|
|


"Bir kadını elde etmeye çalışmanın heyecanı kalmadı"
Sinemalardaki "Aşk Her Yerde"nin başrol oyuncusu Hugh Grant: "Beğendiğim kadınlar benim gibi iyi huylu erkekleri sevmiyor. O yüzden bu filmde biraz 'sert çocuk' gibi görünmek istedim ama yönetmenim izin vermedi"
LONDRA
Yakışıklı aktör Hugh Grant ülkemizde de bu hafta gösterime giren son filmi "Aşk Her Yerde" ile kadınların kalplerinde fırtınalar koparmaya devam ediyor. Gişe rekorları kıran, İngiliz sinema ve tiyatrosunun ünlü isimlerinin bir araya geldiği bu romantik-komedi, bir Noel öncesinde Londra'da geçen 10 ayrı aşk hikayesini konu alıyor.
Oyuncular arasında birçok başarılı isme rastlanıyor. İngiltere'nin yeni seçilmiş başbakanını oynayan Hugh Grant, tabii ki göreve başlamasının henüz ilk gününde ofisinde çay servisi yapan hizmetkara aşık oluyor.
Hugh Grant'ın kararsız ve sevimli İngiliz erkeğini canlandırdığı "Dört Nikah Bir Cenaze" filmiyle şöhreti yakalamasının üzerinden 10 sene geçti. Şöhret sonrasında kişiliğinin değiştiğini düşünebilirsiniz ama 43 yaşındaki Grant şaşırtıcı derecede mütevazı. Aşk hayatıyla ilgili olarak söyledikleri ise insanda merhamet uyandırıyor: "Nedense benim gibiler filmdekinin aksine gerçek aşkı bulmakta güçlük çekiyorlar. Fransa veya İtalya'da rastladığınız her kadın size ümit veriyor. Oralarda romantizm daha fazla. İngiltere'de ise insanlar TV seyrederek, bahçesiyle uğraşarak, mahallelerindeki barlara giderek, golf oynayarak, köpeklerine iyi davranarak ve köri yiyerek vakit geçiriyorlar."
Londra'daki Dorchester Oteli'nde yaptığımız görüşmede bu sözlerle aşka inanmadığı konusunda ısrar ediyor İngiliz aktör. Hatta çevirdiği her filmle kariyerini biraz daha iyi bir noktaya taşırken sahne ışıklarından yorulduğunu da ekliyor. Ama özel hayatında da alaycı ve esprili olan Grant'in sözlerinde ciddi mi olduğunu yoksa şaka mı yaptığını anlamak için onu tanımak gerekiyor. Benim de sorularımı esprilerle süsleyerek cevaplıyor.
"Martine'in güzel öpüştüğünü söyleyemem"
Filmdeki mütevazı kıza aşık olan başbakan rolünüz hakkında ne düşünüyorsunuz?
Patron-işçi ilişkisi her zaman ilgi çekicidir. Evime temizliğe gelenlerin kadın olmasına çok dikkat ederim. Temizliği önemsediğimden değil ama onları evde görmek hoş oluyor.
Filmde aşık olduğunuz kadın rolündeki Martine McCutcheon, öpüştüğünüz sahnenin çok heyecan verici olduğunu söyledi, siz de aynı heyecanı duydunuz mu?
Aslında biraz acayip oldu. Çünkü Martine'le daha önce tanışmamıştık. İlk karşılaşmamızda "Haydi öpüşün" dediler. Güzel öpüştüğünü söyleyemem.
Filmde size ilgi çekici gelen neydi?
Birbiriyle ilgili 10 farklı hikayenin aynı zamanda gelişmesi çok ilginç. Filmin bir mesajı da var. Yönetmenimiz Richard Curtis aşkın varlığına gerçekten inanıyor. Benim gibi insanların aşka inanması zor ama arada sırada hatırlamak iyi oluyor.
Başbakan olsaydınız ilk ne yapardınız?
Başbakan olsam en sağ ve sol arasında gelip giderdim. Örneğin hayatımı karartan televizyonları kökünden yok ederdim. Birçok gazeteyi yasaklardım. Fransızlar gibi vergileri yükseltirdim. Hastanelere ve eğitime büyük paralar yatırırdım. Kısacası herkes biraz daha fakir olurdu. Ama zaten benim politikayla ilgim yok.
Kendi filmlerinizi izliyor musunuz?
Hayır, seyredemiyorum. Kendi filmimi yalnız izlemeyi hiç sevmiyorum. Yanımda insanlar olması ve filmi izlerken kahkaha attıklarını duymak beni daha çok mutlu ediyor.
"Golf oynamayı seviyorum, beni çok rahatlatıyor"
Hep aktör olmak mı istemiştiniz?
Doğruyu söylemek gerekirse hayır. Okuldayken piyeslerde oynamayı severdim. Gösterilen ilgi, kızların beni beğenmesi, seyircileri güldürmek hoştu. Profesyonel aktör olmak hiç aklıma gelmemişti. Tutkun olduğum tek şey, iyi bir iş çıkartmak. İnsanı son derece tatmin eden bir his.
Birçok kişi hep aynı tipleri, daha doğrusu kendinizi oynadığınızı söylüyor. Bu sizi rahatsız ediyor mu?
Biraz rol de yapıyorum ama her aktör rolüne kendisinden bir şey katmalı. Yüzünüz perdeyi tamamen kaplamışken sadece rol yapıyorsanız bu seyirci ile aranızda bir soğukluk yaratır.
Michael Caine "Hugh Grant komedi oynarken gözlerini kırpıyor ama bu dramada işe yaramaz" demişti. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Haklı olabilir. O gözlerini kırpmıyor, bense çok kırpıyorum. Komedi için bile biraz fazla kırpıyorum. Bu konuda daha dikkatli olmalıyım. Bu, o sahnede rahat olmadığımı gösteriyor.
Aktör olmasaydınız ne olmak isterdiniz?
Bilmiyorum. Kafamda devamlı aynı hayal var; senaryo, kitap yazmak gibi yaratıcı işler yapmak. Ancak göz ardı edilemez bir gerçek var ki o da yazma kabiliyetimin olmadığı... Üstelik disiplinim de yok.
Seks sembolü olmaktan memnun musunuz?
(Gülüyor) Böyle bir şey varsa tabii. Kadınların ilgisi, her zaman olmasa da hoşuma gidiyor.
Şan şöhret çok güzel ama hâlâ bir sevgiliniz yok.
Meşhur olmanın kadınlar üzerindeki etkisi beni düşündürüyor. Eskiden bir kadını elde etmeye çalışmanın zevkini yaşardım, şimdilerde o heyecan kalmadı. Üstelik benim beğendiğim kızlar, iyi huylu erkekleri sevmiyor. Aktörler iyi olmak istemezler çünkü seksi görünmüyor. Bu yüzden filmde biraz zor erkek olmayı istedim ama Curtis izin vermedi.
Hiç emekli olmayı istediniz mi?
Hayır çünkü gerçek mutluluğun hayatta bir şeyleri başarmakla geldiğine inanıyorum. Bir projeyi bitirip de kendi kendinize "Evet, bu işi iyi yaptım" diyebildiğinizde kendinize duyduğunuz saygı mutluluk vericidir. Boş oturmak çok zor olmalı.
Boş zamanlarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?
En çok golf oynamayı seviyorum. Beni rahatlatıyor. Bir gün belki golf sahalarından hiç çıkmam. Kitap okumayı da seviyorum.
"Kebabı özledim, Türkiye'ye geleceğim"
Aktörlük hayatınızda yaşadığınız en zor zaman hangisiydi?
1990 senesi aklıma geliyor. O yıl sadece 5 bin sterlin kazanmıştım. Kötü bir devreydi.
Peki, özel hayatınızda?
Los Angeles'ta Liz'le beraber kendi film şirketimi idare etmeye çalışıyordum. Bu iş bana göre değildi ve hiç mutlu değildim. "Extreme Measures" filmi o yüzden pek başarılı olmadı. Okyanusta bir dalganın üzerinde sörf tahtanızla gitmiyorsanız Los Angeles hiç de hoş bir yer değil.
Türkiye'ye gelmeyi düşünür müsünüz?
Gelmek isterim. Uzun zamandır kebap yemiyorum. Londra'da Old Compton Caddesi'nde güzel bir kebapçı var.
Ünlü komedilerin senaristi ilk kez rejisör koltuğunda
"Aşk Her Yerde"nin senaristi ve yönetmeni Richard Curtis, İngiltere'nin en ünlü senaristlerinden biriyken, bu filmle ilk yönetmenlik denemesini gerçekleştirdi. Bu kadar ünlü olmasının nedeni, seyircilerin beklentilerini gerçekleştiren romantik komediler yazması. Örneğin "Bridget Jones'un Günlüğü", ""Notting Hill", "Dört Nikah Bir Cenaze"...
1956 doğumlu Curtis, Oxford mezunu. Yönetmenliği sevdiğini ancak ilk kez yaptığı için "Aşk Her Yerde"nin çekimleri sırasında biraz sinirli olduğunu söyleyen Curtis'in genç senaristlere tavsiyesi yaşadıkları, bildikleri şeyleri yazmaları: "Örneğin 'Dört Nikah Bir Cenaze'de yaşadıklarım var. Çünkü bugüne kadar 70'ten fazla düğüne ve birçok cenazeye katıldım."
Yazara e-mail
|
|


|