20 Ocak 2004 Salı
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   



   
Yine Tolon Paşa!

       
    Ege Ordu Komutanı Orgeneral Hurşit Tolon yine konuştu. Yine ağır siyaset yaptı.
    Geçen 30 Ağustos'ta da konuşmuştu. Ben de kendisini bu köşede eleştirmiştim, siyasete girdiği için... Askerin bu kadar siyaset konuşmasının rejim açısından sakıncalarına işaret etmiştim.
    Bunun üzerine telefonla aramış, benimle aynı görüşte olmadığını, siyaset yapmadığını söylemişti. İsterse, kendisinden yazılı bir açıklamayı köşeme koyabileceğimi belirtmiştim. O da açıklamanın zaman alacağını, çünkü Genelkurmay Başkanlığı'ndan izin gerektiği yanıtını vermişti.
    Acaba Hurşit Paşa, bir açıklama için Genelkurmay iznini gerekli görürken, siyasal içerikli bir konuşma için buna ihtiyaç duymuyor mu?
    Bilemiyorum.
    İster istemez akla takılıyor:
    Paşa'nın konuşması danışıklı dövüş mü? Yoksa askeri disiplinin hiçe sayılması mı? Genelkurmay'ın altındaki başka komuta odaklarından yakılan yeşil ışığın bir ürünü mü? Karşı devrimle mücadele stratejisinin bir parçası mı yoksa?..
    Bilemiyorum.
    Ama bilinen bazı şeyler var:
    (1) Genelkurmay Başkanlığı'ndan bir tarihte yapılan açıklamaya göre, Genelkurmay'ın görüşlerini açıklamakla ancak Başkan, İkinci Başkan ve Genelkurmay Genel Sekreteri'nin yetkili oldukları bildirilmişti. Bu açıklama, sanıyorum, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yalman'ın basında çıkan bazı sözleri üzerine bir kez daha hatırlatılmıştı.
    (2) Fakat, geçenlerde yine Orgeneral Yalman'ın bir demeci basına yansıyınca, Genelkurmay bunun bir istisna olduğunu, karargahın bilgisi dahilinde yapıldığını açıklama ihtiyacını hissetmişti.
    (3) Genelkurmay, kuvvet komutanlarının ise ancak kendi görev alanlarını ilgilendiren konularda açıklama yapabileceklerini kamuoyuna yansıtmıştı.
    (4) Ayrıca, geçen hafta Genelkurmay'da hem Başbakan Erdoğan'a brifing verilmiş, hem de basına Kıbrıs dahil birçok önemli konuda İkinci Başkan Orgeneral Başbuğ tarafından ayrıntılı bir bilgilendirme toplantısı düzenlenmişti.
    (5) Bir komutan da ülkedeki gidişten, siyasetin hallerinden memnun olmayabilir. Kapalı kapılar arkasında konuşabilir, eleştirebilir, tartışabilir. Bulunduğu mevki elveriyorsa, eleştirel görüşlerini yazılı olarak karargaha da aktarabilir. Ama askeri disiplin, askeri hiyerarşi diyorsak, bu sınırda durmak zorundadır.
    Beş nokta böyle.
    Hurşit Paşa'nınki hangisine sığıyor?
    Bence hiç birine.
    Paşa çizmeyi aşmış!
    O zaman?..
    Hurşit Paşa'yı da eleştirdiğim geçen ağustos ayı yazılarımdan birindeki bazı noktaları yinelemekte yarar var:
    (1) Türkiye'de laiklik ve demokrasi artık süngünün ucunda korunamaz; ayrıca buna gerek de yoktur.
    (2) Bugünkü hükümetle ilgili olarak siyasal İslam çerçevesinde -Başbakanlık Müsteşarı Dinçer'i de kapsayan- bazı kuşku ve soru işaretleri vardır. Ama bununla birlikte Türkiye bugün bir irtica, bir karşı devrim tehlikesi içinde değildir. Demokrasi bu ülkede artık kendi kendini koruyacak güç ve olgunluğa erişmiştir. Bu açıdan sivil dinamiklerin, sivil toplumun gücü de küçümsenemez.
    (3) Demokrasilerde ülkeyi seçim sandığından çıkan hükümetler yönetir. Kötü yönetirlerse, hükümete yine seçim sandığında millet tarafından hesap sorulur. Yani iktidarla muhalefet seçim sandığında el değiştirir. Bunun en çarpıcı örneği 3 Kasım seçimlerinde yaşanmış ve neredeyse bütün bir siyaset sınıfına halkın oylarıyla sıfır notu verilmiştir.
    (4) Demokrasilerde asker bu kadar konuşmaz. Demokrasi de, anayasa da, yasalar da buna izin vermiyor.
    Hurşit Paşa yine de konuşuyor!
    Neden?.. 'Karşı devrim'le mücadele stratejisi mi? Psikolojik savaş yolunda bir adım mı? Belki bu konuyla ilgili bir yazıyı da yarın yazarım.
   
    h.cemal@milliyet.com.tr
   
   





Taha AKYOL
Gelişmenin dinamikleri

Melih AŞIK
Sıra müdürlerde...

Fikret BİLA
Köye dönüş...

Hasan CEMAL
Yine Tolon Paşa!

Güneri CIVAOĞLU
Yuvarlak masa

Can DÜNDAR
Irak'a şeriat yasaları

Abbas GÜÇLÜ
YÖK kazanı kaynıyor (2)

Hurşit GÜNEŞ
AKP gevşiyor, IMF sıkıştırıyor

Sami KOHEN
Değişim mesajları...

Derya SAZAK
Program kimin?

Meral TAMER
Mustafa Koç: "Ekonomiye nazar değmesin"

Ece TEMELKURAN
Hiçbir şeyi olmayanların neşeli isyanı!

Güngör URAS
Gelirin yüzde 29.4'ü devlete gidiyor

Serpil YILMAZ
ANAP'ı sildi AKP'yi koydu

M. Ali BİRAND
Askerimiz AB'yi gerçekten istiyorsa...