|
|


Bir ustanın yarattığı dünyalar
Metin Deniz'in "Tiyatroda Mekan ve İnsan" adlı kitabı bu önemli sanatçının tiyatroya, tiyatronun da ötesinde sanata bakışını anlatıyor
Yaşar Kemal, 1965'te "Teneke" oyununun dekorunu yapacak gençle, Metin Deniz'le karşılaşmasını şöyle anlatıyor:
"Öylesine utangaç, öylesine alçakgönüllü bir çocuktu ki, beni şaşırttı. 'Ben' diyordu, 'bu oyunun dekorunu yapmak için Çukurova'ya gitmeliyim. Çeltik tarlalarını görmeliyim. 'Teneke'deki köy gibi bir köyde hiç olmazsa birkaç gün kalmalıyım.' 'Olur' dedim. Ona bizim Kürt Recep'in adını söyledim, adresini verdim. 'Kadirli'de Kürt Recep dersen, kim olsa sana gösterir. Recep seni anama da götürür.' Metin hemen o gün yola çıktı. Birtakım resimler, fotoğraflarla döndü. Bütün bunlara şaşırıyordum. Acayip bir kişilikle, şimdiye kadar işine böylesine ciddiyetle sarılan bir sanatçı arkadaşımıza rastlamamıştım.
Sonra 'Teneke'nin dekoru ortaya çıktı. Beni bir korku aldı. Bu tuhaf adam alıp bütün Çukurova'yı, bir dekorun içine sokmasın dedim. (...) Sahnedeki dekor öylesine yalındı ki, sanki sahnede dekor yoktu. Ben ilk kez, böyle yalın bir roman yazabilir miyim diye düşündüm. O kadar sevinmiştim ki, o coşkumu şimdiye kadar unutmadım."
***
"Teneke"nin o dekoru içinde sahneye çıkanlar arasında ben de vardım. Tuncel Kurtiz, Zeki Dinçoy, Umur Bugay'la birlikte dört ağadan biriydim. Kötü bir oyuncuydum doğrusu; bu yüzden, sahnede neredeyse hiçbir oyunda rahat olmadım. "Neredeyse" diyorum, çünkü "Teneke" kendimi rahat hissettiğim ender oyunlardan biriydi. Şimdi düşünüyorum da, bunun başlıca nedeninin Yaşar Kemal'in diyaloglarının yanı sıra Metin'in dekoru olduğunu sanıyorum.
Gerçekten Çukurova'daydık sanki. Tek dekor içinde çeltik tarlalarını dolaşabiliyor, kaymakamlığı basabiliyor, evlerde düzenler kurabiliyorduk.
Metin'in gerçekleştirdiği mekanlar içinde "Palto"yu, "Kurban"ı, "Zilli Zarife"yi, "Aykırı"yı, "Sokak Kızı İrma"yı, daha nicelerini yaşadım.
***
"Palto" için 1967 şubatında şunları karalamıştım:
"Perde açılır. Önce Metin Deniz'in fonu görünür; eski, yamalı bir paltonun sahnenin gerisine boydan boya yayılmış, büyütülmüş bir bölümü. Gri, soğuk. Akaki Akakiyeviç Başmaçkin yalnız kendi paltosunun içinde değil, o fonun paltosu içinde de üşüyor gibidir."
"Kurban" dekoruyla ilgili izlenimlerim de şöyleydi:
"Metin Deniz'in bir kişiliği vardır ve her dekorunun ayrı bir kişiliği vardır. Hem öylesine güçlü bir kişiliği vardır ki, oyuna katılır, yer yer de oyunu götürür. 'Kurban'da Zehra evinin kapısına ayağını dayar ve duvarlar kapanmaya başlar. Daralan bir ev ve sıkışan bir yürek..."
***
Metin'le ne zaman tanıştık, hatırlamıyorum. Herhalde milattan önce olsa gerek. Sahne üstünü, sahne arkasını, sahne ötesindeki günlük yaşamı birlikte az paylaşmadık. Müntekim Ökmen'le çevirdiğim "Galileo'nun Yaşamı"nı İstanbul Şehir Tiyatrosu'nda sahneye koyduğu günlerde çektiği çileye az tanık olmadım. İkimizin de kim bilir kaçar kere seyrettiği "Amarcord"u birbirimize az anlatmadık. El ele verip Umur Bugay'ı az korkutmadık.
Şimdi onun "Tiyatroda Mekan ve İnsan" (Hazırlayan: Nihal G. Koldaş / Maya Kitap Yayınları) kitabını görünce eskilere dönmemek mümkün mü?
Metin, Yaşar Kemal'in söylediği gibi, utangaç ve alçakgönüllü bir insandır. Ama konu ilkeleri olunca ne utangaçlığı kalır ne alçakgönüllülüğü. İşini her zaman önemser çünkü, araştırır, inceler, yaratır. Yarattığını da sonuna kadar bilinçle, dirençle, ödün vermeden savunur.
Tiyatromuzda "dekor"da yaratıcılık Duygu Sağıroğlu'yla başlamışsa, Metin Deniz'le doruğa ulaşmıştır.
***
Mehmet Ulusoy'un Fransa'da sahnelediği bir oyunun "Le Monde" gazetesindeki eleştirisini görmüştüm. Bomboş bir sütun. Bembeyaz. Yazı yok. Yalnız en altta tek satır: "Dekor: Metin Deniz." Onun altında da eleştirmenin imzası.
Bir sanatçı için unutamayacağı bir övgü.
"Tiyatroda Mekan ve İnsan", Metin'in bu övgüyü nasıl hak ettiğinin somut bir kanıtı.
1964'te İstanbul Şehir Tiyatrosu'nda Orhan Kemal'in "İspinozlar"ıyla başlayan serüvenin renkli öyküsü.
Kitapta Metin'in bu serüveni, çeşitli sanatçıların saptamalarıyla, yorumlarıyla veriliyor. Arada söze giriyor Metin; çalışmalarını, görüşlerini özetliyor. Yazılar öylesine güzel derlenmiş ki, insanı büyüleyen fotoğrafların, eskizlerin, çalışma örneklerinin yanında ezilmiyor.
Hemen belirteyim. "Tiyatroda Mekan ve İnsan"ı çok, ama çok sevdim. Elbette Metin'le ilgili olmasının da payı var bunda. Ama hiç tanımadığım, görmediğim biri olsaydı Metin, yine de severdim.
Kitap önemli bir sanatçının tiyatroya, tiyatronun da ötesinde sanata bakışını dile getiriyor. Üstünde hiç durmadığınız konuları kendi kafanızda gündeme getiriyor, sorgulatıyor.
Sürekli başarının rastlantılarla elde edilemeyeceğini, bilinçli, çileli bir çalışmanın gerekli olduğunu gösteriyor.
Metin'in kitabını tiyatroyla ilgilenenlerin yanı sıra, bütün sanatçıların okumalarını isterdim. (Öyle her kitapçıda bulamazsınız belki. Onun için Maya'nın telefonunu vereyim: 0212-252 74 52.) Yalnız görsel bir şölen değil, insanın kafasında sorular uyandıran "öğretici" bir kitap çünkü.
***
Yaşar Kemal'le başladım, yine onun (benim de yürekten katıldığım) yargısıyla bitireyim: "Metin Deniz her zaman hem ülkemizin hem de dünyanın büyük sanatçısıdır. Her şey gelir geçer, ustaların yarattıkları dünyalar kalır."
|
|


|