|


Gaflet uykusu!
Gelin size bir senaryo yazayım. Siyaset kulisinin kuytuluklarında kulaklara çalınan bu kabus ya da dehşet senaryosunda yalnız sivil değil, bazı askeri odakların da rolleri var.
Şöyle özetlenebilir:
Kıbrıs satılmış, Türkiye bölünmüş umurlarında değil; çünkü onların temel hedefi, laik Cumhuriyet'i yok ederek bu ülkede İslamcı düzen kurmak!
Kim onlar?
AKP ve hükümeti...
Ve de AKP'yi arka planda, üstü örtülü biçimde destekleyen bazı İslamcı odaklar... Özellikle AKP'nin lider kadrosunun bir zamanlar el aldıkları bazı nüfuzlu tarikat çevreleri...
Kıbrıs'ı neden mi satmak istiyorlar?
ABD ve AB'ye yaranmak, onların desteğini elde etmek için... Bu yüzden onların bir dediğini iki etmiyorlar.
Türkiye nasıl bölünecek?
Kürtlere tanınacak haklarla!
AB'ye uyum bahanesiyle Kürtçe radyo - televizyon, Kürtçe dil eğitimi vesaire derken Kürt milliyetçiliği gitgide güçlenecek, Irak Kürtlerinden de örnek ve cesaret alarak Türkiye'yi bölecekler...
Umurunda değil mi onların? Değil.
Çünkü onlar, AB'den yıl sonunda tarih almanın Türkiye'yi ille de AB üyeliğine götürmeyeceğini biliyorlar. Ama şunun farkındalar: Bu amaçla atılacak sözde reformcu adımlarla askerin rejim içindeki rolü azaltılacak; laik Cumhuriyet'in kaleleri teker teker içten fethedilecek; böylece yavru vatan satılıp anavatan Anadolu'ya hapsolurken, Türkiye de bölünme ve şeriat devleti rayına oturmuş olacak.
Kabus senaryosu böyle.
Ne kadar inandırıcı?
Kimileri inanıyor ve kaygılanıyor. Kimileri, inanmasalar da Türkiye'nin Avrupa yolunu kesmek için bu senaryoyu körüklüyorlar. Kimileri, karşı devrim diye niteledikleri ve Türkiye'ye çok erken geldiğini düşündükleri demokrasiye son vermek için bu senaryonun peşindeler.
Yani cuntacılık yapıyorlar!
Eski hastalıkları nüksetti.
İçlerinde radikal solcusu da var, radikal sağcısı da. Kendine Kemalist diyen de var, Ülkücü diyen de. İçlerinde 9 Martçı da var, 28 Şubatçı da. Sivili de var, askeri de...
Gönüllerde darbe yatıyor.
Bunun adı kızılelma koalisyonu!
Ancak, bu koalisyonun başarı şansı yok. Bu senaryonun da inandırıcılığı yok. Bu senaryo Türkiye'yi küçümsüyor. Türkiye'nin gücü ve gelişmişliği ile ekonomik, toplumsal ve siyasal farklılaşmışlığı böylesi senaryolara artık geçit vermez.
Anlayamadıkları bu.
Kabus senaryoları yazan zihniyetin arkasında hala demokrasi korkusu yatıyor. Oysa, Türkiye bu korkudan ne kadar çabuk kurtulursa, o kadar önü açılır, kalkınır, çağdaşlaşır. Bu nedenle tersine çevirin kabus senaryosunu.
Bir de öyle, tersten yazın!
Kıbrıs çözümsüz kalırsa, Türkiye asıl işte o zaman Anadolu'ya hapsolur, içine kapanır. Hem bu nedenle, hem demokratikleşme adımlarını atmadığı için AB'den dışlanan Türkiye'nin başına asıl o zaman korktukları gelir. Çünkü asıl o zaman bölücü milliyetçilik güçlenir, PKK'lı şahinlerin değirmenine su taşınır.
Bu nedir, biliyor musunuz?
Teröre davetiye çıkarmaktır.
Kıbrıs'ın çözümsüzlüğüyle AB'den tarih alamayan, Kürt sorunu yüzünden AB ve ABD ile ilişkileri bozulan, içine kapanma eğilimleri güçlenen, Güneydoğu'da şiddete davetiye çıkaran bir Türkiye, istikrarsızlık ve kaosun tehlikeli sularına çekilir. Yatırımcı kaçar, gelmez, ekonomi kötüye gider. İslamcılık dahil radikalizmin her çeşidi yükselmeye başlar.
Asıl kabus senaryosu budur!
Onun içindir ki, asıl Kıbrıs'ı çözmek ve demokratikleşmeye devam etmektir, kabus senaryolarını ve gizli gündemleri boşa çıkartmak...
Tersi değil.
Asıl Kıbrıs'ı çözmeyen, demokrasiyi başaramayan bir Türkiye Anadolu'ya hapsolur; ancak böyle bir Türkiye'de bölücü, şeriatçı, kızılelmacı, cuntacı ziller çalar.
Tersi değil.
Gaflet uykusundan uyanma zamanıdır!
Demokrasiden korkarak bu ülkeye iyilik değil kötülük yapılır.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|

|