|


Kıbrıs'ta durum
Kıbrıs sorunun birkaç boyutu var.
Öncelikli sorun seçimlerden sonra KKTC'de yeni hükümetin kurulmasıydı.
CTP - DP koalisyonu kurularak ilk adım atıldı. CTP lideri Mehmet Ali Talat'ın başbakanlığında bir hükümet kuruldu ama sorun tam aşılamadı. Koalisyonun DP kanadında dışarıdan atanan üç bakanın milletvekili seçilme yeterliğine sahip olmadıkları, dolayısıyla bakan olamayacakları anlaşıldı. KKTC Başsavcılığı da bu yönde karar verdi.
Dışarıdan atanan bakanlara, Ulusal Birlik Partisi, itiraz etmişti. Şimdi, bu üç bakanın değiştirilmesiyle, sorun aşılmaya çalışılacak.
Peki, bu değişikliklerle, hükümet sorunu sona ermiş olacak mı?
KKTC'den gelen haberler, sorunun süreceğine işaret ediyor.
Anamuhalefet partisi UBP'nin bu kez Anayasa Mahkemesi'ne başvurararak, hükümetin hukuken sakat olduğu ve Başbakan Mehmet Ali Talat'ın bu görevini Cumhurbaşkanı'na iade etmesi gerektiği savıyla dava açmaya hazırlandığı kaydediliyor. UBP lideri Derviş Eroğlu'nun bu başvuruda, Anayasa'nın öngördüğü 15 gün içinde Talat'ın dışarıdan atanan üç bakan nedeniyle hükümeti kuramadığı ve görevi iade etmesi gerektiğini savlayacağı belirtiliyor.
Eğer Anayasa Mahkemesi böyle bir karar verirse, KKTC'de hükümet sorunu yeniden doğabilir. UBP, bu durumda hükümeti kurma görevinin Eroğlu'na verilmesini talep edebilir.
Denktaş ve ön müzakere
Kıbrıs sorununun bir diğer boyutu Annan planı üzerinden yapılacak müzakereler. Düğmeye Başbakan Erdoğan, BM Genel Sekreteri Annan ve ABD Başkanı Bush'la görüşerek basacak...
Erdoğan'ın her iki teması da müzakerelerin başlaması için atılacak ilk adımlar niteliğinde. Erdoğan'ın alacağı yanıtlar müzakerelerin başlayıp başlamayacağını da belirleyecek.
Bu konuda KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın tutumu, Erdoğan'ın girişimleriyle bir ön müzakere süreci başlatılması yönünde... Başbakan Erdoğan ile Cumhurbaşkanı Denktaş'ın İstanbul görüşmelerinde mutabakata vardıkları hususların başında, Annan planının otomatik referandum öngören maddesinin ön müzakerelerle değiştirilmesi, referandumun, tarafların (Türk ve Rum) anlaşmaya varmaları ve plan üzerinde uzlaşmalarıyla yapılabilmesi.
Denktaş'ın bu konudaki görüşü şöyle:
"Bu sağlanmadan masaya oturulursa, uzlaşma sağlansın veya sağlanmasın otomatik referanduma gidiliyor. Bu dünyanın hiçbir yerinde hiçbir zaman görülemedi. Taraflar uzlaşma sağlamadığı halde referanduma gidildiği görülmemiştir. Referandum, uzlaşma sağlandıktan sonra yapılır. Kaldı ki, planda taraflardan birinin referandumda ret kararı vermesi halinde ne olacağı da bu planda belli değil. Bunun da açıklığa kavuşturulması lazım."
Denktaş'ın bu yaklaşımı Talat hükümetinin protokolünde de yer alıyor. Referandumun ancak Türkiye - Yunanistan ve Kıbrıs'ta iki tarafın uzlaşması sonrasında yapılması gerektiği savunuluyor.
Bu yönleriyle bir ön mutabakata varılmadan Annan planı etrafından masaya oturulması, referandumun da otomatik kabulü anlamına geliyor ki, Ankara da, KKTC de önce uzlaşma sağlanmasını savunuyorlar.
Başbakan Erdoğan'ın bu konularda Annan'dan alacağı yanıtlar, anahtar niteliği taşıyacak... Bir diğer beklenti ise 23 Ocak'ta yapılacak Milli Güvenlik Kurulu toplantısı.
Bu toplantıda da yukarıda özetlediğimiz sorunlar ve ön müzakere ihtiyacının ele alınması bekleniyor.
fbila@milliyet.com.tr
|
|

|