|


Yağmur, sel, su baskını vız gelir bize...
Sabahın erken saatleri. Dışarıda yine suratsız bir hava. Bu kez de yağmurlarla fırtına geliyormuş. Eriyen kar ve buzlarla oluşacak sellerin, su baskınlarının, dere yataklarının tehlikesine çekiliyor dikkatler.
Çanakkale'de yaşayan 70 bin kişiden, yüzde kaçı hala elektriksiz, bilemiyorum.
Tabii bunlar vatandaşları, yani kul yığınlarını ilgilendiren konular. Türkiye'yi ilgilendiren konular ise, KKTC ile Irak'ın durumu...
***
Irak'ta, ırkçılığa ve dinsel inançlara göre biçimlenecek etnik bir federasyon, ulusal çıkarlarımıza uymuyor; Kıbrıs'ta ise uyuyor.
Kofi Annan planının Sevr'e benzetilmesi geçmişte kaldı. Şimdi ise biçimine getirip, sadece benzetilmek isteniyor.
***
Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan, Göztepe'nin 4 - 5 mahallesindeki kadar insanın da, yaşam düzeyinin AB standartlarına kavuşması önemli değil, önemli olan dava...
Ve son 30 yılda Ankara'dan gönderilen 15 milyar doları aşkın yardımın sürüp gitmesi. Bu yardımlardan kimlerin yararlandığı ise kimseyi ilgilendirmez.
***
Devlet yönetimi ulusal çıkarlara uygun olmalı; saydamlığa uygun olmasa da, olabilir.
Halkın moralini bozmamak gerek; başka bir deyimle halkı, yani kul yığınlarını uyutmak gerek...
Yoksa 2 Boğaz kentinden İstanbul'un nüfusu 15 milyonu geçerken, Çanakkale'ninki 70 binde kalabilir miydi?
NATO içindeki müttefiklerimiz, aynı zamanda düşmanlarımız da olabilir; unutmayalım.
***
İlkokullarda okutulan hamasi manzumelere, İstanbul'da yaşayanlar adına küçük bir ekleme yaptık:
"Süngümü demir gibi ellerimle kavradım;
Şanlara, zaferlere yürüdüm adım adım.
Kar, yağmur, fırtına, çığ, üstüme gelince de;
Çektim beyaz bayrağı, erkeklik oldu hadım."
***
Unutmayalım ki bu ülkenin de sahipleri var. Onlar 20 yıldan bu yana, gerekli görmemişler İstanbul'un elektriğini sağlayan trafo merkezleriyle, taşıyıcı tellere gereken yatırımları yapmayı.
Anlaşılan:
- İstanbul'daki yapıların dörtte 3'ü kaçak. Kullanılan elektriklerin yüzde 25'i de kaçak. Kaçak yapılarda oturanlarla, kaçak elektrik kullananlar; herhalde trafo merkezleriyle, taşıyıcı tellere de kaçak yatırımlar yaparlar, diye düşünmüş olacaklar.
Mantıksal bir değerlendirme... Öyle değil mi?
***
Bu arada İstanbul'daki kabzımallarla, manavlar ve İstanbul'a sebze taşıyan kamyoncular da dertli...
Kardan dolayı yollarda kilitlenip kalan kamyonlarda, sebzeler donmuş.
Şimdi İstanbul'da dolmalık biber pek bulunmuyor, patlıcanın kilosu 5 milyona çıkmış.
Su ve sel baskınları da atlatıldıktan sonra, havalar düzelmeye başlayınca bütün bu çekilen çileler geçmişte kalır.
O nedenle de, ulusal çıkarlar açısından karnabaharla patlıcan değil; KKTC ile Irak önemli...
Ve Başkan Bush'a gereken mesaj verilecek:
- Kimse ateşle oynamasın, denecek.
***
Sık sık kara, yağmura, fırtınaya teslim olsak bile, biliyorsunuz dünya bize hayran... Çok hızlı kalkınıyoruz çünkü...
Her ne kadar halen global sermaye yatırımları, henüz AB üyesi olmamış Polonya'ya yılda 20 milyara ulaşırken, bize yılda 500 milyonda kalsa bile, zamanla düzelecek bütün bunlar.
Hele yolsuzluklar ve soysuzluklar bir aşılsın...
Kimse de, yapacağı yatırımların; "ne sihirdir, ne keramet; el çabukluğu marifet" yöntemiyle buharlaşmasını istemez.
***
2023'te, yani Cumhuriyetimizin 100. yıldönümünde; "yaşam kalitesi" açısından 133 ülke arasında 96. sırada bulunan Türkiye'nin de, Ekvador düzeyine erişeceği umut ediliyor. Çünkü Ekvador 56 basamak yukarıda bizden; 40. basamakta...
***
"Seçilmişler" ile "atanmışlar" arasında bazı küçük anlaşmazlıklar olsa bile; büyüklerimiz her zaman "milli çıkarları" daha önde tutmuşlardır, ülkede yaşayanların uğradıkları sıkıntılardan...
Varsın kesilsin elektrikler, varsın kapansın köy yolları, varsın çığ altında kalanlar olsun, varsın okulla ev arasında donsun bazı çocuklar, önemli olan "milli çıkarlar"; KKTC ve Irak sorunu...
Ve 70 milyar dolar olan dış borç faizlerinin ödenmesi için alınacak kredi...
***
Vaktiyle yapılan yatırımların çoğu çarçur olmuş, çoğunun da rantabilitesi yokmuş...
Olmasın.
Kaynak olmadığı için, zaten artık yatırımlar durmuş.
Dursun.
AB üyeliği için yıl sonunda müzakerelerin başlayıp başlamayacağı da pek belli değilmiş.
Boş verin.
Yerel seçimler için, aday adayı olmuş 5 milyon yurtseverimiz var; bu, yeter bize...
***
Biz de evrensel kadrolar yetiştirecek, biz de çağdaş uygarlık düzeyiyle bütünleşmiş ilk İslam ülkesi olmanın gururunu yaşayacağız.
Bu kesin.
Sadece 20 - 25 yıllık bir çalkantı dönemi kaldı önümüzde. Göz açıp kapayıncaya kadar geçer. Enseyi karartmayın.
c.altan@prizma.net.tr
|
|

|