|


Davos'tan Kıbrıs...
DAVOS İsviçre
Kar ne güzel yağıyor. Kaç saattir hiç durmadı, tül perde gibi iniyor. Üç dört gündür yağıyormuş. Bembeyaz, huzur verici bir manzara. İnsanın iç dünyasında romantik tellerle oynuyor.
Davos'tayım ama kafam Ankara'da.
Yarınki MGK toplantısında.
Kıbrıs ne olacak?
Mustafa Koç pazartesi günü aralarında benim de bulunduğum bir grup gazeteciyle yemek yerken şöyle diyordu:
"Kıbrıs'ta 1 Mayıs'a kadar gerçekten ciddi bir açılım yapabilirsek... Yıl sonunda Avrupa Birliği'nden tarih alabilirsek... Üyelik kaç yıl sonra gelse bile, AB'den müzakere tarihiyle Türkiye'nin önü özellikle ekonomik bakımdan açılır. Kimsenin kuşkusu olmasın."
Financial Times'ta bir makale.
AB'nin Türkiye'ye bu kez müzakere tarihi vermekten neden kaçınamayacağını anlatıyor. Türkiye'nin 11 Eylül dünyasında Avrupa açısından önemine işaret ederken, yıl sonunda bir 'Hıristiyan vetosu'nun çok büyük bir yanlış olacağını belirtiyor.
Ama bu arada Türkiye'nin yapması gerekenleri de sıralıyor. Bu çerçevede Kıbrıs var, Kürtler ile ilgili bazı uygulama meseleleri var.
Bir cümlenin altını çiziyorum:
"Başbakan Erdoğan, Kıbrıs konusunda generalleri ikna etmek zorunda..." (Financial Times, 15 Ocak 04, s. 13'te Quentin Peel'in makalesi)
Edebilecek mi? Etti mi?
Eğer edemezse, "Hükümet benim!" deme iradesini gösterebilecek mi?
Bilemiyorum.
Ama anlaşılan zurnanın zırt diyeceği yer Kıbrıs... Nitekim geçen akşam Davos kulisinde karşılaştığım ilk sorular da Kıbrıs'la ilgiliydi. Washington'daki think - tank'lerden Türkiye'yi de iyi bilen bir Amerikalı sordu:
"Kıbrıs çözülecek mi? Generaller bu kez ne yapacak?"
Geçen yıl da farklı değildi Davos. Bir yıl önce bu zamanlar Tayyip Erdoğan - Abdullah Gül ikilisi yine Kıbrıs'a ilişkin sorulara muhatap olmuşlardı.
Notlarıma bakıyorum.
Tayyip Erdoğan Davos'ta bir yıl önce 24 Ocak 03'te şöyle demiş:
"Biz, 28 Şubat'a kadar Annan planının müzakere edilerek Kıbrıs'ta bir çözüm bulunmasından yanayız. Çözüm niyetiyle masaya oturulursa, 28 Şubat'a kadar bir sonuç alınabilir diye düşünüyoruz."
Bir yıl geçmiş aradan.
Değişen bir şey yok.
Kıbrıs hâlâ çözümsüz...
Tayyip Erdoğan yine bir yıl önce Davos'ta Rauf Denktaş'a dönük kuşku ifade eden, Kıbrıs'ta çözüm açısından Denktaş'ın inandırıcılığını sorgulayan bir soruyu şöyle yanıtlamış:
"Bütün olay burada. Masaya gelirken, 'Ben çözmeye geliyorum!' diye gelirsen, bir şeyler olur. Bugüne kadar masaya çözmek niyetiyle gelselerdi, Kıbrıs sorunu çözülmüş olurdu."
Bir yıl geçti.
Çözüm gerçekleşmedi.
Denktaş bu kez niyetli mi? Annan planı deyince tüyleri diken diken olan KKTC Cumhurbaşkanı'nın bu saatten sonra 'devlet zoru'yla çözüme niyetli olabileceğine inanıyor mu Başbakan Erdoğan? Son bir yıl bu bakımdan iyimserlik verici değil.
Davos notlarıma bakıyorum.
Bir yıl önce Tayyip Erdoğan'la yenen bir akşam yemeğinden edindiğim izlenimler arasında bir cümle dikkatimi çekiyor:
"AKP hükümeti eğer Kıbrıs'ı çözemezse, kendisi için çözülme ihtimali kapıyı çalabilir."
Bu cümle hâlâ geçerli...
Onun için de, Davos'tayım ama kafam Ankara'da, yarın yapılacak Milli Güvenlik Kurulu toplantısında...
Diliyorum, doğru yol bulunur.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|

|