13 Ocak 2004 Salı
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   



   
Türkiye'ye çalışıyor 11 Eylül!

       
    Türkiye'nin bu yıl sonunda Avrupa Birliği'nden tarih alması, 2004'ü son derece kritik hale getirmiş durumda.
    Hatta kader yılı denebilir.
    AB Komisyonu, sonbahardaki raporunda, "Türkiye tam üyelik müzakerelerine hazır!" lafını edecek mi? AB Konseyi aralık zirvesinde "Türkiye'yle üyelik için artık masaya oturuyoruz" diyebilecek mi?
    Hava genel olarak olumlu.
    Diplomatik deyişle:
    Uluslararası konjonktür, 11 Eylül dünyasında Türkiye'nin lehine işliyor. Bu açıdan AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Verheugen'in şu sözlerinin altı çizilebilir:
    "Avrupa'daki tüm devlet ve hükümet başkanları 1999'da 'Türkiye AB üyesi olabilir, ama aslında biz bunu istemiyoruz' dediler. Bugün ise çoğunluğu, dış politika ve güvenlik konularından dolayı Türkiye'nin AB üyeliğinden yana. Bu gelişme 11 Eylül 2001'den sonra başladı."
    Alman Dışişleri Bakanı Joschka Fischer de geçen hafta Berlin'de Başbakan Erdoğan'ın da katıldığı bir toplantıda farklı konuşmadı. 11 Eylül gerçeğini vurgularken şöyle dedi:
    "Bundan kırk yıl önce Türkiye'ye verdiğimiz sözü, 'AB içinde bir İslam ülkesi olmaz' gerekçesiyle yerine getirmezsek, bunun bedelini ağır öderiz."
    Türkiye'yi AB içinde görmek isteyen ülkelerden biri de Amerika. Çünkü AB'den dışlanmış bir Türkiye'nin olmadık sulara açılması, istikrarsızlaşması ihtimalinden kaygı duyuyor. Washington'da bugün ağır basan görüş, Türkiye'nin yıl sonunda tarih alarak AB yoluna devam etmesini istiyor.
    Neden mi?
    Örneğin bir Amerikalı meslektaşımız, The New York Times'ın önde gelen yazarlarından Thomas L. Friedman hafta sonu köşesinde şunları yazmıştı:
    "Açık olan bir şey var ki, o da Usame bin Ladin'in amacına ulaşmış olmasıdır. 11 Eylül, Hıristiyan Batı'yla Müslüman Doğu arasında gerçek bir gerilimi harekete geçirdi. Bu gerilimlerin üç kilit yerde, Türkiye, Irak ve İsrail - Filistin'de uygarlıklar çatışmasını tetikleyip tetiklemeyeceği, Batı'yla İslam arasında bizim köprüler mi inşa edeceğimiz, yoksa hendekler mi kazacağımıza bağlı olacak.
    Türkiye, Avrupa'da demokrasiyle pazar ekonomisine sahip tek Müslüman ülke. Eğer biz İslam dünyası içinde ılımlı güçlerin fikir savaşını kazanmalarına yardımcı olmak istiyorsak, o zaman demokrasiyle modernizmi birlikte işleten bir İslam modeli olarak Türkiye'nin güçlenmesine yardımcı olmak zorundayız.
    Bu bakımdan hiçbir şey Türkiye'nin AB üyesi olmasından daha önemli olamaz. AB eğer kapılarını Türkiye'ye kapatırsa, İslam dünyasındaki aşırılar sürekli olarak ılımlıların kafasına kakarak, 'Gördünüz mü, söylemiştik, bu bir Hıristiyan kulübüdür ve içeri girmemize asla izin verilmeyecek!' diyecekler. Türkiye'nin AB üyeliği öylesine önemli ki, Türkiye'nin üyeliğini kolaylaştırmak için Amerika AB'ye mali açıdan destek bile vermelidir. AB eğer köprü inşa etmek yerine, Türkiye'nin önüne hendek kazarsa, bu bir tarihsel yanlış olur." (New York Times, 11 Aralık 04)
    Dışarısı olumlu.
    Türkiye'ye çalışıyor 11 Eylül!
    Türkiye'yi AB'ye yaklaştırıyor.
    Ama buna bakıp AB'den tarih çantada keklik denebilir mi? Elbette değil. Ama AB her zamankinden daha yakın. Gitgide yaklaşan bu hedefi vurmak için Kopenhag kriterleri konusunda çok iş yaptı Erdoğan hükümeti.
    Çoğu gitti azı kaldı denebilir.
    Ama kalanlar küçümsenecek gibi değil. AKP'nin gündemindeki ev ödevlerinin bir bölümü anayasal ve yasal nitelik taşıyor. Bir bölümü de uygulama ile ilgili...
    Nitekim, hafta içi Ankara'ya gelecek olan AB Komisyonu Başkanı Prodi, dün CNN Türk'te Mehmet Ali Birand'la Zeynel Lüle'nin sorularını yanıtlarken bu iki noktaya işaret etti ve tarih konusunda AB'de genel havanın olumlu olduğunu belirtti. Tabii Kıbrıs'ı da ekledi sözlerine...
    Ha gayret!
   
    h.cemal@milliyet.com.tr
   
   





Taha AKYOL
Kerkük, Kürtler, Şiiler, Türkmenler

Melih AŞIK
Bilime balta...

Fikret BİLA
Ön müzakere eğilimi

Hasan CEMAL
Türkiye'ye çalışıyor 11 Eylül!

Güneri CIVAOĞLU
Şans dönencesi

Can DÜNDAR
"Dev adam"ın evinde...

Abbas GÜÇLÜ
Bilim, teknoloji ve Milliyet ansiklopedisi

Hurşit GÜNEŞ
Tüketim patlaması yaşanıyor

Sami KOHEN
Uyum ne kadar sağlam?

Mehmet Y. YILMAZ
Ankara, bir sorunumuz var!

Derya SAZAK
AKP'nin kimliği

Meral TAMER
YÖK Başkanı tatmin olmuş, ben olmadım!

Güngör URAS
Yemiyoruz, yatırım yok, gene de borçlanmadan yaşayamıyoruz

M. Ali BİRAND
Kıbrıs'ta ümitler yine artıyor...