17 Ocak 2004 Cumartesi
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   



   
Neşteri sonuna kadar vurmak!

       
    Hukuksuz yaşanmaz. Hukuksuz yaşam işkencedir. Orman kanunlarının geçerli olduğu toplumlarda uygarlıktan söz edilemez. Yargıya güven duygusunun kalmadığı, yara aldığı toplumlar hasta demektir.
    Evet, genel doğrular.
    Herkesin evet diyeceği değerler.
    Adalet terazisinin yanlış tarttığına ilişkin inancın ağır bastığı toplumlarda demokrasi lafta kalır. Onun için, demokrasi bir hayat tarzı olarak ancak hukuka ciddiyetle sahip çıkan dürüst, yürekli yargıç ve savcıların elleri üstünde yükselir.
    Bu nedenle hem yargı sisteminin her açıdan iyi kurulmasıdır, hem de iyi yetişmiş yargıç ve savcıların meslek onurlarını her şeyin üzerinde tutan görev duygusuyla adalet dağıtmalarıdır, toplumları ileriye, güzel yarınlara götüren...
    Yoksa ne yapılırsa yapılsın, köşedönmeci zihniyet, kapkaççılık, hortumculuk habis bir ur gibi huzur ve barışı oymaya devam eder.
    Kötü, iyiyi kovar!
    Bütün bunları biz iliğimize kadar yaşıyoruz. Ne yazık ki yolsuzlukla rüşvetin çok yaygın olduğu bir toplum ve devlet düzenimiz var.
    Bu yüzden yoksullaşıyoruz.
    Hem maddi hem manevi bakımdan.
    Yalnız ahlaki bozulma çürütmüyor toplumun temellerini. Aynı zamanda ülkenin kalkınmasına koşulabilecek kaynaklar dipsiz kuyularda yitip gidiyor. Rekabet duygusunun yara aldığı hukuksuzluk yüzünden dış kaynak çok yetersiz geliyor. Aş ve iş sorunumuzun çözülmesi için yaşamsal olan yabancı sermaye yatırımları maalesef devede kulak kalıyor.
    Uzun yıllardır yaşadığımız bu çürümeyle ilgili olarak işaret parmaklarımız genellikle hep aynı üçgeni gösterdi:
    Siyaset - iş dünyası - medya.
    Hortumculuğun yıllar yılı bu üçgen içinde döndüğünü inkar eden yok. Ama bu çerçevenin çok fazla dokunulmayan, daha çok sessizce geçiştirilen bir ayağı daha vardı:
    Yargı...
    Yargı sistemi tıkır tıkır işleyen bir toplumda hortumculuğun bu denli yaygınlaşması mümkün olamazdı. Yargı sistemi içinde çürük elmalar olmaksızın, hortumcular saygıdeğer yurttaşlar olarak dolaşamazdı bu ülkede...
    Evet, sistemi temizlemek şart.
    Bu topyekün bir mücadele.
    Tepeden tırnağa...
    Yargı da temizlenecek!
    Yargıda rüşvete karşı operasyon başlatan Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı Ömer Süha Aldan'ın şu sözleri içime dokundu:
    "Ortada dönen paralar çok büyük. Size bir rakam söylesem inanın şok olursunuz, dudaklarınız uçuklar. Ben bu operasyonu başlatırken, amacım yargıyı yıpratmak değil, yargıdaki çürük elmaları ayıklamaktır. Operasyonu dürüst çalışan meslektaşlarım adına başlattım. Tepkiler alacağım ama hep dürüst meslektaşlarımı düşündüm. Gece gündüz demeden çalışan, hafta sonları ellerinde torbalarla evlerine dosya götürüp çalışan, ayın sonunu zor getiren meslektaşlarıma yazık değil mi?"
    Elbette yazık.
    Çare, sistemin temizlenmesi.
    Baştan aşağı yenilenmesi.
    Bu büyük bir mücadeleyi, bilinçli bir çabayı gerektiriyor. Namuslunun, en az namussuzlar kadar yürekli olması lazım bu kavgada. Yoksa her şey yine saman alevi gibi sönüverir. Eski hamam eski tas duygusu ağır basar. 'Temiz toplum'un heyecanı geçmişte birçok kez olduğu gibi bir kez daha tüketilir.
    Yazık olur.
    Neşter sonuna kadar vurulmalı!
    Sistem temizlenmeden, hukuk devleti kurulmadan, toplumda adalete güven duygusu yer etmeden mutlu yarınlara giden yol açılamaz. Dürüst ve yürekli yargıçlarla savcılar, toplum bu yolun açılmasını sizden bekliyor.
   
    h.cemal@milliyet.com.tr
   
   





Taha AKYOL
Üniter devlet ve idari reform

Çetin ALTAN
Türkiye bir "Leblebistan" mı?

Melih AŞIK
Hani özgürlük?..

Fikret BİLA
Genelkurmay ne diyor?

Hasan CEMAL
Neşteri sonuna kadar vurmak!

Güneri CIVAOĞLU
Kanka ve maydanoz

Can DÜNDAR
İşgal, "insani bir amaç" mıdır?

Abbas GÜÇLÜ
Norm kadro ve atama yönetmeliği

Sami KOHEN
Yaklaştık, ama ne kadar?

Mehmet Y. YILMAZ
Cem Uzan kasedini neden yayımladık?

Hasan PULUR
Evet, adım adım karşı devrim...

Derya SAZAK
Yargıya neşter

Meral TAMER
AKP, CHP'yi sahaya çekmeye çalışıyor

Tamer HEPER
Eşya bölüşülmeyecek

Güngör URAS
Tüpraş'ın itibarı kırılırsa ekonomi zarar görür

M. Ali BİRAND
Geriye sadece Kıbrıs kaldı...