|


"Kan gövdeyi götürüyor" da şayet kâr varsa...
Son dönemlerde sık karşılaştığımız saptamalardan biri de şu: "Irak'ta kan gövdeyi götürüyor"...
Bir yerlerde kan gövdeyi götürüyorsa; patlayıcılara, silahlara, kurşunlara, bombalara, ölümcül kamyonetlere, arabalara harcanan paralardan; birileri de, kâr ediyor olmalı... Hepsi de, bedava değil ya bunların?..
Napoleon'un, "savaş" için yaptığı çarpıcı bir değerlendirme:
- Savaş nedir; para, para, para...
Savaşlarda harcanan paraların, ne kaynağı yeterince araştırılır; ne de savaşlardan kimlerin ne kârlar sağladığı...
Hamasi nutuk, söylem, manzumelerle; bir örtü örtülür hepsinin üstüne.
***
Bir yerlerde "kan gövdeyi götüre dursun"...
Çatışmalarda harcanan paraların kaynağını bilen bazı dış merkezler, önce şöyle bir ellerini ovuştururlar. Arkasından çatışan taraflarla ilişkilerini keskinleştirmeye başlarlar:
- Seni destekleyebilir, hatta iktidara getirebiliriz. Silah alıp, askeri gücünü pekiştirmen için de, krediler açabiliriz... Ancak, sen de bizim önereceğimiz ekonomik yapılanma için, gerekenleri yapmalısın. Göndereceğimiz uzmanları dinlemelisin. Onların sana sağlayacakları olanaklar; kendine de, komutanlarına da üst düzey bir yaşamı gerçekleştirebilir ve bizden krediyle silah almayı sürdürebilirsin. Kredilerin nasıl ödeneceğini, göndereceğimiz uzmanlar saptar, hiç merak etme...
***
Bir yerlerde "kan gövdeyi götürüyorsa"... Dış merkezler, çatışan taraflarla, saman altından sürekli ilişkiler kurarlar... Ve kimlerin kimlerle ilişki içinde olduğunu da bilirler...
Dış merkezlerin desteklediği taraflardan biri, şayet isteklerinde aşırılığa kaçarsa...
Bu kez de, onunla çatışmakta olanlara destek verilmeye başlanır.
Ve stratejilerle taktikler saptanır...
Bir yerlerde "kan gövdeyi götürüyorsa..." hiç kuşkunuz olmasın, birileri de, mutlaka bazı çıkarlar sağlıyordur insanların ölüp gittiği kan banyolarından...
***
2 dünya savaşında, 200 milyona yakın insan öldü. Hiç mi kâr sağlayan olmadı bu savaşlardan; acaba silah üreticileri neler kazandı?
Şimdi bir kez daha bir dünya savaşı çıkar mı?
Hiç aklınızı takmayın, çıkmaz.
Neden çıkmaz?
Çünkü eskisi kadar kârlı değil artık dünya savaşları.
Ölen milyonlarla birlikte, o kadar da müşteri ölmüş oluyor. Hep aynı insanlara mı satılacak arabalarla, cep telefonları?..
***
Modern teknolojilerin üretimleri arttıkça, pazarların genişlemesi için; yerel egemenlerin silahlara ödedikleri paraların azalması; ve yönetilen koşullanmış kitlelerin biraz daha zenginleştirilmesi gerek...
Evrensel ekonominin saptadığı böyle bir denklemi; dış merkez politikacılarının da gücü yetmez değiştirmeye...
Clinton'ın dediği gibi:
- Değişimi durduramazsınız.
***
Silah üretimleriyle, alım satımının yıllık evrensel ekonomik volümü, 900 milyar dolar. Türkiye de, yılda 10 milyar dolarlık silah alımlarıyla dünya ülkeleri arasında 14'üncü...
Uyuşturucunun yıllık evrensel ekonomik volümü, 400 milyar dolar...
Uyarıyla, eleştiriyle, temenniyle, yazıyla "statüko" değiştirilemez.
Peki, ne zaman değişir "statüko"?
Kârlı olmaktan çıktığı zaman. Örneğin "ulus - devlet modeli" kârlı olmaktan çıkmaya başladı; o nedenle değişiyor.
***
Afganistan'daki çatışmalar, dış merkezler ve özellikle de seçimlere hazırlanan Başkan Bush için henüz kârlı...
Dikkat ediyor musunuz; El Kaide örgütüyle, Bin Ladin; birden düşüverdi gündemden.
Mayısa doğru, tüm dünyayı ayağa kaldıracak boyutlarda, bazı patlamalar ve şiddet eylemleri olabilir...
Bu kez Başkan Bush, suçluları yakalar ve bir kahraman olarak girer seçimlere. Ondan sonra da, yerel çatışmalardan sağlanan kâr azalır ve gündem değişir.
***
İnsan ömrü 30 bin gün dolaylarında... Kestirmeden gösterişli bir yaşam sürme tutkunları da bir hayli...
O yüzden de, pek kimsenin "kârı kime, zararı kime" sorusunun ince eleklerine kulak astığı yok.
Ve genç kuşaklara bir "Amerikan rüyası" gösterip; kendilerini, oralara tırmanmaya yönlendirmek de, bir hayli kârlı...
***
Eski "statüko"nun kârı azalmakta, yeni bir "statüko" oluşmakta...
19. yüzyıl Fransız ozanlarından "Boynu Bükükler"in yaratıcısı François Coppee:
- Söylemeye gerek yok ki, insanlık biraz dangalak, demiş.
Bilmem doğru mu?
c.altan@prizma.net.tr
|
|

|