21 Ocak 2004 Çarşamba
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   




   
   
AKP'nin İslam dünyasına mesajı

       
    Eminim dikkatinizi çekmiştir. AKP'nin müslüman ülkelerle ilişkisi, beklentilerin ötesinde çok farklı bir çizgi takip ediyor.
    Beklenen neydi ?
    Özellikle laik çevreler, Erbakan Başkanlığındaki Refah'ın yaklaşımının AKP tarafından da tekrarlanmasını bekliyorlardı. Erbakan'ın, Başbakan olduktan hemen sonra ilk dış resmi ziyaretini İran'a yapması, ardından Libya'da Kaddafi' nin tutumu karşısında sesini çıkarmaması unutulmayan gelişmelerin başında geliyordu. Sadece ziyaret edilen ülkeler değil, Erbakan'ın İslam ülke yöneticileriyle konuşma şekli, onlara hitap ederken kullandığı dil, vücut dili de çok kimseyi rahatsız ediyordu. Türkiye'nin, müslüman ülkelerin karşısında sanki ezilip büzülüyormuş, kendini onlara beğendirmeye çalışıyormuş gibi bir görüntüsü vardı.
    AKP liderlerinin geçmişine bakıldığında da, Erdoğan- Gül ikilisinin, belki aynı derecede olmasa dahi müslüman ülkelere yaklaşımlarının pek farklı olmayacağı sanılıyordu. Tayyip Erdoğan ile Abdullah Gül'ün de, müslüman ülkelere sempati dağıtmaları ve ellerinden geldiğince "bizde sizlerdeniz " mesajını vermeleri bekleniyordu.
    Olmadı.
    AKP başka bir tutumla ortaya çıktı.
    Çok farklı bir söylem geliştirdi.
    Abdullah Gül, herkesi şaşırtan çıkışını sadece bir defa değil birkaç defa tekrarladı. Tahran'daki konuşmasında, Kualalumpur ve Amman konuşmalarında konunun altını çizdi.
    Tayyip Erdoğan da en son Suudi Arabistan'da aynı temayı sürdürdü.
    Her ikisi de, İslam dünyasını sürekli şekilde uyarıyorlar. Mesajları da çok çarpıcı:
    • Artık değişmeniz gerekiyor. Sistemi değiştirmediğiniz, demokrasiyi benimsemediğiniz taktirde bir yere varamazsınız. Kendi yarattığınız sistem sizi yok edecektir.
    • Batıyı suçlamak yerine, önce kendi evimizi düzene koymamız gerekmektedir. Kendi evimizi düzene sokmadığımız taktirde, toplumlarımızın beklentilerini de karşılayamayız.
    • Dini, günlük siyasetin bir parçası konumuna sokmayın. Yapılan hatalar, hatta en masum falsolar dahi dinimize zarar vermektedir. Bundan dolayı dinimizi devlet işlerine, günlük politikalara sokmayın. Dinimizi terör eylemleri ile özdeşleştiren sözler ve tutumlardan özellikle kaçının.
    • Türkiye, hem manevi değerleri koruyan, hem de demokrasiyi yaşatabilen bir ülkedir. İslam ile demokrasinin uyuşabileceğini göstermekte, terörle mücadele edebilmektedir.
    • Türkiye'nin uygulamaları ve aldığı sonuçlar, İslam ile demokrasinin bir arada yaşaması için ilham kaynağı olabilir.
    Anlayacağınız, Erdoğan- Gül ikilisi "Türkiye modeli " demeden, İslam ülkelerini sürekli şekilde uyarıyorlar. Demokrasiyi benimsemedikleri taktirde, sistem olarak yaşamlarının çok uzun sürmeyeceğini söylüyorlar.
    Beklentilerin aksine bir tablo çiziyorlar. Yeni bir çizgi sürdürüyorlar. Takiyye veya bir gösteri uğruna yapmıyorlar. Tabii bizler yine de anlamak istemeyebiliriz. "Bunlar Türkiye' yi din devleti yapacaklar, kadınlarımızı kör testereyle kesecekler" edebiyatını sürdürebiliriz. Ancak, ortada bir de objektif gerçekler var...
   
    * * *
   
   
ORG.ÖZKÖK DIŞINDAKİLER ARTIK SUSMAYI BİLSİNLER
    Hurşit Tolon paşa'nın son konuşması medya'da son derece ilginç yankılarla karşılaştı.
    Askere arkasını dayayan ekip Hurşit paşa'yı alkışladı. Bunlar, Komutanlarından gelen emirlerle yazı yazdıklarından dolayı, haklılar. Ekmek kapılarını korumak zorundalar. Eğer asker susar ve siyasiler ön plana çıkarlarsa, bunların da boruları ötmeyecek. Dolayısıyla telaş içindeler.
    Askere saygı duyan, ancak günlük siyasete karışmaması gerektiğine inanan yazarlar ise, Hurşit paşa' ya bu konuşmayı yakıştırmadıklarını gösterdiler.
    Ancak bu açıklama ve tartışmaların artık bitmesi gerekiyor. Zira bu ortam hem TSK'yı hırpalıyor, hem de ülkeye zarar veriyor. Genelkurmay 2 inci başkanı , Genelkurmay adına bir açıklama yapıyor ve hemen ardından bir Ordu komutanı çıkıp bu yaklaşıma verip veriştiriyor. Kara Kuvvetleri Komutanı -kimi zaman adını vermeden, kimi zaman açıkça- gazetecilere demeçler veriyor.
    Bunların artık bitmesi gerekiyor.
    Dışardan bakıldığında, TSK içinde görüş ayrılığının arttığı izlenimi doğuyor. Yani TSK'daki bazı çevreler, TSK'ya açıkça zarar veriyorlar.
    Biz ise, Genelkurmay Başkanından başka kimsenin konuşmasını istemiyoruz.
    İster Kara Kuvvetleri Komutanı, ister Ordu Komutanı, ister başka bir subay olsun, artık susmalılar. Kendi kafalarına göre siyaset yapmamalılar. Genelkurmay Başkanlarına sözü bırakmalı ve TSK' nın geleneksel disiplinine uymalılar. Aksi halde Ağustos ayını beklemeden emekliye ayrılmalılar.
   
    (Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com.tr) yayınlanmaktadır. )
   
    mabirand@e-kolay.net
   
   





Taha AKYOL
Kıbrıs ve asker

Çetin ALTAN
Yenicami'nin çevresi ve davul tozu...

Melih AŞIK
Valilik marifeti...

Fikret BİLA
Köy boşaltma davaları

Hasan CEMAL
Senaryo!

Güneri CIVAOĞLU
Kalbin gözüyle

Abbas GÜÇLÜ
YÖK kazanı kaynıyor (3)

Hurşit GÜNEŞ
Ekonomik program ve ana muhalefet

Nail GÜRELİ
Kadın olmanın onurlu yükselişi

Sami KOHEN
Olacağı bu idi...

Mehmet Y. YILMAZ
Türkiye'nin geleceğine 'İyi bakılmıyor'

Hasan PULUR
2004 model Hababam Sınıfı...

Meral TAMER
Zengin dünyanın zikzaklarına Davos'tan bakış

Ece TEMELKURAN
Keşmir'den bana ne! Türkiye'den sana ne!

Osman ULAGAY
Davos'un karlı tepelerinde barış ve işbirliği

Güngör URAS
Uzatmayın, "kısa kesin. Aydın havası olsun!"

M. Ali BİRAND
AKP'nin İslam dünyasına mesajı