|


Burçin'in anı defteri okul yöneticilerine, ailelere, polise kaynak olmalı
Hatırlayamıyorum, kim bilir hangi 5 yıldızlı muhteşem otelin birinde İstanbul'un seçkin davetlileri, seçkin jüri üyeleri tarafından seçilmişti Burçin Bircan... Dal gibi ince, henüz bir lise öğrencisi masum yüzlü bir genç kız. O muhteşem kalabalığın önünde kurulan podyumda alkışlar, çığlıklar arasında tacı takılırken patlayan şampanyaların uçuşan köpük baloncukları arasında Türkiye yüz güzeli seçilirse ne olur? Hele yetişme şartları. Ver elini Dominik, alkışlar, beğenenler, oteller, davetler. Etrafını çeviren kimi seks düşkünü, kimi pezevenk, kimi balık çiftliği kurup yetişenleri satan zincirleme onları da hem satıcı, hem uyuşturucu tutkunu yapan uyuşturucu tacirlerinin ağına düşmeleri, galiba maceranın akan deresi.
Burçin'in not defteri
Benim aklımın alamadığı Burçin'ciğin hastanede not defterine yazdıkları. Bütün gazetelerden çekici bölümleri dikkatle okudum. Sizler ne düşünüyorsunuz bilemiyorum, ama bir toplumsal suç var gibi geliyor bana.
Bir defa bu genç kız denemiş ama bataktan kendini çıkartamamış. Ee peki babası annesi? Öğreniyoruz ki, evlat edinmişlermiş! Burçin de bunu hazmedememiş.
Yok öyle şey. 15 - 16 yaşına kadar evlat ama bunalım çıkınca evlat değil. Ne çirkin ne çirkin!
Geçelim deftere dönelim. Lise öğrencisi genç kızlar, sınıflarında (çocuklar) ufak bıçaklarla birbirlerinin ellerini, kollarını keserek bıçaklama oyunu oynuyorlarmış, bu biraz da seks tatminiymiş, bazen daha da ileriye gidince, öğretmenleri evlerine gönderiyormuş. Manzarayı gören öğretmenler bu kadar mı gamsız yahuu?
Okul kapıları uyuşturucu seyyarları ile doluymuş. Kimse bunun farkında değil mi? Öğretmenler, müdürler, muavinler veya aklı başında öğrenciler!
Siz lisede sınıfları, böyle 50 - 60 öğrenciyle doldurur öte yandan 30 bin öğretmene iş vermezseniz toplumda böyle yaralar açılır. Bugün ortaya çıkan uyuşturucu yarası, yarın bir başkası.
Hastanede uyuşturucu
Bir diğer dikkatimi çeken hastaneler; Balıklı Rum Hastanesi... bu sonuncusu bu gibi işlere bakıyor. Uyuşturucu satıcıları aynı okullarda olduğu gibi oralarda da ağlarını kurmuş. Seyyar satıcı kılığına girmiş adamlar (ve tabii bazen kadınlar) eroin, kokain, esrar, ekstasy hangisi daha çok gidiyorsa tezgahlarında. Hatta diyorlar ki, bazı uyuşturucu tutkunları daha kolay mal bulabildikleri için hastanelerde yatıyorlarmış! Ve elbet paraları çok olanlar!
Peki doktorlar anlamazlar mı bunu, hastaların uyuşturucu kullanıp kullanmadıklarını? Söylenen, içeriden dışarıdan karpuzun, kavunun, şeftalinin, portakalın, pizzanın, sandviçin içinde uyuşturucunun hastanelere girdiğini cümle alem biliyormuş!
Yıllar önce bu işin tıp merkezi Bakırköy'dü. Prof. Mazhar Osman, Prof. Fahrettin Kerim Gökay, Dr. Fahri Celalettin (ünlü hikayeci), Dr. Yıldırım Aktuna hepsi oradan yetişmişlerdir; bunlar, gözleriyle baktıkları an hastanın neyi, ne kadar içtiğini anlarlardı.
"Sahte cennetler" diye Boudler'den esinlenerek hocam Nadir Nadir koymuştu eroin üreten bir kadınla yaptığım inceleme röportajların adını.
Daha gerçek olanı olayı bizzat yaşamıştım. Gazeteciliğe başlamamdan iki yıl sonra dostlarım, Şakir Eczacıbaşı ve Altemur Kılıç iyi bilir, eroincilerin arasında yaşamıştım 15 gün kadar. Kılıç Ali Hamamı'nda polis baskınıyla eroinci arkadaşlarımın ellerinden güç kurtulmuştum. (1952 Vatan)
Yani bu yarayı çok incelemiş çok deşmiştim. Polis isterse, organize olursa önemli ölçüde önler, adamların verdikleri zararı. Copla değil, enselerinden tutup adalete teslim ederek, içeriye atarak varlığını göstererek.
|
|

|