|


Davos'ta Kıbrıs havası iyi...
Önceki gün Milli Güvenlik Kurulu'ndan çıkan ve ilk kez Annan Planı'nı çerçeve olarak kabul eden karar iyimser bir hava yarattı. Bu yüzden seyredeceğim film galiba eski bir film olmayacak
DAVOS İsviçre
Seehof Hoteli'nin lobisi. Başbakan Erdoğan'ı izliyorum. BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la görüşmesinden sonra açıklama yapmaya hazırlanıyor. Gazeteci milleti her zamanki gibi huzursuz, yani itiş kakış vaziyeti...
Konu malum, Kıbrıs.
Bir an düşünüyorum:
Yine aynı film mi?..
Bazen bu duyguya kapılıyorum. Çünkü meslekte yıllar akıp giderken, sahnede oyuncular değişiyor ama bazı konular var ki maalesef hiç değişmiyor.
Kıbrıs bunlardan biri.
Diğeri de AB'ye üyelik.
Önümde bir gazete kupürü, sararmış, kenarları eprimiş. 1987 yılının Ocak ayı. Cumhuriyet'in manşetini iki haber süslüyor: O zamanki kısa adı AET olan Avrupa Ekonomik Topluluğu'yla Kıbrıs. Altı sütunluk haberde benim imzam var. Davos'tan yazmışım. "Yunanistan Başbakanı Papandreu Davos'ta Cumhuriyet'e açıkladı: Türkiye'nin AET üyeliğine hayır!" diye başlıyor.
İkincisi Washington kaynaklı:
"Kıbrıs çözülmezse, Türkiye'ye Amerikan askeri yardımı Kongre'de askıya alınacak."
Yıl 1992, Ocak ayı.
Yine Davos'ta bu kez Başbakan Demirel'in Yunan Başbakanı Miçotakis'le buluşmasını izliyorum. İyimser açıklamalar... "Fazla kulak asma" diyor Demirel'in danışmanlarından biri, "Baba, gelecek haftaki Washington ziyaretinin altyapısını oluşturuyor." Bir başka deyişle, dostlar alışverişte görsün zirvelerinden birine daha tanık oluyorum Davos'ta.
Kıbrıs, AB...
Ömür törpüsü.
Halk Partili Dışişleri bakanlarından rahmetli Prof. Gündüz Ökçün, sanıyorum 1978'de bana, "Kıbrıs daha çok Dışişleri bakanı, başbakan eskitir" demişti.
Sıra, Erdoğan'la Gül'e mi geldi?
İhtimal veremiyorum.
Çünkü Kıbrıs'la ilgili Davos havası iyi. Ankara'da önceki gün Milli Güvenlik Kurulu toplantısından çıkan ve ilk kez Kofi Annan planının çerçeve olarak kabul edildiğini bildiren olumlu açıklama kuliste iyimser bir hava yarattı. Bu yüzden seyredeceğim film galiba eski film olmayacak.
Erdoğan'ın açıklamalarını izliyorum. Görüşmenin çok verimli geçtiğini söylüyor. Ama ben daha çok BM Genel Sekreteri Annan'ın tepkisini merak ediyorum.
Başbakan önce şöyle diyor:
"Kofi Annan açıklamalarımızı cesaret verici buldu."
Bu yanıtını bir soru üzerine bu kez üstüne basa basa yineliyor Erdoğan:
"Çok çok olumlu buldu."
Başbakan Erdoğan, Annan'la görüşmesini anlatırken özetle şu noktalara değindi:
Annan planının referans olarak kabul edilmiş olması... 1 Mayıs'a kadar çözüme varılması... İyi niyetle, sonuna kadar çözümün kovalanması ve çözümsüzlük çözümdür zihniyetinin reddi... Rum tarafıyla mutabakat halinde 'referandum'a evet...
Başbakan Erdoğan'ın açıklamalarında ilginç bir nokta daha vardı. Türk tarafının müzakere masasında artık her zaman önde olacağını belirtti.
Bu nasıl bir mesajdı?
Erdoğan'ın Davos heyetindeki bir Dışişleri yetkilisi bunu bana şöyle yorumladı:
"Biz hep bir adım önde olacağız ne mi demek? 'Gidin önce Rumları ikna edin, zira biz çözüme hazırız!' demektir."
Başa dönersek...
Film yine aynı filmi mi?
Galiba değil. Anlaşılan yeni bir Kıbrıs filmi vizyona giriyor.
Nitekim, BM Genel Sekreteri Annan'ın görüşme sonrası yapmış olduğu açıklama olumlu çizgiler taşıyor.
Dileriz, bu yeni Kıbrıs filmi mutlu sonla biter. Ve Avrupa Birliği yolu da Türkiye'nin önünde açılır...
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|

|