|


Son perde!
İsterseniz bir slogan atalım: Kıbrıs'ta çözüm, Türkiye'de demokrasi ve hukuk devletine giden yolda büyük bir engeli aşmaktır.
Neden mi?
Çünkü Türkiye'de demokratik değişime karşı olanlar... Hukuk devletinin bu ülkede tüm kural ve kurumlarıyla oturmasını, "Bölünürüz, laiklik elden gider!" diye yıllardır savsaklayanlar...
Değişimi kabus gibi görenler...
Yani statükocular...
Bütün bu güçlerin sığındıkları 'son kale'dir Kıbrıs. Bu yüzden çözüm istemezler. Sığındıkları son kalenin düşmesi, onların korkulu rüyasıdır.
Niye mi?
Çünkü bu kalenin düşmesi, Avrupa yolunun Türkiye'ye daha çok açılmasıdır. Türkiye'nin Avrupa Birliği yolculuğunun artık geri dönüşü kolay olmayan bir raya oturmasıdır.
Dikkat edin:
Türkiye'nin Avrupa yolculuğunun önünü kesmek için Kıbrıs'ta kurdular tezgahı. Çünkü Kıbrıs'ta çözümsüzlük, Türkiye'nin yıl sonunda AB'den tarih almasını önleyecektir.
Tuzak budur.
İşte bunun içindir ki:
Kıbrıs'ta çözüm, Türkiye'de demokrasi ve hukuk devletine giden yolda büyük bir engelin aşılmasıdır diyorum. Kıbrıs'ta çözümle Türkiye'nin demokratikleşmesi arasında böyle bir yaşamsal bağ vardır diyorum.
Kıbrıs'ta çözüm istemeyenlerin kimliklerine şöyle bir bakın:
Çoğunluğu devletçidir.
Özellikle ekonomide öyledir.
1930'larda kalmıştır kafaları.
Hala planlı ekonomi isterler.
Çok partili demokrasiye atılan adımlar, onların gözünde bir karşı devrim sayılır.
Toplumun rengarenk çeşitliliğinin, farklı kimliklerin ancak demokrasi ve hukuk devletinin çatısı altında, barış ve huzur içinde var olacaklarını anlayamazlar. Bunun için de, tarihin kaydettiği en büyük barış projesi olarak sahneye çıkan Avrupa Birliği'ni yerli yerine oturtamazlar.
Gözlükleri siyahla beyazı görür.
Ya dostlar ya düşmanlar vardır.
ABD düşmandır!
AB de düşmandır!
Güvenliğimize tehdittirler! Yetmiş milyonluk koca Türkiye'yi ham yapmak ve Sevr'i hortlatmak için pusuda bekleyen şer kuvvetlerinin müttefikleridir.
Böyle düşünürler.
Her şeye güvenlik penceresinden bakarlar. Plak takılı kalmıştır. Güvenlikle ekonomi, güvenlikle aş ve iş arasındaki bağları kavramaları imkansız gibidir.
Kafaları karışıktır.
Bu yüzden alternatif modelleri nedir, kolay anlaşılmaz. (Bu açılardan, emekli Tuğgeneral Nejat Eslen'in 27 Ocak 04 tarihli Radikal'in 9. sayfasında çıkan makalesi ilginç bir örnek...)
Bu güçler aynı zamanda neredeyse dinin, dindarlığın her türlü işaretini laikliğe dönük bir tehlike olarak görürler. Laikliğe sahip çıkarken, neredeyse dini reddeder duruma düşerler. Uçlarda dolaştıkları için de "Din elden gidiyor!" diyenlerle, radikal İslamcılarla kafa olarak aynı çizgiye düşerler.
Ya da bir zamanlar her taşın altında komünist arayanlar gibi, onlar da her köşede şeriatçı arayıp cadı avı başlatmak istedikleri için de demokrasi düşüncesinin kolunu kanadını kırarlar.
Bütün bu nedenlerle...
Kıbrıs'ta çözüm istemezler.
Çünkü AB'ye inanmazlar.
Onun içindir ki:
Kıbrıs çözülür, Türkiye'nin Avrupa yolculuğu geri dönülmez bir raya oturursa, bütün hayallerinin çökeceğini gördükleri için son perdeyi oynuyorlar, Statükonun Son Kalesi isimli oyunda...
Ama şunu bilin:
Köhne bir zihniyet göçüyor! Türkiye önemli bir virajı almak üzere...
Washington'dan gelen haberler de iyi.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|

|