da belindeki çantayı hoplata hoplata başladı bıçkın delikanlıların birahane, düğün salonu figürlerine.
    Altan tanıyamadı Sayım'ı, ilk kez o gece karşılaşmışlardı, kesti müziği aniden, mikrofondan seslendi: "Çocuğum, sen kimsin? Bizden mi bu arkadaş?"
    Perihan: "Evet" dedi, sonra da sürdürdü: "Hem böyle şarkılar çalıyorsun, hem de tam bu şarkılara uygun eğlenen biriyle karşılaştın mı şaşırıyorsun, uzaktan sosyoloji olmuyor işte."
   
   

MAGAZİN


'Sosyolojik' bir gece
'Suç Elena'da değil, bizde'
Oscar'ın adresi neredeyse belli
Sezen yine bir başına
Reina ve by Karaf yıkılıyo






ŞENAY DÜDEK