29 Ocak 2004 Perşembe
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   



   
Köprü altı çocukları ve Başkan Bush

       
    Bugünün flaş haberleri de belli, gazete manşetleri de; Başbakan Tayyip Bey'le, Başkan Bush'un görüşmeleri...
    Yahya Kemal derdi ki:
    - Her toplum ülkesini kurtarıp yüceltmeye çalışır; Türkiye'de ise "ülke" bizi kurtarıp yüceltmeye çalışıyor.
    Şayet Türkiye, "Ön Asya" olarak bilinen Anadolu yarımadasıyla Balkan yarımadasının küçük bir bölümü üstünde bulunmasa, ABD Başkanı gerek mi duyardı bizim Başbakan'la baş başa görüşmeye?
    Biz ise sanırım, son 200 yıldır bir hayli kötü ve abartılı kullandık ülkenin coğrafi pozisyonunu.
    Attık tuttuk, tuttuk attık ve "yaşam kalitesi" açısından 173 ülke arasında 96. basamağa düştük.
    ***
    Kemalettin Tuğcu, çocuklar için acıklı öyküler, romanlar yazmakla ünlüydü. İlk yazdığı kitaplardan birinin adı da, "Köprü Altı Çocukları"ydı. Haliç köprüsünün altına sığınmış, orada yatıp kalkan kimsesiz çocukları anlatıyordu.
    Tevfik Fikret ise, sık sık hatırlatmaya çalıştığı gibi, neredeyse bundan yüz yıl önce yazılmış "Sis" şiirini şöyle bitiriyordu:
    "Ey kimsesiz avare çocuklar, hele sizler, hele sizler..."
    ***
    Taş devrinden, Mars gezegeninin fotoğraflarını çekip Yer küresine iletmeye varan, engellenemez bir değişim, hızlandıkça hızlanıyor.
    Başbakan Tayyip Bey'le Başkan Bush'un baş başa görüşmesi de; şimdiye dek Türkiye'nin ne politikacılarının, ne bürokratlarının ön plana çıkardığı "kimsesiz çocuklar"a da, - bilerek, bilmeyerek - yeni bir dönemin, yeni bir harmanlamasını hazırlıyor.
    ***
    20 - 25 yıla kadar onlar da, önce AB vatandaşı, sonra da usul usul dünya vatandaşı olacaklar. Türkiye'nin "kimsesiz çocukları" olmaktan kurtulacaklar.
    KKTC ve Irak sorunları önemli. Ama gündemde olmasalar bile, "kimsesiz çocuklar" da önemli...
    Çünkü onlar, binbir palavrayla makyajlanmış oligarşik bir ilkelliğin gerçek yüzü...
    ***
    Başkan Bush, artık Ankara'nın; Rumlarla da, Ermenilerle de, Kürtlerle de yeni ve ılıman bir dönemi başlatmasını; bir bakıma, 1914'te Alman İmparatoru II. Wilhelm'in Orta Asya'ya dönük politikalarının bir payandası olarak biçimlenmiş İttihatçı ırkçılığından arınmamızı öneriyor.
    Küreselleşme sürecinin bir gereği olarak, 1 milyar 300 milyon nüfuslu İslam alemine, çağdaş bir model oluşturma rotasına giriyoruz.
    "Onlar - biz" ayrımının aşılacağı bir rotadır bu...
    ***
    Bizim Hazine'den geçinmeli kadrolar, çarmıha gerilmiş kötürüm bir İsa kutsallığında görünmek isterler.
    Çarmıhlarından, yani koltuk ve makamlarından indiklerinde; bir duvarcı ustası, bir elektrik teknisyeni, bir terzi, bir aşçı, bir marangoz gibi çıplak hayatta yürüyebilecek bacakları yoktur.
    Koltuk ve makamlarını yitirdiklerinde, anlamsız bir silikliğe uğrarlar.
    "Ulus - devlet" modelinin aşılmaya başlaması, en çok onları ırgalamakta.
    ***
    Şimdiye dek kimse, son yüzyılda kimlerin çocuklarının dış üniversitelerde okuduklarıyla ve kimlerin sağlık sorunlarını dış hastanelerde çözümlemeye çalıştıklarıyla ilgilenmedi...
    Şayet bu alanda araştırmalar yapılmış olsa, kimbilir nasıl bir tablo çıkardı ortaya?..
    ***
    Yine son yüzyılda ne iktidar, ne muhalefet politikacıları; birbirlerini çürütüp durma ötesinde, Türkiye'nin ekonomik röntgenini asla saydamlaştırmadılar.
    Sadece kendilerini övmek ve övünüp durmakla yetindiler.
    Yani efendim, salt yandaşlarını kollama ötesinde, kazıklayıp durdular kul yığınlarını...
    ***
    Hayattan yararlanmak mı, hayata layık olmak mı?
    Bu tür konular hiç girmedi bizim güncel repertuvarlara. Nasıl ki, Şehir Hatları vapurlarının çilekeş kaptanları da, başlarından geçenleri anlatmak için neredeyse hiç çıkmadı TV ekranlarına...
    ***
    Köprü altı çocukları... Ya yeni Haliç köprüsünün altındaki bugünkü esnaf...
    Çoğu, köprü yapımından önce birtakım taahhütlerle almışlar veya tutmuşlar dükkanları...
    Taahhütler gerçekleşmemiş, dükkanlar öngörülen işlevlerinin dışına kaymış, bir kısmı kapatılmış. Onlar da, bir protesto gösterisine girip, yeni köprünün altını, bir günlüğüne yayalara kapatmak istediler. Kimse ilgilenmedi.
    ***
    Bir yanda yerel seçimler, bir yanda 1 Mayıs'a kadar çözümlenmesi istenen Kıbrıs sorunu, bir yanda da su ve sel baskınlarına karşı yeni uyarı...
    Ve aklını, kestirmeden zengin ve şöhretli olmaya, yani kul yığınlarının üstünde cakalı bir hayat sürmeye taktırmış olanlar; ne bedeller ödeyeceklerini bilmeden...
   
    c.altan@prizma.net.tr
   
   





Taha AKYOL
Daha iyisi olamazdı

Çetin ALTAN
Köprü altı çocukları ve Başkan Bush

Melih AŞIK
Teşvik oyunları...

Fikret BİLA
Türkiye'nin gücü ve kompleks

Hasan CEMAL
Son perde!

Yılmaz ÇETİNER
Bir musiki üstadının mirası

Güneri CIVAOĞLU
Laik - İslam RTE

Hurşit GÜNEŞ
Bu hükümet popülizm eğiliminde mi?

Doğan HEPER
Bir yemek parasına bir ömür

Sami KOHEN
ABD ile stratejik ayar

Mehmet Y. YILMAZ
Şaşırmıyoruz ağlanacak halimize!

Hasan PULUR
Vergi affı ne zaman?

Derya SAZAK
Bir adım önde

Meral TAMER
Yoksul kesimi müşteri olarak görmek

Güngör URAS
Ucuz döviz borcu küçük gösteriyor

Serpil YILMAZ
Topbaş: Ailenin bütünlüğü önemlidir