|


AKP, CHP'yi sahaya çekmeye çalışıyor
AKP, ezici çoğunlukla iktidarda. Yerel seçimler kapıda. Buna rağmen geçen hafta sonu yapılan ve AKP'nin kendi kimliğini tartışmaya açtığı 2 günlük Muhafazakâr Demokrasi Sempozyumu'nun pek çok oturumunda salonun büyük kısmı boş kaldı!
Yerel seçimler öncesi parti üst yönetimiyle dirsek temasında olma dürtüsü bile, zaman zaman sıkı entelektüel egzersizlerin yapıldığı bu toplantıya insanların ilgisini çekmeye yetmedi. Sadece diğer tüm kongre ve sempozyumların açılışlarında olduğu gibi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşma yaptığı ilk günkü açılış kalabalıktı, ama yine de Grand Cevahir Kongre Merkezi'nin konferans salonu tümüyle dolmadı.
AKP salonu dolduramadı
Türkiye'de insanlar alaturka siyasete çok alıştılar. Maalesef gerek Tayyip Erdoğan'ın gerekse Baykal'ın baskın liderliği yüzünden, daha alt kademede siyaset yapanlar ister istemez "Başkanla ters düşmeyelim. 'Teori kesme'ye gerek yok. Kendimizi beğendirip aday olalım, seçilelim" hedefine kilitleniyorlar. Adaylar arasında çok başarılı insanlar da var kuşkusuz. Ama yöntem bu olunca, Türkiye'de ilk kez bir sağ parti, üstelik ezici çoğunlukla iktidardayken kendi kimliğini tartışmaya açsa da, bu tür bir zihinsel egzersiz partililerin ilgisini çekmiyor! Dahası çoğunluğu muhafazakâr olan bir toplumda, bir konferans salonunu doldurabilecek sayıda ilgili insan çıkmıyor!
AKP'nin ardından CHP!
Bana göre ezici çoğunlukla iktidarda olan bir partinin kendi kimliğini tartışmaya açan bir sempozyum (hangi saikle olursa olsun) düzenlemiş olmasını alkışlamak gerek. Buna karşılık sempozyumun ertesinde medyada yer alan "AKP yaptı, sıra CHP'de" türünden çağrılara ise katılmıyorum. Çağdaş sosyal demokrasi kavramının tanımı için kim bilir kaç konferans, sempozyum, panel düzenlenmiştir. Dahası İstanbul'da Tarhan Erdem, Ankara'da da Erol Tuncer'in önayak olduğu bu tür zihinsel egzersizler zaten yapılıyor. Bu tür bir sempozyumdan olsa olsa, kliklerarası kavga çıkar!
Derviş'in fikrî katkısı
Buna karşılık Başbakan Erdoğan'ın sağ kolu, baş siyaset danışmanı, Adana milletvekili Ömer Çelik, Sabah'taki köşe yazılarında, son dönemde CHP yönetimine muhalefetin de bu tür zihnî egzersizler yapması için çağrıda bulunuyordu. CHP Başkan Yardımcısı Kemal Derviş'in önceki günkü Radikal'de yer alan "Sağ ve Sol'da yeni arayış" başlıklı makalesinde bu tür beklentilerin herhalde katkısı olmuştur. Keşke arkası gelse...
Türkiye Komünist Partisi (TKP) eski Politbüro üyesi, Yeni Demokrasi Hareketi (YDH) kurucu üyesi, yayıncı Zülfü Dicleli'ye göre "Derviş'in hem çağdaş sağ, hem çağdaş sosyal demokrasi ile ilgili analizi çok değerli. Türkiye'de ilk defa sosyal demokrat fikirlerin gerçek bir sunuluşu da denebilir."
Derviş'ten 2. makale
Dicleli, Derviş'ten kısa sürede yeni bir makale bekliyor: "Derviş Türkiye'de sağın, kendi fikirlerini halkın değerleriyle uyum içinde sunmayı başardığını söylüyor. Şimdi Derviş'ten beklediğimiz, çağdaş solun da kendi fikirlerini halkın değerleriyle uyumlu hale getirmesi. Toplumun değerleriyle sol fikirlerin uyumu, Anadolu Solu gibi boş laflarla ya da cuma namazlarına katılarak sağlanamaz. Zaten durum ortada. Küresel sol fikirlerin, yerel özellikler ve toplumsal değerlerle birleştirilmesi gerek. Derviş'ten, çağdaş sosyal demokrasi olarak ortaya koyduğu yaklaşımı, Türkiye'de halkın değerleriyle uyumlu olarak tarif etmesini bekliyoruz."
Burun kıvıranlara...
Görüşlerine başvurduğum birkaç sıkı sol entelektüel ise Derviş'in makalesini okumamıştı bile. Gerekçeleri: "CHP' de klikleşme ve kavga dışında üretim kültürü yok. Derviş o makalede savunduğu fikirleri, 10 ilde bile CHP tabanına söyleyemez (Deniz Baykal'dan izin almadan)."
Olabilir, ama bana göre CHP Başkan Yardımcısı koltuğunda oturan birinin kaleminden çıkan bu makalenin, şu anda uygulanabilir ya da uygulanamaz olmasından ziyade, kamuoyunda tartışılmaya açılmış olması önemli. Sol entelektüellerin okuyup tartışmasını beklerdim. Hâlâ da bekliyorum!
mtamer@milliyet.com.tr
|
|

|