28 Ocak 2004 Çarşamba
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   




   
   
"Geri adım atmazsa, Türkiye kazanacak"

        WASHİNGTON
   
    Başta Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği ve Beyaz Saray olmak üzere, Uluslararası kamu oyundaki şaşkınlık devam ediyor. Sanki yanlış duymuşlar da, doğrusunu öğrenmeye çalışıyorlarmış gibi bir halleri var.
    BM Genel sekreterliğinde, Kofi Annan'a çok yakın çalışan kişilerle konuştum. Bazı cümlelerini size yansıtmak istiyorum. Belki durumu daha açık anlayabiliriz:
    - Erdoğan Rumların önüne geçti. Son derece önemli bir hamle yaptı. Türkiye çok akıllı bir satranç oyuncusu gibi davranıyor.
    - Müthiş bir manevra ile Türkiye ön aldı.
    - Acaba Denktaş ne oranda ikna oldu. Müzakereleri yine de yokuşa sürebilir. Kofi Annan, onun ağzından duymadan hareket etmek istemez.
    - Papadopulos bundan sonra kolay kolay kaçamaz. Zira Erdoğan, Rumların elindeki en önemli kozları aldı.
    - En büyük kuşku, bütün bunları söyledikten sonra Erdoğan'ın geri adım atması veya içerde baskı altına girip gerilemesi konusunda. Bu kuşku halen giderilemedi.
    - Kofi Annan şimdi önce Papadopulos'u dinleyecek, onun yanıtlarını alacak, ardından Denktaş'ı dinleyecek ve ardından kararını önümüzdeki hafta açıklayabilir.
    - Erdoğan'ın BM Genel Sekreterine, sonunda geriye kalacak boşlukları doldurması için açık çek verdiğini söylemesi ve Rumların daima bir adım önünde olacaklarını belirtmesi, herkesi şaşırttı. Türkleri küçümsemişiz...
    Bütün bu sözleri söyleyenler yine de her defasında " tabii Türkiye geri adım atmazsa" cümlesini eklemeden de edemiyorlardı.
    Anlayacağınız Türkiye şu sıralarda en gözde ülkelerin başında geliyor. Yıllardır çözümsüzlüğün simgesi gibi görüldükten sonra, şimdi birden bire ön plana çıkmasının yarattığı şok geçmiş değil. Bundan dolayı da hep "bu işin altında acaba bir bit yeniği var mı ?" sorusu soruluyor.
    Bit yeniği olup olmadığı, Türkiye' nin sözlerinden geri dönüp dönmeyeceği de bugün Başkan Bush ile yapılacak görüşmeden sonra çok daha netleşecek.
   
    * * *
   
   
ERDOĞAN' IN, ABD GEZİSİNE HOŞ GELDİNİZ
    İster sevin ister sevmeyin. Ne demişler, misafir umduğunu değil, bulduğunu yermiş.
    Bizim durumumuz da aynı.
    Bütün bu hafta boyunca bizler, misafir olarak Amerika'da yiyeceğiz, sizler de seyirci olarak bizim anlattıklarımızı dinleyeceksiniz ( ! )
    Başbakan Erdoğan' ın Amerika gezisi başladı.
    İlgilenmeseniz dahi, yine de okumak veya TV'lerden izlemek zorunda kalacaksınız. Bir bölümümüz servis yapılan yemeklerin ne kadar lezzetli (!) yani gezinin ne kadar başarılı olduğunu, diğer bir bölümümüz ise, yemeklerin bir felaket, gezinin de Cumhuriyet tarihinin en büyük fiyaskosu olduğunu anlatacak.
    Şimdiye kadar hemen hemen her Türk Başbakanının resmi veya çalışma ziyaretine katılıp Washington'a defalarca geldim ve hepsinde aynı senaryoyu yaşadım.
    Bu defa da farklı olmayacağından eminim.
    Gelin, biraz işin fantazisine kaçalım.
    Gerçeklerle sanalı karıştıralım.
    Tayyip Erdoğan'ın bütün gezi boyunca en önemli bir tek görüşmesi olacak. O da , Beyaz Saray' da Başkan Bush ile yapacağı yaklaşık 2 saatlik çalışma yemeği.
    Yemeğin menüsü de hazır (!).
    Önce iştah açıcılar servis edilecek: Kıbrıs
    Erdoğan'ın en beğendiği, hatta birkaç porsiyon daha yemek isteyeceği, ancak Amerikalıların üstünde çok da fazla zaman harcamaya niyetleri olmayan bir konu. Yine de Erdoğan, Türk tarafının yaklaşımını anlatıp, Bush' tan yardımcı olmasını rica edecek. Hem Annan'ı, hem de Rumları ikna edip, işi 1 Mayıs'a kadar bitirtmesini isteyecek. Bush ise, koşullu destek verecek. Denktaş yaklaşımının terkedilmesi önerisinde (!) bulunacak.
    Beyaz Saray ahçısının en özene bezene hazırladığı ana yemek ise, Irak olacak. Hem Bush' un, hem de Erdoğan gelişmelerden şikayetçiler. Ancak farklı açılardan. Birinin derdi Kürtler, diğerininki ise Şii' ler...
    Bush, Kürtlerin bugünkü otonominin ötesine geçmeyecekleri güvencesini verecek, Kuzey Irak Kandil dağındaki PKK militanlarının silahsızlandırılıp dağıltılması konusunda ise, biraz zamana ihtiyacı olduğunu söyleyecek. PKK' nın Kuzey Irak' ta kalmayacağı güvencesini verecek, ancak bu bölgeye silahlı bir harekat düzenleyip PKK üssünü dağıtmaya pek niyetli olmadığının, işi daha barışçı yollardan çözmek istediğinin mesajlarını verecek.
    Tatlı ve Kahve'ye sıra geldiğinde ise, IMF başta olmak üzere, Türk ekonomisine destek, Amerikan yatırımlarını teşvik ve tabii bir oranda da Orta Doğu servis edilecek.
    İçerde konuşulanlar orada kalacak, ancak en önemlisi, dışarı çıkıldığında Başkan Bush'un söyleyecekleri olacak. Zira dünya bu sözleri dinleyecek ve Beyaz Saray' ın Türkiye'ye, AKP hükümetine , Kıbrıs ve Kürt sorunlarına nasıl yaklaştığını şefin ağzından duyacak. İçerde kolkola dolaşmış olsalar dahi, dışardaki bir farklı cümle veya bakış herşeyi değiştirecek.
    Dedim ya,"Tayyip Erdoğan Amerika'da" filmine hoşgeldiniz. 32 kısım tekmili birden...
    Dünden itibaren ekranlarınızda...
   
    (Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com.tr) yayınlanmaktadır. )
   
    mabirand@e-kolay.net
   
   





Taha AKYOL
Türkiye modeli

Çetin ALTAN
Yağmur, sel, su baskını vız gelir bize...

Melih AŞIK
Türban Amerika'da

Fikret BİLA
Arabulucu...

Hasan CEMAL
Hükümet gemileri yaktı!

Güneri CIVAOĞLU
Okyanusu içmek

Abbas GÜÇLÜ
Almanlar da üniversiteleri tartışıyor

Hurşit GÜNEŞ
2003 bütçesi tehlikeler de gösteriyor

Nail GÜRELİ
Önce saydamlık

Sami KOHEN
Rumlar da farkında...

Mehmet Y. YILMAZ
'Oyuncu' değiştirme zamanı

Hasan PULUR
Hizmeti, kaşıkla vermeden sapıyla çıkaranlar...

Meral TAMER
10 dolara katarakt ameliyatı

Ece TEMELKURAN
KOPUKİSTAN!

Yaman TÖRÜNER
Tüketiciyi koruyalım derken

Osman ULAGAY
Türkiye'ye Avrupa'nın dışında hayat var mı?

Güngör URAS
Maliye Bakanı'nın ağzından 'zam' akıyor

M. Ali BİRAND
"Geri adım atmazsa, Türkiye kazanacak"