|


Erdoğan - Bush buluşması
Çarşamba günü, tarihi bir gün olacak. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda bile Çankaya Köşkü'ne buyur edilmeyen başbakan ve bakan eşleri, 28 Ocak'ta Beyaz Saray'da ABD'nin First Lady'si Laura Bush tarafından ağırlanacaklar. Washington'a en son, siyasi yasağı nedeniyle seçimlere girememiş bir lider olarak gelen Recep Tayyip Erdoğan da, Aralık 2002'de kendisini, 'başbakan olması gereken kişi' diye ağırlayan Başkan George W. Bush'un karşısına bu kez başbakan olarak çıkacak. Beyaz Saray'da hanımların ve beylerin buluşmasını yansıtacak fotoğraflar, Türkiye'nin değişim sancılarının da belgeleri olacak aynı zamanda.
NATO'da Kıbrıs kutlaması
Erdoğan - Bush buluşmasının önemi, sadece bu simgesel mesajlarında değil kuşkusuz. Başbakan, yarın Washington'a, bütün diğer özelliklerinden daha önemli ve öncelikli olarak, 'Kıbrıs sorununu, önümüzdeki dört ay içinde çözüme ulaştırma ve çözümü referanduma sunma iradesini dünyaya açıklamış bir lider' kimliğinde gelecek. Beyaz Saray buluşması da, bu iradenin hayata geçmesini zorlaştırabilecek unsurlara karşı birlikte mücadele edilmesinden Kıbrıs'ta çözümün Türkiye'nin Avrupa yolunu açmasını sağlamaya yönelik çabalara kadar çok boyutlu bir işbirliği planlamasına sahne olacak.
Bush yönetimi haziran sonunda İstanbul'da yapılacak NATO Zirvesi'ni başından beri, Türkiye'deki iktisadi ve siyasi reformlar ile çok renkli kültürel birikimin hem AB, hem de Büyük Ortadoğu nezdinde bir anlamda 'vitrine çıkarılacağı' bir ortam olarak görüyor. ABD'li yetkililer aylardır Türkiye'yi en iyi nasıl vitrine koyabileceklerini, kendi kullandıkları deyimle nasıl 'showcase' edebileceklerini düşünüyorlar.
Bush yönetiminin Erdoğan ziyaretine yönelik hazırlıkları bazında da, NATO Zirvesi hep ön plandaydı. ABD'li yetkililer, Kıbrıs'ta mayısa dek çözüm sağlanabilmesi ve bu çözümün taraflarca referandumda kabul edilebilmesi durumunda, Kıbrıs Anlaşması'nı kutlamak için ideal ortamın, İstanbul'daki NATO Zirvesi olacağına, bunun zirvedeki AB liderleri başta olmak üzere herkese, Türkiye'nin 'çözümün yolunu açan güç' olarak bir kez daha lanse edilmesini sağlayacağına karar verdiler.
28 Ocak'ta Başkan Bush'un, NATO Zirvesi için İstanbul'a gelirken Ankara'ya resmi ziyaret yapma niyetini Erdoğan'a bildirmesi de, zirveyi Kıbrıs için bir kutlamaya dönüştürme umudunu dile getirmesi de sürpriz olmayacak.
Washington, AB'ye bastıracak
Ancak asıl önemli olan, Bush'un önümüzdeki dört ayda Kıbrıs'ta çözüm çerçevesinde sağlayacağı somut destek.
Washington, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın da uygun görmesi halinde, müzakerelerin arabuluculuğunun bir ABD'li tarafından üstlenilebileceğini belirtiyor, ancak böyle bir angajman söz konusu olsa da olmasa da, üst düzey ABD'li yetkililerin önümüzdeki dönemde Kıbrıs için devreye girmesine karar verildi.
Başkan Bush, çarşamba günü Erdoğan'a, Dışişleri Bakanı Colin Powell'ı, Kıbrıs diplomasisi için bizzat devreye sokacağını, Türk tarafının girişiminin Rumlarca karşılıksız bırakılmaması için Lefkoşa ve Atina nezdinde diplomatik çaba göstereceklerini, ayrıca bütün AB başkentlerine, Türk tarafının çözümden yana irade belirttiğini anlatacaklarını söyleyebilir.
Dahası, daha önce de yazdığımız gibi, Bush'un Erdoğan görüşmesinin hemen ardından telefona sarılarak Tony Blair ve Gerhard Schröder gibi Avrupalı liderleri arayıp Kıbrıs'ta çözüm ve Türkiye için destek istemesi gündeme gelebilir.
Bu noktada, Bush'un ve diğer ABD'li yetkililerin AB'ye vermek istedikleri mesajın ayrıntısı da önemli. Washington, Türk hükümetinin Kıbrıs'ta çözüm konusundaki iradesine destek olma amacıyla, AB'nin Ankara'ya müzakere tarihi yönünde işaret vermesini istiyor. Başka deyişle, müzakere tarihi için kararın açıklanacağı Aralık 2004 öncesinde, teşvik edici, moral verici ve açıkçası Kıbrıs'ta çözümün ardından tarih vaad edecek bazı somut açıklamaların AB'den, hem de hemen önümüzdeki aylarda gelmesi, ABD'nin dileği.
TSK'ya yakın takip
Bush yönetimi, bir yandan da Kıbrıs konusunda atılan bu yeni adımın, Türk iç siyasetini nasıl çalkalayacağını yakından izleyecek.
Gerek Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinden, gerekse 'milli davanın sonsuza dek çözümsüz bir milli dava' olarak kalmasının 'milli çıkarlara uygun' olduğuna inanmış bazı sivillerden gelen itirazların sürebileceği; çözüm yanlısı iradeyi, KKTC'deki seçim sonuçlarını da kolayca gözardı ederek 'hainlik' sayanların bol bol konuşacakları bir dönem bizi bekliyor.
ABD, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Kıbrıs konusundaki tavrını çözümü zorlaştırıcı buluyor. Annan Planı'na karşı, bazı ABD'li yetkililerin 'kör muhalefet' olarak niteledikleri itirazların son MGK toplantısında, planı 'çerçeve' olmaktan 'bir referans' olmaya indirgeyen pazarlığı belirlediği Washington'da biliniyor.
Şimdi Bush yönetimi, Erdoğan ile Annan arasında Davos'ta yapılan olumlu görüşmenin devamının gelebilmesi ve 'mayıstan önce referandum' taahhüdünün hayata geçmesini sağlayabilecek hızda bir ilerlemenin kaydedilebilmesi için, hem Erdoğan hükümetinin hem de KKTC'de Mehmet Ali Talat liderliğindeki koalisyonun elinin güçlendirilmesine çalışacak.
ABD, Türkiye'nin kendi stratejik önemini zaman zaman abarttığı, Irak Savaşı öncesinde bu abartının bir kez daha ortaya çıktığı ve Kıbrıs konusunda da aynı yanlış hesabın özellikle TSK bünyesinde yapıldığı fikrini taşıyor. Kıbrıs'ta çözümü güçleştirme potansiyeli taşıyan, çözüm yönünde çalışanları 'ihanet' ile suçlamaya varan çıkışlar da, Washington'a göre hep bu yanlış hesabın yansımaları.
ABD'li kaynaklar gerekirse, Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'in de Kıbrıs için bizzat devreye girebileceğini, örneğin Türk Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök ile bütün bu duyarlılıklar çerçevesinde bir telefon diplomasisi yürütebileceğini belirtiyorlar.
***
Bugünkü yazıyı hep Kıbrıs'a ayırdık.
Ancak 28 Ocak Beyaz Saray görüşmesi, geçen hafta bu sütunda okuduğunuz başlıklarda, örneğin Kuzey Irak'taki PKK varlığına karşı bahar sonu ya da yaz başında bir askeri operasyon planlanmasından Kerkük'ün statüsünde geçici dönemde bir değişikliğe gidilmemesine, tekstilsiz nitelikli sanayi bölgesi dayatmasından Ermenistan sınırının açılması talebine, Türkiye'nin Barış İçin Ortaklık ülkelerini terörle mücadele konusunda eğitmesinden Türk helikopterlerinin Afganistan'a ABD uçaklarıyla taşınıp taşınmayacağına kadar uzanan geniş bir kapsamda gerçekleşecek. Bu kapsamın ayrıntılarını, önümüzdeki günlerde birlikte izleyeceğiz.
ycongar@erols.com
|
|

|