|


Bütün şarkılar aynı hızla satılıyordu, birinciliği "Yalnızlık"a verdiler
Kaçaydı bu şarkı?
Mazhar Alanson, Hong Kong'da reklam uğruna Hep Yalnızlık'la dalga geçti ya, bir Mazhar hayranı olarak düşündüm: "Bir de Taksim'e bir mendil açsak, daha fazlasını toplasak, kurtarabilir miydik şarkıyı…"
Ben kendimi bildim bileli bir Mazhar Alanson hayranıyım. Yazıya böyle başlamalıyım. Bütün şarkılar hızla satılırken, birinciliği onunkine vermemin sebebi bu…
O bir filozof, bir evliya, komik, lirik, 'cool' bir derviş...
Tek kanallı TRT günlerinde İzzet Öz'ün siyah-beyaz yıldızlarına Teleskop'la baktığımız o 'Heyecanlı' günlerden beri izlerim kendisini... ODTÜ Vişnelik'te kimbilir kaç kez yerde minder, elde bira onun şarkılarını dinlemiş, onunla birlikte söylemişimdir; söyledikçe sevmişimdir.
Şimdi eski bir Neşe Karaböcek şarkısı kararlılığıyla söylüyorum ki; "Artık sevmeyeceğim."
Çünkü, sevdiğim her şarkıda, götürülüp bir markaya pazarlandığımı hissediyorum artık…
Her albüme potansiyel reklam şarkıları gözüyle bakıyorum, parçaları üleştiriyorum:
Peki Peki Anladık… Peki gofreti'ne…
Anında Görüntü... Vestel'e…
Asabiyim Ben… Tatlıses Lahmacun'a…
Aşk biterse para yok
İzel, 10 yıl önce bir seçim arifesi iki bestesini, (biri iktidar, diğeri muhalefetteki) iki farklı partiye ayrı ayrı ("hep elele gönül gönüle…." "haydi şimdi bütün eller havaya") sattığında pek şaşırmıştık.
"Ver parasını, al parçasını" devri gelmişti.
"Şarkı onun, ister saklar, ister pazarlar" demişlerdi, "Millet parasına bakıyor'du abi…"
Meğer bu, 'Özal kuşağı'nın insani hislerini mesleki hırslarından ayrı tutma becerisinin bir işaretiymiş.
Bakın 10 yılda iş nereye vardı:
Kenan Doğulu ile sevgilisi Tuğçe Kazaz, Derimod reklamında poz verdikleri sürece sevgili kalma konusunda sözleşme imzalıyor.
Denilebilir ki, "Görmüyor musun, ilişkiler mecburi hizmete dönmüş, bırak şarkıları, duygular satılık artık…!"
Doğru da, ya bizim duygularımız o şarkılardaysa…?
Ya tılsımına kapıldığımız o notaları bir parti otobüsünün patlak hoparlöründe nutuk atarken ya da televizyonda çiklet satarken görmeye dayanamıyorsak?
Ya Memleketim şarkısını bir halı reklamına yamanmış görünce "Memleketim satılmış" diye feryat ediyorsak…?
"Kaç para?"
Ben bu soruyu bir kez sormaya kalkıştım. Dedim ki;
Mazhar-Fuat-Özkan gibi bir grubun elinde para dolu Bond çantalarla seyirciye 'Köşe Dönmece' oyunu oynatması iyi mi oldu?
Hangi rock'çı Popstar yarışmasından jürilik teklif alınca "Kaç para" diye sorar?
Hangi müzisyen, ekranda "Kaç para" diye yarışma yapar?
Hadi çikolata reklamına jingle yaptı ya da yeni albümdeki şarkısını daha çıkmadan, bankaya verdi diyelim, hangi müzik grubu dara düşünce eskilerini satar, 'Güllerin İçinden' petrol geçirilmesine göz yumar?
Onu bırak; Hong Kong'a mı nereye gidip aç kalınca yere mendil sermeler, sevenlerinde en çok iz bırakmış şarkısını kimselere beğendirememeler, onun üzerine Hep Yalnızlık ısrarını kesip "lay-lay lom" sigorta şarkısı söylemeler, ancak bu sayede üç-beş seyirci toplayıp 5-10 kuruş nasiplenmeler düpedüz 'redd-i miras' değilse nedir?
"Kaç paraya direnebilirsin ki?"
'İyi para', bu mirasa kıymaya mazeret midir?
Bir kez bunları sormaya kalkıştığımda Fuat Güner'den tam bir "Mazeretim var ve asabiyim ben" azarı işitmiştim.
Roll dergisindeki söyleşisinde (1.7.1999) "Tutuculuk bunlar" diyor ve şöyle gürlüyordu:
"N'apalım? Bunlar senin gençliğinin şarkısı diye biz Don Kişot'luk mu yapacağız yani... Para veriliyor almayalım mı, kazanmayalım mı? (..) Şimdi ben Bülent Ortaçgil'e desem ki 'Kardeşim sana 500 milyar veriyorum, seni reklam filminde oynatacağım', 24 takla atıp gelmezse n'olayım... Kaç paraya kadar direnebilirsin? 10 milyara 'Hayır' dersin, 100 milyara 'Hayır' dersin, 'Bir milyon dolar' derim, yutkunursun abi... Ve hayatta yapmayacağın şeyi yaparsın."
Ahlaksız teklif
İşte size Ahlaksız Teklif filminden yadigâr bir soru:
"1 milyon dolara nelere yutkunurdunuz?"
40 yıllık tiyatro kariyerinizi bir pop yarışmasının hizmetine sunar mıydınız mesela…?
Ya da 'sinema öldü' diye porno film çevirir miydiniz?
Diyelim Sex Pistols, İngiliz sarayından 1 milyon dolar kapsa, Kraliçe'nin tahta çıkışının yıldönümünde Thames nehri üzerinde tekneden bağıra çağıra Kraliçeye küfreden şarkılar söylemekten vazgeçer miydi?
Hesabına 500 bin papel yatsa, Leonard Cohen, inzivayı keser miydi?
Hâlâ deneme şansımız var; versek milyon doları, Mick Jagger jilet reklamı çeker miydi?
Bülent Ortaçgil, şapkalı reklama "he" der miydi?
O para, en sevilen şarkını kendi elinle aşağılamana değer miydi?
"Benim hala umudum var"
Başa döneyim.
Bunları 'Don Kişot'luğu' biraz da Mazhar Alanson şarkılarında hissetmiş biri olarak yazıyorum.
"Artık sevmeyeceğim" desem de (tam bir "tavşan dağa küsmüş" durumu) Türkiye'nin en iyi söz yazarlarından birine, mazimizdeki onca güzelim şarkının bestecisine kıyamıyorum.
Ankara'daki derviş inzivasına son verip genç bir kadının kolunda, bir zamanlar "Orada herkes iş konuşuyor, çok sıkıcı" diye kötülediği İstanbul'a gittiğinden beri Hindistan yerine Dubai tatillerine merak sardıysa da, hatta Hindistan şarkısından bozup gri donlu reklamına söz yazdıysa da şurası kesin ki, ne yapsa sevimli o; giyinse yakışıyor, soyunsa yakışıyor.
Biz toplasak
İşte o yüzden, reklam meselesi için "Bana bunları Özkan öğretti" dediğinde inanıyorum.
Özkan, "Boşver" demiş, "Çabuk unutulur bunlar Türkiye'de…" Biraz da unutulmadığını kanıtlamak için ikide bir yazıyorum.
Bir gün gelir -Allah muhafaza- sıra, Mekke'de Hz. Muhammed için yazdığı Yandım Yandım'a gelir diye korkuyorum.
O yüzden diyorum ki, "Acaba MFÖ sevenlere seslensem", desem ki,
"Arkadaşlar, 'Yandım yandım, yandım yandım, ah ki ne yandım/ Bana yeniden şarkılar söyleten kadın / Baka baka doyamadım, hem kokladım da/ şarhoşluğu geçmedi hala, içimde sevdan' dizeleri satılıktır. Bir yangın söndürme cihazı şirketi 100 milyar veriyor. Bir mendil de Taksim'e açalım, parayı toplayalım, şarkıyı kurtaralım…"
Yapabilir miyiz? Şarkımızı geri alabilir miyiz?
Valla, "Duygu biraz duygu, bütün isteğim buydu…"
MFÖ'NÜN CEVABI
'Burası Türkiye, unutulur'
Bu yazıyı yazmadan, reklam filmiyle ilgili olarak görüşme talebinde bulunduk Mazhar Alanson'la… Menajeri belli bir süre, sadece albümle ilgili olarak ve ancak üçüyle birlikte söyleşi yapabileceğimizi söyledi.
Neyse ki, sormak istediğim soruyu albüm çıkmadan Cumhuriyet sormuştu. Onlar da Hatice Tuncer'in sorusunu içtenlikle yanıtlamışlardı. (25.7.2003) Üçünün cevaplarını aynen buraya alıyorum:
Soru: "Şarkılarında ne diyorlar, şimdi reklama çıkıyorlar" gibi eleştirenler oluyor?
MAZHAR: Hepsi unutuluyor Türkiye'de… Bunu bana Özkan öğretti. 'Yoktur böyle bir şey' dedi bana… Hepsi aynı tabağın içinde… Bob Dylan'ı, Leonard Cohen'i siz öyle reklamda göremezsiniz. Burası Türkiye'dir. İşimiz gücümüz, çoluğumuz çocuğumuz var. Özkan'ın 'Mick Jagger da gelse onu jilet reklamına çıkarırlar' diye bir sözü vardır.
FUAT: Bizim toplumda 'Gerçek sanatçı sürünmelidir' diye bir düşünce vardır. Ne kadar sürünürsek o kadar iyi…
ÖZKAN: Çok süründük. Evet, öyle şeyler var, 'Size yakışıyor mu' falan… Ama 'O senin şahsi fikrin… Sen de bizim yerimizde ol, kendi kararını kendin ver' derler, sorarlar adama…
can.dundar@e-kolay.net
|
|

|