|
|


Markaya ait olmak zor iştir
Sarıkız'ın Anıları
Yıllar önce, reklamcı Ali Taran'la, son günlerin en iyi filmlerinden "İnşaat"ın yönetmeni Ömer Vargı'nın birlikte kurdukları bir reklam ajansı vardı: Link Ajans. Bir gün bu ikisi oturup yurtdışına, Adidas'a bir mektup yazdılar. Dediler ki; "Sayın yöneticiler, size bir önerimiz var. Gelin, her yıl bir 'yılın sporcusu' seçin ve bu sporcuya Adidas adını verin. Daha doğrusu soyadını değiştirip Adidas yapın. Bu genç ömrünün sonuna kadar bayan (veya bay) Adidas olarak yaşasın. Daha sonra ailesini kurduğunda, kanuni olarak verilen soyadını devam ettirsin ve dünyada büyük bir Adidas ailesi oluşsun." Çok geçmeden firma yetkilileri, marka adlarına yakışır bir ciddiyet ve hoşluk göstererek bu teklife cevap verdiler. Cevap, yine marka adlarına yakışır şekildeydi ama olumsuzdu. Projeyi son derece ilginç bulduklarını ama şimdilik düşünmediklerini söylüyorlardı. Sonra bizim iki genç kafadarın gırgırına yaptıkları bu teklifi ve gelen olumsuz cevabı uzun uzun tartıştık. Sohbetin bir yerinde, ben onlara şunu sormuştum: Atatürk'ün çocuğunun olmamasına biz Türk milleti niçin hep şükrederiz ya da niçin korkmuşuzdur? Cevabı çok basitti: Ya ulu önderimizin oğlu babasının adına gölge düşürecek bir şey yaparsa! Haydi çocuğu yapmadı diyelim, insanlık hali, ya torunlar bir hata işlerse? O gün karar vermiştik Ali ve Ömer'le, Adidas da aynı korkular içindeydi besbelli. Bu büyük ve saygın kimliğini korumak adına böyle bir dahiyane "reklam"ı reddetmişti.
Buraya nereden geldim? Biliyorsunuz geçen hafta Pantene kızı seçildi. Eski bir Elidor kızı olduğum için (ve içlerinde Ceren isimli kızı çok beğendiğimden) fazlasıyla ilgimi çekti. Ve yarışmayla birlikte "Bu gencimizi kim bilir şu hayatta neler bekliyor?" diye düşündüm. Önce Pantene adına yakışır davranmak. Ona göre seçimler yapmak. Ona göre yaşamak... Bir markayla birlikte anılmak zor iştir. Popstar adayı Bayhan'ı ve Firdevs'i düşünün. "Ödül" öncesi ve sonrası onlardan beklenenleri... Bir anlamda "Popstar" birincisi, artık bir Coca-Cola temsilcisidir. Seçim yapılırken aziz Türk halkının bunu da göz önünde bulundurması gerekir. Öyle Coca-Cola'yı "Ah ne serinmiş, oh!" deyip kafaya dikmekle olmaz bu işler... Bu arada Firdevs için öne sürülen hiçbir "suçlamaya" katılmıyorum. 13 yaşında ortada kalan bir çocuk çok daha vahim şeyler yaşayabilirdi. Firdevs her yalnız ve mutsuz ve de çaresiz kadın gibi sadece hayatta kalmaya çalışmış. Peki, "iyi" olmanın ve iyi kalabilmenin kuralı nedir? Galiba, "Bir başkasının canını yakmadan yaşayabilmek" en doğru tarif...
Bir Dışbank reklamı
Hayır bunu bilmiyorsunuz çünkü şimdi ben uydurdum. Az önce bankamdan bir mektup aldım da, duygularım dile geldi. Bankam diyorum çünkü orada çalışan kızlardan (DMC ve Etiler şubeleri) ziyadesiyle memnunum. Sizler için kaleme alacağım reklam metni de bunu anlatıyor zaten. Sloganı "Bankanız sizin evinizdir. Orada çalışanlar da aileniz". Gelelim senaryoya... Şimdi düşünün. Etiler Dışbank (cadde üzerindedir) cümle kapısını genel görüyoruz. Kendi halinde, yorgun argın bir adamcağız kapıya yaklaşıyor. Önce ayakkabılarını demir paspasa iyice siliyor. (Paspasın üzerine ıslak bir bez de serilmiş olabilir.) Adamcağızımız kapıya hamle ederken içeriden kambiyo şefinin koşarak geldiğini görüyoruz. Şef kapıyı ardına kadar açarak "Hoş geldiniz, hoş geldiniz, sefalar getirdiniz" diyor, bir yandan da adamın sırtındaki pardösüyü çıkarıyor. Öpüşüyorlar. O esnada havale servisindeki kız, adama bir çift lacivert ev terliği uzatıyor. Adam eğilmeden bir ayağının topuğu ile diğer ayağındaki ayakkabıyı iterek çıkartıyor. "Zahmet etmeseydin kızım" diyor. Derken adam ve kambiyocu bankoya ilerliyor. Şef bir ara adamın sırtına güm diye vurup sevgisini belirtmeyi de ihmal etmiyor. Bankonun önüne geldiğinde bütün kızlar koro halinde bağrışıyorlar, "Hoş geldin Hayrettin abi, Nermin teyzem nasıl?" diye. "Selamları var" diyor Hayrettin abi. Cebinden paralarını çıkartıyor. İşlemler hızla bitiriliyor. Kolonya ve kahve ikramlı dinlenme faslından sonra final; "Allah'a emanet olun", "Güle güle" hatta "Yatıya kalsaydın" teklifleri... Banka personeli adamı kapıdan yolcu ediyor, adam ufukta bit kadar kalıncaya dek uzun uzun ardından el sallıyorlar. Kare donuyor, spot beliriyor: "Bankanız evinizdir." n
NOT: Anladık ukalalık etmeyin, "Diğer müşterilere kim bakıyor, onlarla kim ilgileniyor, bu bankada işi kim yapıyor?" diye de sorarsınız siz şimdi. Gidin görün o zaman.
Yazara e-mail
|
|


|