23 Ocak 2004 Cuma
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   



   
Tahtaya vurun, nazar değmesin...

       
    Saat sabahın 8'i. Dışarıda sisli, puslu, tipili bir kara kış manzarası... Bizim İstanbul'un iklimi de, sahnede göbeği açık, harika kıvırtan dansöz kalçalarına benzer; bir gün yaz, bir gün kış...
    Kimbilir yine kimler kalacak yollarda, kimbilir yine kimler - bazen ölümcül boyutlara varan - ne karabasanlar yaşayacaklar trafik keşmekeşinde?..
    ***
    Biliyorsunuz, eski yüzyılların Köroğlu gibi dağlara çıkmış silahlı eylemcilerinden, bazı mısralar kalmıştır, bizlere miras:
    "Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir"
    Keyfi gıcır bazı politikacılar da, Susurluk rezaleti paralelindeki birtakım kanlı olaylar için, şöyle dememişler miydi:
    - Kurşunu atan da birdir, kurşunu yiyen de...
    Tabii en şıngırtılısını Namık Kemal söylemiş:
    "Altı da bir, üstü de birdir yerin, arş yiğitler vatan imdadına"
    ***
    Kış trafiğinin gazabı için de, pekala sıcacık odalardan kahramanlık edebiyatı döktürülebilir, neden olmasın?..
    Bas gaza tosunum işe giderken,
    Ezilerek ölmek yakışır sana.
    Aklımda sen varsın, tostumu yerken;
    En çok sen layıksın şerefe şana.
    Bunları okullarda da ezberletmek gerekir çocuklara ki; insanları doğru dürüst, sağlıklı yaşatmak uğrunda fazla harcama yapılmasın.
    ***
    Acaba yine kaç köy yolu kapandı?
    Halkın moralini bozmamak şart... Hastalıklara neden olan yasaklı tarım ilaçlarının kullanımını nasıl fazla vurgulamamak gerekiyorsa; kapanan köy yollarını da, görmezlikten gelmek, her yurt severin görevi olmalı...
    Hele çığ altında kalanlar, okullara giderken donanlar, hiç yansıtılmamalı ajanslara...
    ***
    Adam yerine konanlar ve konmayanlar ayrımını da unutmayalım...
    Soğuk kış gecelerinde, yatacak bir yer arayan evsiz barksızlarla, hastane kapılarının önlerindeki kuyruklarda bekleyenler "kaç paralık adam" yani?
    Vaktiyle büyüklerimiz ne demiş:
    "El için yakma başını nare
    Yak çubuğunu sefanı are"
    Bugünkü "büyüklerimiz", her zaman dinlemişlerdir eski büyük sözlerini...
    Kendilerini kutlamak:
    - Aferin, demek gerekir.
    ***
    Bu arada Beykoz tepelerinde kaçak plaza yapımları da artamaya başlamış.
    "Amerikan rüyası"nın tetiklediği, hayatı pragmatik açıdan değerlendirme girişimleri konusunda da, atalarımız vaktiyle şöyle dememiş mi:
    - İş bilenin, kılıç kuşananın...
    Beykoz tepelerindeki kaçak plaza yapımları, atasözlerinin nasıl benimsendiğinin somut bir kanıtı işte...
    ***
    Bir kez hiç kimsenin kuşkusu olmasın; 21. yüzyılın küreselleşme dinamikleri, Türkiye'yi yüzeysel makyajlı bir Yakındoğu ülkesi durumunda bırakmayacak...
    Tüm İslam dünyasına örnek, görkemli bir kalkınma başlayacak buralarda da...
    Ancak işte 20 - 25 yıllık bir çalkantı döneminden sonra... Hele şu, çaktırmadan beklenen İstanbul depremi de bir geçsin.
    ***
    "Değersiz önemliler" egemenliğinin, yeryüzünden geçerken iz bırakmış "önemsiz değerliler" birikimi üstüne, her fırsatta işediği bir geleneğin çocuklarıyız...
    Bize ne Hüseyin Rahmi'den, bize ne Mahmut Yesari'den, bize ne Zühtü Müridoğlu'ndan, bize ne Prens Muhiddin'den...
    ***
    - Yahu çocuklar bu akşam Beyoğlu'ndaki Vajina Bar'da biraz da entel takılalım mı?
    - Dur bir dakika, telefona takılayım şimdi geliyorum...
    - Önce isterseniz sinemaya takılalım?
    - Ulan yapma, sinemaya daha sonra takılırız istersen...
    - Güldemli de takılacak mı bizimle?
    - Yok, Perçemşen'le Komisnur takılacak bizimle...
    ***
    Şeytan kulağına kurşun, kuşaklardan kuşaklara olağanüstü bir değişim, sadece değişmeyen tek soru:
    - Parayı kim veriyor?
    Yanıtı da, daha önceki kuşakların yanıtı:
    - Bulan buluyor şekerim.
    Bundan daha hızlı bir çağdaşlaşma da zor bulunur, tahtaya vurun hemen...
   
    c.altan@prizma.net.tr
   
   





Taha AKYOL
İşte anayasal reform

Çetin ALTAN
Tahtaya vurun, nazar değmesin...

Melih AŞIK
Okul müdürleri

Fikret BİLA
Düğüm referandumda

Hasan CEMAL
Karlar içinde bir gerilla

Güneri CIVAOĞLU
Sıradışı

Can DÜNDAR
Kaçaydı bu şarkı?

Abbas GÜÇLÜ
Tatilde ödev verilsin mi, verilmesin mi?

Hurşit GÜNEŞ
TL'den sıfır atınca ne olacak?

Sami KOHEN
Pakistan'ın şansı

Mehmet Y. YILMAZ
Yunanistan kendine güveniyor! Ya Türkiye?

FAİK ÖZTRAK
Yine belirsizlikrötarı

Hasan PULUR
Sağlık Bakanı'nın peşindeki cankurtaran...

Derya SAZAK
IMF ve ek paket

Meral TAMER
Bush dünya liderliğini Ladin'e kaptırıyor!

Yaman TÖRÜNER
Ekonomik dengeler bozulabilir mi?

Osman ULAGAY
Yabancı sermayede Çin mutlu, Türkiye umutlu

Güngör URAS
Gelir 56 milyar dolar, borç 54 milyar dolar arttı

M. Ali BİRAND
DIŞ POLİTİKA, NE DEVLET NE DE ALLAH EMRİDİR...