29 Ocak 2004 Perşembe
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   


   
Çay bardağı deyip geçmeyin

       
    Uzunca bir süredir ev gezmelerine, iş görüşmelerine, okul gezilerine; nereye gitsem, "Bir şey içer misiniz?" dediklerinde, "Çay," dediğimde kocaman bir fincanda çay getiriyorlar. Evlerde de, Paşabahçe'nin küçük çay bardaklarının büyük boyuyla ev sahibi servis yapıyor. Neredeyse bin yıllık, belki daha da fazla, çay bardağı kültürümüz ortadan kalkmak üzere.
    Hadi ev gezmelerinde 10 konuğa, küçük bardakla üçer bardak çay içseler, otuz çayı taşımak zor geliyor, bu yüzden de işi kolayından alıp koca bir bardak sunup, konuğun koca bir bardak çayla midesi dolduruluyor; ikinci bir çayı isteme olanağı olmuyor.
    Ne zaman kitap fuarına gitmek için yurtdışındaki yabancı yayıncı arkadaşlarımı arasam, hepsinin Türkiye'den getirmemi istedikleri tek şey ince belli küçük çay bardaklarıdır. Özellikle İtalya'da yüzlerce çeşit bardak modeli içinde bizim küçük çay bardağımızın bir benzeri yoktur. Öylesine akıllıca yapılmış bir tasarımı vardır ki, insan ancak inceledikçe, bugünkü biçimini oluşturmasına neden olan bilgileri öğrendikçe, onu daha çok sevmeye başlar. Özellikle belinin inceliği, onun kolayca kavranıp elde tutulmasını, hem çayın soğumasını engellemek için, hem de çayın ısısıyla elin ısınmasını sağlamak amacıyla yapılmıştır. Alt tabanının özellikle kalın olmasıyla, çayın geç soğumasını sağlamak ve konulduğu zeminde; ister tabağa konsun, ister bir masaya, onun geç soğuması ve içilen çayın yavaş yavaş içilerek tadına varılması amaçlanmıştır. Ağzının genişliği, üst yüzeyde kalan bölümün soğuması ve ağzın içime uygun bir sıcaklıkta olması düşünülmüştür. Ayrıca geniş ağzın kenarında kalın bir cam çıkıntısı vardır. Bu bardağın camının, uç kısımlarına kadar ısıyı iletememesine ve o kalın tabakada camın gövdesinden gelen ısının düşmesini sağlar. Böylece de bardağı, derisi oldukça hassas dudağımıza dayadığımızda, onun yanmamasını sağlar. Biçimiyle dudağımızın yapısına uygun bir biçimsellik gösterir.
    Geleneksel çay bardaklarımız, çayın demlenerek içilebilmesi için üretilmiştir. İçine poşet çayı kabul etmediği için biraz şişmanlatıldı ve fincana yaklaştırıldı. Hiçbir içimsel özelliği olmayan ve son derece hızla çayı soğutan fincanların, çay bardağımızın koltuğuna oturabileceğini sanmıyorum.
    "Çayınızı fincanda mı istersiniz, bardakta mı?" sorusu bunun kanıtı gibi.
    Çay bardağımızı çok seviyorum...
   
    yural@milliyet.com.tr
   
   





 Donatella Piatti
 Sarıkız'ın Anıları
 Tuba Akyol
 İlhan Uçkan
 Yalvaç URAL