|
|


"Türkiye'de hakemler futbolun Erol Taş'ıdır"
Emekli hakem Muhittin Boşat "Galatasaray-Fenerbahçe maçında yaptığım hata bir şanssızlıktı. Bir pozisyon yüzünden futbol kamuoyunda çarmıha gerildik" diyor
NİLÜFER OKTAY
Bu sezon yönettiği Galatasaray- Fenerbahçe maçından sonra çok eleştirilen Muhittin Boşat hakemliği bıraktı. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde maaş, tahakkuk ve hesap işleri müdürü olan Boşat sahalarla ilişkisini gözlemci olarak devam ettirmek niyetinde. "Türk filmlerinin kötü adamı Erol Taş'tı. Hakemler de Türk futbolunun Erol Taş"ı diyen "emekli" hakem, eski maçlarını ve yeni planlarını anlattı.
Artık sahalarda olmayacaksınız. Rahatladınız mı, üzgün müsünüz?
Bırakmadan evvel acaba içimde bir burukluk olur mu, özler miyim diye düşünüyordum. Bırakalı bir ay oldu neredeyse, son derece rahatlamış hissediyorum kendimi. Özlemim yok.
Erman Toroğlu gibi yorum yaparak kariyerine devam eden hakemler var. Siz yorumculuğa sıcak bakmıyor musunuz?
Doğru, dürüst ve objektif yapıldığı takdirde yorumculuğun yarar getireceğine inanıyorum. Ama şu anda bu kriterlerle yapıldığına inanmıyor, kanallardaki "Al ileri, getir geri" olayına da pek sıcak bakmıyorum. Bu işi şu anda Türkiye'de hiç kimsenin dört dörtlük ve objektif olarak yapma şansı yok. Olumlu yorum yaptığınızda iki ay sonra size işi bıraktırırlar. Yapan arkadaşlar da olayları abartıp, olmamış şeyleri bazen olmuş gibi gösteriyorlar. Bu tarz bana uygun değil.
Türkiye'de 16 yıl hakemlik yapmak kolay değildi herhalde...
Bilhassa derbi maçları insanı bayağı yoruyor. Ülkemizde maalesef adet böyle, bir hafta önceden maçın hakemi kim olacak diye konuşulur. Açıklandıktan sonra da hakkınızda birtakım spekülasyonlar yapılır.
Unutamadığınız bir maç var mı?
Süper Lig'deki ikinci yılımda yönettiğim Van-Trabzonspor maçı. Sahaya atılan yabancı maddelere rağmen oynatmak için direndim ama 80'inci dakikada tatil etmek zorunda kaldım. Polis koridorunda içeri girdik, havaalanına güvenlik eşliğinde gittik. Maçtan sonra bayağı gürültü çıkmıştı ama sonra doğru bir karar verdiğimiz anlaşıldı.
Bu sezon yönettiğiniz ve eleştirildiğiniz Galatasaray-Fenerbahçe maçı var bir de. Siz de kendinizi eleştirdiniz mi?
Ülkemizde şöyle bir hata var: Bir hakem 90 dakika maç yönetiyor ama sadece bir yanlış hareketi konuşuluyor. Futbolcu nasıl gol kaçırıyorsa bizim de hatalarımız oluyor. O maç, o şartlar altında 89'uncu dakikaya kadar mükemmel yönettiğim bir maçtı. Pozisyonu sonradan gördüm ve üzüldüm. Şanssızlıktı. Bir pozisyon yüzünden futbol kamuoyunda çarmıha gerildik. 12 tane derbi yönettim, 2-3 tanesinde gürültü çıkmış olabilir ama bardağın dolu kısmına bakmak lazım. "Dört dörtlüğüm" demiyorum. Bugün tüm dünyanın takdir ettiği İtalyan Collina bir UEFA seminerinde "Hakemlerin hata yapma hakkı ellerinden alınamaz" dedi. Hakemler futbolcu, teknik direktör, idareci gibi hata yapar. Bunu kabul edelim.
"Duyumlarıma göre Cooper testi yakında kalkacak"
Son maç jübilenize yakışan bir maç mıydı? Çünkü yine eleştirildiniz.
Trabzonspor-Gençlerbirliği maçında iki talihsiz pozisyon oldu. Gönül öyle olmasını istemezdi. Son maçımı çok mutlu bir şekilde tamamladığımı söyleyemem. Daha iyi bitsin isterdim ama bu bazen elinizde olmuyor.
Hataları en aza indirmenin yolu nedir peki? Daha çok hakem mi, kameralar mı?
FIFA da sanıyorum aynı şeyi düşünüyor, bence futbola elektroniği katmamak lazım. Katarsanız bütün cazibesi gider. Futbol neden bu kadar revaçta? Çünkü tartışma ortamı çok fazla. 1966 Dünya Kupası'ndaki İngiltere-Almanya arasındaki final maçı, Maradona'nın "Tanrı'nın eli" ile attığı gol hâlâ tartışılır. Futbol hatalarıyla vardır ve hatalarıyla var olmalıdır. Hiç hatasız olursa futbolun zevki kaçar ama en aza indirmek için insan faktöründen yararlanılabilir. İki hakem olur, dört hakem olur...
Hakemliğiniz sırasında dayanıklılık testi Cooper'la aranızın pek iyi olmadığı da konuşuldu. Neden sevmiyorsunuz bu testi?
Sevmiyor değilim. Bu test FIFA tarafından 20 sene evvel konulmuş bir test. Duyumlarıma göre de çok yakın bir zamanda kalkacak. Kişisel fikrim Cooper testinin objektif olmadığı yönünde. Sağlık problemim olduğu için de birkaç kez katılmadım. Yazacak başka kötü bir şey bulamadıkları için bazı yorumcular bunu ağzına sakız etti. Yoksa ben antrenmanını dört dörtlük yapan biriyim. Eleştiri yaparken kullanılan kriterler çok komik.
Niye objektif değil?
Hiç durmadan 2 bin 800 metre koşmanız gibi kurallar var. Diyorum ki pratikte hakem sahada ne yapıyorsa test de buna uygun olmalı. Bir maçta aralıksız koştuğumuz en uzun mesafe 150-200 metredir.
Ekşi Sözlük diye bir internet sitesi var, sizin için bu sitede "Futbolun Bülent Ecevit"i yorumu yapılmış.
Neye dayanarak yapmışlar bilmiyorum ama Bülent Ecevit saygı duyduğum bir insan, ona benzemek de kötü değil.
"Avrupa'da maç yönetmek için lobi yapmamız gerekli"
Sahada sevmediğiniz hareket neydi?
Futbolcuların ufak bir olaydan sonra hakeme abuk sabuk şeyler söylemeleri, el kol hareketi yapmaları. Hiç hoşlanmıyor, mümkün mertebe de cezalandırıyordum.
Saha içindeki şiddeti engellemede hakemlere ne kadar iş düşüyor?
Siz maçı düzgün yönetir, her iki taraf için adaletli kararlar verirseniz futbolcular bu tür olaylara girmiyorlar. Ama hakem bazen maçı kaçırabiliyor. Gerekli cezayı vermediği zaman da futbolcu rakibini cezalandırma yöntemine gidebiliyor. Tabii doğru değil.
İdmanlar yok artık. Formunuzu nasıl koruyacaksınız?
Hakemlik döneminde iki günlük resmi idman dışında evimin yakınındaki çim sahada koşardım. Bıraktıktan sonra pek koşamadım ama her akşam yedi-sekiz kilometre yürüyorum. İlkbaharda tempolu olmasa da koşulara tekrar başlayacağım.
Futbol dışında neler var hayatınızda?
Evliyim, iki çocuğum var. Kızım Merve 16, oğlum Ahmet Can 10 yaşında. Onlara artık daha çok vakit ayırmak istiyorum. Bir de tenis öğrenmeyi düşünüyorum.
Çocuklarınızın futbolla arası nasıl?
Kızım iyi bir seyirci. Oğlum da bayağı yetenekli. Şimdi onunla futbol yönünden daha çok ilgilenebilirim diye düşünüyorum.
Futbolcu olmasını ister misiniz?
İsterim ama tahsilini aksatmamalı.
Hangi takımı tutuyor oğlunuz?
Onu söylemeyeyim ama müthiş bir Real Madrid ve Roberto Carlos hayranı.
Son sorum yine hakemlikle ilgili: Avrupa'da Türk hakemlerinin durumu?
Yedi yıl FIFA listesinde kaldım. Uluslararası arenayı biliyorum. Türk hakemi Avrupa Birliği'nde ülkemizin yaşadığı sorunları aynı şekilde yaşıyor. Bu sene Bülent Demirlek benim yerime listeye girdi. "Türkiye'den Bülent Demirlek gelmiş, hemen ona Şampiyonlar Ligi maçı verelim" demiyorlar. Türk hakemlerinin Avrupa, dünya şampiyonalarında maç yönetebilmesi için üst sınıf listeye bir hakemimizi sokmak zorundayız. Bunun için de hakemlerin performansı yeterli olmaz. İlişkiler yani lobi faaliyetleri çok önemli. 20 senede bir Türkiye'den bir kişi gider, iki-üç sene maç yönetir, sonra bir 20 sene daha bekleriz.
"İsmet Arzuman'la Selçuk Dereli iyi"
Yaklaşık 10 yıl profesyonel futbol oynadım. İstanbul Davutpaşa'da 2. ve 3. Lig'de, askerliğim sırasında Erzurumspor'da, Gebzespor'da... 1989'da hakemliğe başladım. 1994-95 sezonunda Süper Lig'e yükseldim.Süper Lig'de 117 tane maç yönettim. 12 tanesi Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş arasındaki resmi derbi maçlarıydı. 25'e yakın uluslararası maçta görev aldım. Batı Avrupa'da hakeme olağanüstü saygı var. Doğuya geldikçe yani Romanya, Bulgaristan, Rusya, Yunanistan, Türkiye gibi ülkelerde kaos ve güvensizlik başlıyor. Bu, hakemlerden değil toplumların yapısından kaynaklanıyor. Kendine ve çevresine güvenleri olmadığı için hakem hatalarına da altında başka şeyler arayarak bakıyorlar. Avrupa'da hakemlik çok kolay.Dünyada beğendiğim hakemler İsviçreli Urs Meier, Danimarkalı Kim Milton Nielsen ve şu anda çok ön planda olmayan ama önümüzdeki yıllarda hakemliğe damgasını vurabilecek gibi görünen Norveçli Terje Hauge. Türkiye'de, son aylardaki performanslarına baktığım zaman İsmet Arzuman'la Selçuk Dereli ismi ön plana çıkıyor. Diğer arkadaşlar da başarılı.
|
|


|