23 Ocak 2004 Cuma
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   




   
   
DIŞ POLİTİKA, NE DEVLET NE DE ALLAH EMRİDİR...

        DAVOS
   
    Ülkemizde son derece yanlış bir inanış var.
    Buna göre, dış politika hükümetlere bırakılmayacak kadar önemli konulardır. Özellikle, Kıbrıs, Ege, Ermenistan veya Irak gibi konularda bir Devlet Politikası vardır. Bu politikalar Devletin tüm kurumları tarafından tartışılarak oluşturulmuştur ve değiştirilemez.
    Bazı çevrelerde hep aynı sözleri duyarsınız:
    "Devlet politikalarını her önüne gelen hükümet değiştiremez. Bunlar ancak her kurumun onayı ile değiştirilebilir."
    İşte en büyük yanılgı budur.
    Tam aksine, dış politikalar, günün koşullarına göre sürekli değişir. Üstelik Türkiye kadar "Devlet Politikası" diye adlandırdığı nice politikalarını, günün koşullarına göre ya değiştirmiş veya uygulamaktan vazgeçmiş bir başka ülke de yoktur.
    Gelin bir kaç örneğine bakalım...
    Irak' ta askerimiz kalın kalın kırmızı çizgiler çizdi. Bugün ise, kırmızı çizgilerin hemen hemen tamamının yeşile dönüştüğünü görüyoruz.
    Nerede kaldı Devlet Politikası ?
    Ege'de Yunanistan 12 mile çıktığı taktirde, bunun casus belli ( Savaş nedeni) anlamına geleceğini açıkladık ve Meclis kararına dönüştürdük.
    Sorarım size, AB üyesi Yunanistan, Ege'deki karasularını 12 mile çıkartsa dahi, savaşa girebilir miyiz?
    Kıbrıs'ta bağımsız bir devlet ilan ettik. Bunu, bir Devlet Politikası olarak yıllarca savunduk.
    Bugün bir de baktık ki, ne Politika kalmış, ne de Bağımsız bir devlet. Meğer bunca yıl kendi kendimizi aldatmışız.
   
    DIŞ POLİTİKA, TAM AKSİNE SÜREKLİ DEĞİŞİR
    Oysa dış politikalar sürekli değişir.
    Bugün bölgenizdeki veya ülkenizdeki koşullar başkadır, sizde ona göre bir karar alırsınız. Sonraki yıllarda durum değişir, o zaman sizde politikanızı değiştirirsiniz.
    Kuzey Irak' ta bir devlet politikamız vardı. Silahlı Kuvvetlerimiz istediği gibi hareket edebiliyor, bölgedeki dengeleri etkileyebiliyor ve istediklerini yaptırabiliyordu. Ardından, Amerikalılar geldiler. Irak'ın patronu oldular. Yani koşullar değişti. O zaman bizim de politikalarımız değişti.
    Kıbrıs konusunda da aynı durum geçerli.
    1960'larda politikamız farklıydı. 1970'lerde daha da farklılaştı. 1980' den bugüne kadar da enaz dört defa değişti.
    Peki, şimdi neden değişmesin ?
    Ülkeler dış politikalarını yaparken, kurumları arasındaki pazarlıklara değil, iç ve dış koşullara bakarak karar verirler. Dış politikalarını şablonlara dayandırmazlar. Dış politikalarını sadece askere teslim etmezler. Dış politika seçilmiş hükümetler tarafından saptanır. Askerin de görüşü alınır, ancak o kadar. Daha ileri gidilmez.
    Birgün Türkiye'yi yönetenler, seçenleri ve seçilenleri de bu gerçeği görecektir ve daha normal bir yaşama girebileceğiz.
    * * *
   
   
AB, AYRIMCILIK YAPAMAZ...
    Avrupa Birliği Türkiye konusunda karar verirken, önemli bir noktayı gözden kaçırmaması gerekiyor.
    Eğer AB 9 veya 12 üyeli bir grup olduğu dönemde Türkiye'ye adaylık verseydi, durum başka olurdu. Avrupa'nın sadece 12 ülkesinin üye olduğu bir klübün Türkiye'yi tercih ettiği anlamı çıkardı. Bir öncelik söz konusu edilirdi.
    Bugün ise durum çok farklı. Bugün ortada bir tercih yok. Doğal bir süreç söz konusu. Zira AB önce 25, ardından da 30'u aşkın üyeli bir klübe dönüşüyor. Yani Türkiye'ye yönelik bir öncelik veya tercih söz konusu değil. 40 yıl önce verilmiş bir sözün yerine getirilmesi söz konusu.
    Eğer bugün kalkıp, Türkiye'nin üyeliğini erteleme anlamına gelen bir karar alırlarsa, o zaman ayırımcılık yapmış olacaklar. Bütün Avrupalı ülkeleri içeri alırken, Türkiye'yi dışarda bırakmış duruma girecekler.
    Üstelik bunu yaparken dayanabilecekleri tek gerekçe, Hristiyan Demokratların sürekli kullandıkları "müslümanlık" olacak. Kopenhag kriterlerini tamamlamış bir Türkiye'yi bu şekilde dışlamalarının yaratacağı depremi de iyi düşünmeleri gerekir...
   
    (Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com.tr) yayınlanmaktadır. )
   
    mabirand@e-kolay.net
   
   





Taha AKYOL
İşte anayasal reform

Çetin ALTAN
Tahtaya vurun, nazar değmesin...

Melih AŞIK
Okul müdürleri

Fikret BİLA
Düğüm referandumda

Hasan CEMAL
Karlar içinde bir gerilla

Güneri CIVAOĞLU
Sıradışı

Can DÜNDAR
Kaçaydı bu şarkı?

Abbas GÜÇLÜ
Tatilde ödev verilsin mi, verilmesin mi?

Hurşit GÜNEŞ
TL'den sıfır atınca ne olacak?

Sami KOHEN
Pakistan'ın şansı

Mehmet Y. YILMAZ
Yunanistan kendine güveniyor! Ya Türkiye?

FAİK ÖZTRAK
Yine belirsizlikrötarı

Hasan PULUR
Sağlık Bakanı'nın peşindeki cankurtaran...

Derya SAZAK
IMF ve ek paket

Meral TAMER
Bush dünya liderliğini Ladin'e kaptırıyor!

Yaman TÖRÜNER
Ekonomik dengeler bozulabilir mi?

Osman ULAGAY
Yabancı sermayede Çin mutlu, Türkiye umutlu

Güngör URAS
Gelir 56 milyar dolar, borç 54 milyar dolar arttı

M. Ali BİRAND
DIŞ POLİTİKA, NE DEVLET NE DE ALLAH EMRİDİR...