20 Ocak 2004 Salı
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   


   
Kavgasız olur mu?

        Bilirkişi raporu

   
Kavga etmeyi bilmeyen, aşkın tadına nasıl varabilir! Kavga edemeyen nasıl cesurca kendini aşka bırakabilir! Kavga etmeyen nasıl kendi hayatının ritmini takip edebilir!

       
    Aşkla kavga arasındaki bağın ne kadar güçlü olduğunu düşündünüz mü? Gümbür gümbür baslar kalp ritminde girer önce sahneye. Sözün söz değil de saf duygu olduğu haykırışlar gelir arkasından; bazen solo bazen koro bağırışlarla kalabalık bir sahnede döner oyun!
    Restler, blöfler, kaybetme korkusu, "Eşikte duruyorum işte!" diye bağıran gururunuz, "Bak sana son defa söylüyorum!" derken öne doğru uzanmış işaret parmağınızın keskin savruluşu; ilişkiye çekilen sağlam bir aşk ayarı...
    Aşk çatışma anlarından doğar. Çatışmalar tarafları artı-eksi kutuplar
    gibi birbirine doğru çeker. Kavga aslında kutupların birleştiği andır. Merkezin durmadan yer değiştirdiği, iyi bir tangonun kıvrak bacak hareketleri, dönmeler, savrulmalar, geri gelmeleri gibi... Aşk danstır! Ruhun müziği ne kadar güçlüyse, vücudun ritmi o kadar baştan çıkarıcıdır. Müzik "Aşkımsın!" diyenin cesur sesiyle doruğa ulaşır. Kreşendo!
   
    İşte Bilirkişi olarak yazıyorum:
    Kavga etmeyi bilmeyen aşkın tadına nasıl varabilir! Kavga edemeyen aşka cesurca kendini nasıl bırakabilir! Kavga etmeyen nasıl kendi hayatının ritmini takip edebilir! Şöyle doyasıya kavga edemeyen sevgisine nasıl
    sahip çıkabilir!
    Ha bire "Aman ne duygulu..." diye gevrek gevrek keman dinlerseniz, viyolonsel sıkıntıdan başka orkestrada iş aramaya gidiverir. Baslar zaten çoktan istifa etti.
   
    Bugünkü yazımın ana fikri şu:
    Birçok kişi kavganın sonunda bir karar vermek zorunda kalacağı yanlış düşüncesiyle kavga etmeye korkar. Halbuki kavga bir "karar anı" değil, bir duygu fırtınasıdır. Kendinden korkmayan, kavgayı başarılı bir hamleyle bitirip, muhteşem bir akrobasi hareketiyle ilişkinin "ayıcık kuzucuk" dönemine yükseliverir. Aşk da ödül değil, doğal ritminiz olur o zaman...
    İyi oyunlar herkese...
   
   
ÇEKİNMEYİN, SORUN! DAHA İYİSİNİ BİLENİNİZ VARSA DA ANLATSIN!
    "Bu nasıl bir erkek?"
    Erkek arkadaşım üç gündür hep benim yapmak istediğim numarayı bana yapıyor. Doğal davransam ağırdan alıyor. Üzülünce, "canım" diye mesaj yolluyor. Şimdi de soğuk bir sesle "Bir iş için İstanbul'a geleceğim. Tam da doğum günün ama çok sevinme, belki de gelemem" dedi. "Neden bu şekilde davranıyorsun, söylemek istediğin bir şey mi var?" deyince de, "Senaryo kurma, bundan nefret ediyorum" diyor. Hislerim beni yanıltmaz. Sanırım psikolojik baskı yapıyor ama sonra da "Bunalımdayım, üzerime gelme, seninle ilgili değil, sıkma beni" diyor ve telefonu kapatıyor. Bir saat sonra "canım" diye başlayan bir telefon ve gene birden susuyor. "Eskiden ne kadar konuşurduk, şimdi susuyoruz" deyince "evet" diyor. Ne yapacağımı, hangi yolu izleyeceğimi şaşırdım. Tüm taktiklerinizi çevreme uyguladım, işe yarıyor, ama bu nasıl bir erkek?
    Ş. S.
    ***
    Belli ki sıkılmış... Her şeyi, bütün savunma mekanizmalarını, her türlü sıradan bilgiyi altüst eden bir hamle gerek size... Bir dahaki telefonunda deneyin bakalım neler olacak: Telefonu geç açın, tabii bunu cebinizden aradığında numarasını gördüğünüz için yapabilirsiniz. Diğer telefondan ararsa hiç konuşmadan yüzüne kapatın. Tekrar arar ve siz gene kapatırsınız. Merakından cebinizden arar. İşte o zaman uzun uzun çaldıktan sonra açın ve hıçkırır gibi konuşmaya başlayın: "Beni sevmediğini biliyorum ama yeter artık, dayanamayacağım bu üzüntüye" deyip kapatın. Tekrar arar ve sinir içinde nedenini öğrenmeye çalışır. Bu defa sorar gibi değil de söyler gibi "Beni sevmiyorsun, o zaman neden arayıp duruyorsun" deyin ve gene kapatın. Allak bullak olacaktır. Şaşırıp bocalayacak, kendi oyununu unutacaktır. Gene arayıp bu defa sakince konuşmaya çalışacaktır ama siz telefonu açmayın. Aradan birkaç saat geçmesini bekleyin ve aradığında konuşun. Ama sadece sakin ve üzgün bir sesle "Benimle konuşmak istiyorsan yanıma gelirsin ama yok gelemem diyorsan sen bilirsin" deyin, bekleyin, üç saniye içinde "Sevdiğimi bilmiyor musun..." diye konuşmaya başlamazsa kapatın gene telefonu. Artık geldiğinde barışırsınız. İyi işte, renk geldi ilişkinize...
   
   
Öptüm sizi
    Pakize Suda diyor ki; "'Kocacım' lafı her zaman sinirime dokunmuştur. Kadınlar açısından bir teslimiyet içerdiğini düşünürüm hep. (...) Yani 'Sevgilim' gibi masum değil 'Kocacım'."
    Ah, ah, nasıl bir ayar kayması şimdi bu? "Kocacığım" kadar evcilik tadında, sevimli, sorumluluk korkusundan arınmış, rolleri oyuna çevirmiş başka bir kelime var mı acaba? "Teslimiyet" mi, tatlı dilin "teslim alma daveti" mi? Hem de "sevgilim" gibi "steril", öğrenilmiş bir rol de değil üstelik. Ses tonu bile farklı; biri "kendinden emin kıkırdıyor", diğeri "özenti rol kesiyor"; değil ki kıyas kabul etsin. Öpüldünüz güzelim.
   
   
Kılavuz karga oyunu!
    Erkek: Ne kadar mutlu bir çift, değil mi?
    Kadın: Hadi canım, nispet olsun diye numara yapıyorlar kesin!
   
   
AİLE SAADETİ
    ÖZBİLİRKİŞİ: Neden bu reklamlardaki adam kendine "hoca" deyip duruyor?
    BİLİRKİŞİ: "Hoca" demiyor ki, konuşması anlaşılmıyor, Metin "Uca" o.
   
   
Hap bilgiler
    Kadınlara: Sizi mutlu edecek bir erkek yok diye düşünüyorsanız, mutlu olmaya niyetiniz yok demektir.
    Erkeklere: Kadınlardan korkuyorsanız, kendinize bir gıdım güveniniz yok demektir.
   
    www.ilhanuckan.com
   
   





 Donatella Piatti
 Sarıkız'ın Anıları
 Tuba Akyol
 İlhan Uçkan
 Yalvaç URAL