|
|


Çığlık
Notlarım / M.Ali Kasalı
Ümraniye'de önceki gün karnesini aldıktan sonra evine doğru yola çıkan 8 yaşındaki Atabey Kemaloğlu tipi yüzünden yolunu kaybedince donarak öldü. Kemaloğlu'nun cesedi, dün sabah Göztepe ile Yunus Emre Mahallesi arasındaki derenin Domuzbükü yakınlarında karlar içerisinde bulundu.
Atabey Kemaloğlu bu yıl okula başladı. Ama evinin yakınındaki okula gidemedi. Çünkü okul kayıt için 100 milyon lira istedi. 4 kilometre uzaktaki okul ise kayıt parası almıyordu. Üç kardeş her gün dereleri aşıp uzaktaki okula gidiyordu."
Geçtiğimiz hafta dünyanın sayılı metropollerinden İstanbul'u kar teslim aldı. Hafta sonu tüm ulusal gazetelerde yer alan yukarıdaki olay İstanbul'da yaşandı.
***
Metropol mensubu bir aile, sayılı afet günlerinden birinin yaşandığı İstanbul'da okula gönderdikleri çocuklarının eve nasıl dönebileceğini hiç düşünmemişlerdi. 8 yaşındaki Atabey en fazla ihtiyaç duyduğu anda ailesi tarafından yalnız bırakılmıştı. Sahipsizdi.
Dışarıdaki fırtınayı, tipiyi, felaketi gören okul müdürü olağanüstü koşulların gerektirdiği hiçbir önlemi almamıştı. Öğretmenlere "Velisi veya servisi olamayanları evlerine göndermeyin" talimatı vermemişti.
Kendisine emanet edilen öğrencilerin okulda velisi, annesi, babası olması gereken Atabey'in öğretmeni, 8 yaşındaki bebelere sahip çıkamamıştı. Onları kara, tipiye, fırtınaya adeta teslim etmişti.
Dünyanın sayılı metropollerinden birinde yaşayan Atabey'in sonunu; ailesi, kayıt parası isteyen yakındaki Paşaköy İlköğretim Okul Müdürü, acil durum önlemi almayan Ayşe Çarmıklı İlköğretim Okul Müdürü, öğrencilerine sahip çıkmayan öğretmeni, hep birlikte hazırlamışlardı. Eğer içlerinden biri görevini doğru yapsaydı Atabey bugün yaşıyor olacaktı.
Üstelik yapılması gereken salt bir görev değil onu aşan bir şeydi.
Böyle bir günde çocuklarını koruma görevini bir ailenin elinden hangi yoksulluk ve imkansızlık alabilirdi.
***
Mesleğini İlköğretim Öğretmeni olarak seçen kişilerin, bu durumlarda duyarlı olmaları mesleklerinin olmazsa olmaz bir özelliği değilmiydi. Hangi alt yapı eksikliği bu duyarlığı yok edebilirdi. Yoksa bu tavır sadece bu kişilere has bir durum değilmiydi? Öyle ya tüm olumsuz kişiliklerin Atabey'i bulması biraz fazla tesadüf olurdu.
***
Nitekim basına yansıma imkanı bulan ikinci benzer olay Erzurum Pasinler'de yaşanmış, bir öğrenci daha donarak hayatını kaybetmişti.
Çocuklara sahip çıkmayan öğretmenler bu toplumun bir parçası değil miydi?
İstanbul'un kara tesliminden sonra gazeteler yine klasik başlıklar attı. Yine benzer sorumlular arandı. Alt yapı eksiklikleri öne çıkartıldı. Yerel yöneticiler, karayolları v.b sorumlulardan hesap soruldu.
Neden o görevdekiler sürekli değişiyor da sonuç değişmiyor.
O görevdekiler de bizlerden biri değil mi? Felaketin bir diğer sebebi de yoksulluk ve alt yapı eksikliği olarak gösteriliyor.
Yoksa alt yapı eksikliği ve yoksulluğun nedeni bizim toplumsal yapımız olmasın.
ege@milliyet.com.tr
EGE

"Bakkamağacı"
Çığlık
Siyaseti bırak Göztepe'ye bak
Taban kimdir, bu kadar güçlü müdür?
Risk yönetimi
|
|




|