29 Ocak 2004 Perşembe
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE         


Milliyet'teki fotoğraf

    Satır Arası / Deniz Sipahi
       
    Milliyet'in Pazar günü birinci sayfasında yürekli acıtan bir fotoğraf vardı.
    Baba İlbey Kemaloğlu, çocukları Kaan ve Muhammet ile hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.
    Yüzlerde çaresiz bir ifade...
    Geçen hafta tüm Türkiye'yi etkisi altına alan soğuk hava ve kar yağışı maalesef bu yıl okula yeni başlayan Atalay'ı aramızdan almıştı.
    İstanbul'da, Ümraniye'de, şehrin ortasında yaşanan felaketlerden biri...
    Karnesiyle donan Atalay'ın ölümünde yine yoksulluk başroldeydi.
    Okul kayıt parası için 100 milyon isteyince, üç çocuğu için tutan 300 milyonu veremediği için Atalay, Kaan, Muhammet dört kilometre uzaklıktaki bir başka okula gitmek zorunda kalmıştı.
    Talihsiz Atalay'ı ölüm, hepsi pekiyi olan karnesini aldığı gün yakalamıştı.
    Baba Kemaloğlu diyor ki; "100 milyon lira olsa oğlum ölmezdi..."
    Yanmamak mümkün değil.
    Peki o karda kışta, çocukları servise bindirmeyen ve gerekli tedbirleri almayan okul yöneticilerinin hiç mi suçu yoktur?
    Ama kim ne derse desin, kim haklı olursa olsun Atalay geri gelebilecek mi?
    Hayır...
    * * *
    O minik yavruların geleceğini tehlikeye atmayalım.
    Türkiye'yi geleceğe taşıyacak çocuklarımız için ayırdığımız kaynaklar öylesine komik ki...
    Milli Eğitim Bakanlığı'nın bütçesi diğer bakanlıklara göre oldukça mütavizidir.
    Oysa tam tersini yapmamız gerekmez mi?
    Ama bizde ihtiyacı olmayan yere havalimanı yapar sonra da pistte üzüm kuruturuz.
    Bankaların içini boşaltanlara sesimizi çıkartmaz faturasını vatandaşa ödetiriz.
    Fuzuli ve oy kaygısıyla başlatılan yatırımları çürümeye terkeder; beş liralık işi 100 liraya bile bitiremeyiz.
    Boşa atılan paralarla bir ikinci Türkiye yapmak varken; ilk iş olarak eğitime ayrılan kaynağı tırpanlarız.
    İşte durum ortada...
    Her kayıt döneminde klasik sözler duymaya öyle alıştık ki...
    Bakanlık, il milli eğitim müdürlükleri "Kayıt parası alanı yakarız" gibi kimsenin inanmadığı açıklamalar...
    100 milyon lira için giden hayatlar...
    Acaba bu sözleri sarfedenler, bu ülkenin kaynakları boşa harcayıp kendine yatırım yapanlar bu fotoğrafa bakabiliyorlar mı?
    Türkiye'de sivil toplum örgütlerinin sayısı da, işlevleri de giderek artıyor.
    * * *
    Ben diyorum ki...
    Yemekleri, baloları, şovları bırakıp...
    Bütün gücümüzü ve maddi imkanlarımızı eğitime harcayalım.
    Devlete, hükümete eğitim harcamalarını artırması için baskı yapalım.
    Bunun da takipçisi olalım.
    Olanaklarımız ölçüsünde karşılıksız burslar sağlayalım; bütçelerimizi ortak bir havuzda toplayıp yarınlarımıza yatırım yapalım.
    Biliyorum; bu konuda çok mesafe almış kurumlarımız var. Ancak sayıları yeterli değil.
    100 milyon liraya hayatı değişen çocuklar, bizim evlatlarımız...
   
    dsipahi@milliyet.com.tr
   
   

EGE


Uğurlarımız olsun!..
Milliyet'teki fotoğraf
Doğru sistemi yakalama





Spor
Ekonomi
Rehber


Tülay Özüerman
Deniz Sipahi
Rıza Tuyuran