17 Ocak 2004 Cumartesi
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   


Üç Yusuf, bir İslam

   
Yaşam şeklini, dinini ismini değiştirdi, ama geçmişi onu terk etmedi. Geçmişiyle barışıp, İslam'da kendisini bulana değin, üç Yusuf eskitti

        ALİ KÖSE

   
    Onu ilk İstanbul'da görmüştüm. 1986'da. Tepebaşı Gazinosu'ndaydı. Neden İslam'ı seçtiğini anlatmaya gelmişti Müslüman-Türk kardeşlerine. O gece sarıklı-cüppeli erkekleri, kravatlı üniversite öğrencileri, çarşaflı kadınları, türbanlı genç kızları ağırladı Tepebaşı Gazinosu. 1960-70'lerin pop dünyasının belki de bir numaralı ismini dinleyeceklerdi. Ben de kravatlılar kadrosundan oradaydım. O gece şarkı söylememiş, Kur'an okumuştu. Çünkü şarkı Cat Stevens'ın, Kur'an ise Yusuf İslam'ın simgesiydi onun ve dinleyenlerinin gözünde. Şarkı, beste ve gitar hanelerinin karşısında kocaman bir 'Zinhar!' vardı. İlâhi bile söylenmeyecekti artık. Herkes memnundu durumdan. Popun bir numarası karşılarındaydı ve kendisini bir numara yapan şeyi lanetliyordu. Müslümanlar 'mutmain'di gazinodan ayrılırken. "Müzik lanet edilesi bir şey midir?" sorusu ise hiç yoklamamıştı zihinleri.
   
    Birinci Yusuf
    Bir sonraki buluşmamız bu kez onun memleketindeydi. Londra Üniversitesi'nde konuşma yapıyordu. Müslüman Öğrenciler Derneği'nin davetlisiydi. Ben yine kravatlılar kadrosundaydım. Çoğunluk Müslüman'dı, ama başka dinlerden öğrenciler de yok değildi. Çünkü o bir efsane idi ve onun peşinden hidayete eren birçok İngiliz genç vardı. Müslüman gençler sorgulayıcı idiler. Tepebaşı'ndan farklı bir atmosfer vardı salonda. "Neden müziği tekrar denemiyorsun? Üstelik de bunu İslam için yapabilirsin?" demişti bir genç kız. Cevap çok sertti. "Ama peygamberimiz zamanında ..." diye devam edecek oldu genç kız. Fakat ikinci bir soruya mahal yoktu: "Bu benim yolum ve İslam bunu gerektiriyor!" Yıl 1989'du ve ben o gün kararımı vermiştim. Bu, 'Birinci Yusuf'tu. Ondan sonra da hep ikinci, üçüncü Yusuf'un zuhur edeceği günleri bekledim.
    Evet, onu anlamaya başlamıştım. Müzikten kaçışın dinden başka bir nedeni olmalıydı onun için. Aslında müzikten değil, geçmişinden kaçıyordu. Müzik gündeme geldiğinde hep aşırı bir gerginlik yaşıyordu. Müziğin ona Cat Stevens'ı hatırlattığı kesindi. Geri dönmekten korkuyordu. Kendisine geri dönüş fırsatı tanımamaya kararlıydı. Kıyafet değişimi de bunun içindi belki. Aslında yeni kimliğin başkalarınca kabulünü sağlayan bir simge idi kıyafet değişimi. Ama Yusuf İslam için daha çok yeni kimliği kendine kabul ettirmenin bir aracı olmuştu uzun beyaz entari ve sarık.
   
    İkinci Yusuf
    Değişimi en sert olanların geçmişe dönmekten en fazla korkanlar olduğu malûmdu. Dolayısıyla sürecin nasıl işleyeceğini tahmin etmek zor değildi. Geçmişe dönme korkusunu aştıkça değişecekti. İslam'ın bu olmadığını o da bilecekti. Yerel ve de tarihsel yorumlarından birisini tercih ettiğini anlayacaktı zamanla. Çünkü bu Yusuf'u belirleyen İslam değil, kendisiydi.
    'İkinci Yusuf' 1990'larda geldi. Müziğin din için kullanılabileceğine karar verdi. Artık müzik hanesinin karşısında "Haşa!" yoktu. Kur'an alfabesini müzikle öğreten bir kaset çıkardı. Peşinden ilahi kasetleri geldi. Yine Türkiye'ye uğradı birkaç kez, yok satan bu kasetler uğruna. Gerçi pek anlayan yoktu kasetleri. Ama değişen bir şey de yoktu Türkiye'deki kardeşler için. Cat Stevens'ın şarkılarını da anlamadan dinlemişlerdi çünkü.
    Ancak Yusuf için değişen çok şey vardı. İkinci Yusuf artık sadece haramların adamı değildi. Mubahları da (dinin insanların tercihine bıraktığı şeyler) keşfetmişti. Hayatın sadece haram ve helallerden ibaret olmadığını anlamıştı. Londra'da etrafını saran bazı Müslümanların kendisine empoze ettiği katı İslam yorumlarını aşabilmişti.
   
        Üçüncü Yusuf
    2000'li yıllara geldiğimizde artık 'Müslümanlık yaşı' 20'yi geçmişti. Father and Son (Baba ve Oğul) şarkısında anlattığı isyankâr oğul tarihte kalmıştı. O artık 'baba' idi ve babaların pek geri dönüşü olmazdı. Durulmuştu ve geçmişinin tekrar kendisini çağırmasına aldırmıyordu. Geçmişin sesi çok uzaklarda kalmıştı. Şarkılarının İngiltere'de hala 'hit' olmasına da aldırmıyordu artık. Kendine güveniyordu. 'Üçüncü Yusuf' ortaya çıkabilirdi şimdi.
    Öyle de oldu. 22 Mart 2000'de Lordlar Kamarası'nı ziyaret etti. Lordları muhatap alıp onlara gençlerin alternatif bir Rock'n Roll'a ihtiyaçları olduğunu, manevi değerlere hep birlikte sahip çıkmaları gereğini anlattı. 20 Ekim 2003'de Londra'nın konser mabedi Royal Albert Hall'da yine hayır kurumları adına konser verirken nostalji yaşamıştı. İki gün sonra World Social Award ödülünü almak için Hamburg'daydı. Fotoğrafının çekilmesinden hoşlanmayan ('Birinci') Yusuf, bu kez kameralara el sallıyordu Hamburg'dan. 29 Kasım 2003'te AİDS'liler yararına Güney Afrika'da Nelson Mandela tarafından düzenlenen çok katılımlı konserlerde sahne aldı. Hem de Müslümanlığına halel gelmediğini bilerek. Uzun zamandır ilk defa ceket ve pantolonla görmüştük onu.
    Dahası, 'Yusuf İslam' adını taşıyan web sayfasında (www.yusufislam.org.uk) artık 'Cat Stevens'ın resmi de vardı. Cat Stevens tekti o sayfada. Ama üç Yusuf vardı. Sayfada bir başka 'tek' daha vardı: İslam. Ve galiba 'Üçüncü Yusuf' onu bulmuştu.
   
   

POPULER KÜLTÜR


Yusuf 'İslam' reformu
Üç Yusuf, bir İslam
Popüler kültür meydanı dutlukken...
Her şeye benzeyen çocuklar...
İki perdelik Bayhan parodisi
Sevmiyorum zorla mı?
Cumhuriyet folkloru
Dans polisi işsiz kalıyor!
Fast food hayatlar
Mısırlı gençler de poptan yana
Popüler ama hangi popüler?
POPUN YARIM ASRI / 1966
Geçen hafta seçilenler
Aydının işi bugün daha zor