01 Şubat 2004 Pazar
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   


"İki arada bir derede" kalan grup

   
Betty Ween grubunun solisti ve kurucusu Gülüş Gülcügil ilk albümleri "in Betty Ween"de arada kalmışlık duygusunu anlattıklarını söylüyor

        ELİF BERKÖZ
   
    Betty Ween her ne kadar bir kadın ismine benziyorsa da aslında Gülüş Gülcügil'in kurduğu grubun adı. Gülcügil'in solistliğini de yaptığı grup altı kişiden oluşuyor: Onur Türkmen (gitar), Burak Güngörmüş (bas), Barış Güvenenler (viyolonsel), Gajanan Thorat (tabla, vokal) ve Ergin Özler (davul). Pop, caz rock ve Hint müziğinin birleşmesiyle ortaya çıkan tarzlarını çağdaş, alternatif bir müzik olarak adlandıran Gülcügil hüzünlü parçalar yazmayı seviyor. 2002'den beri Bodrum, Kaş ve İstanbul'da sahneye çıkan grup, 6 Şubat Cuma günü Beyoğlu Manhattan'da bir konser verecek.
   
    Müziğe nasıl başladınız?
    Gülüş Gülcügil: 10 yaşındayken, çalışmak için Belçika'ya giden annem beni de yanında götürdü. O yaşlarda klasik müzik dersleri almaya başladım. Ancak klasik eğitimin sınırlı yapısı çok da hoşuma gitmedi. 1995'te gördüğüm "Şarkıcı aranıyor" ilanı üzerine "Ben çocukluğumdan beri odama kapanıp şarkı söylüyorum. Kendimi bir deneyeyim" dedim ve ilanı veren grupla görüşmeye gittim. Sonunda o rock grubunun solisti oldum. Grup elemanları parçaları sert tarzda seslendirmemi istiyordu. Ancak biraz daha yumuşak bir sesle söylemeye başladığımda bu tarzın bana daha çok yakıştığını ve böyle parçalar yazıp seslendirmem gerektiğini söylediler. Müzikal anlamda kendimi işte o zaman keşfetmeye başladım. Betty Ween grubunu da ilk olarak Belçika'da Belçikalı müzisyenlerle kurdum. Türkiye'ye 1999'da 26 yaşındayken kesin dönüş yaptım. Aynı yıl düzenlenen Roxy Müzik Günleri'nde birinci olan beş gruptan biri Betty Ween'di. Belçika'da yaşayan grup arkadaşlarım yarışmaya gelemeyince beş günde bulduğum başka elemanlarla parçayı hazırlayıp sahneye çıkmıştık.
   
    Betty Ween ismi nasıl ortaya çıktı?
    Grupta, şarkı sözlerini yazan ve besteleri yapan benim. Yaptığım tüm parçalar kendini iki arada bir derede hisseden, hiçbir yere ait olmadığını düşünen bir karakterin duygularıydı. Ayrıca utangaç bir kişiliğe sahip olduğum için sahneye Gülüş Gülcügil adıyla çıkamazdım. "Öyle bir grup adı bulayım ki sahne adı gibi de olsun" dedim. İngilizcede "arada" anlamına gelen "between" kelimesiyle oynarken Betty Ween adında bir kadın adının hızlı okunduğunda "between" gibi çıktığını farkettim. Türkiye'ye dönünce çalışmalarımı buradaki müzisyenlerle sürdürdüm. Grubun çekirdeği ben olsam da elemanların her biri kendilerini yakın hissettikleri müzik türünü Betty Ween'e katmaya çalıştı. Böylece ortaya iki arada bir derede diye tercüme edebileceğimiz "in Betty Ween" adındaki albüm çıktı.
   
    "Şarkılarda marimba olsun istiyorum ama çalan yok"
    Betty Ween'in tarzını tam olarak nasıl adlandırırsınız?
    Şarkılarda pop, rock, caz ve Hint müziği var. Çağdaş, alternatif bir müzik olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Duyup da sevdiğim bütün enstrümanları müziğime eklemeye çalışıyorum. Ama ekleyemediğim enstrümanlar da var. Mesela marimba adlı vurmalı çalgının sesini çok seviyorum. Ancak bu aleti çalan birini bulamadığımız için parçalarımızda kullanamıyoruz. Benim sevdiğim tarz müziği algılayabilecek kafaya sahip müzisyenlere çalışıyorum. Sizin hissedebildiğinizi hissedebilecek bir müzisyen bulabilmek oldukça zor. Grup arkadaşlarımla aynı şeyleri hissedebilmem büyük bir şans.
   
    "Albümümde bir hikaye anlatıyorum" diyorsunuz. Bu hikaye ne?
    İki dünya arasında yaşayan bir kızın biraz hüzünlü dünyasını anlatıyorum. Benim Belçika-Türkiye arasında gidip gelmelerim sırasında yaşadıklarıma benziyor anlattıklarım. İki ülkenin insan ilişkileri, politikası, ekonomisi farklı olduğu için sürekli olarak bir yerden bir yere taşınan insanın dengesi de farklı oluyor. Bu aradalık hissi bende Belçika ile Türkiye arasında yaptığım seyahatler sonucunda ortaya çıktı. Ama günümüz insanı aslında hep arada. Türk insanı da ne Batılı ne de tam Doğulu. 21'inci yüzyılda her şey çok hızlı geliştiği için herkeste bir kaybolmuşluk, arada kalmışlık duygusu var. Albümümüzü bu yüzden aktüel buluyorum.
   
    "in Betty Ween"de Hint müziği tınıları dikkat çekiyor.
    Hint müziği çocukluğumdan beri ilgimi çekiyor. Fark ettim ki tüm beğendiğim şarkıların içinde hep Hint müziği aletleri kullanılmış. Annem bu müziğe olan ilgimi bildiği için Hindistan'dan getirdiği tablayı bana hediye etti. Türkiye'ye döndüğümde Gajanan ile tanıştım. Ondan tabla dersleri almaya başladım. Daha sonra grubumuzda tabla çalmaya ve bana vokal yapmaya başladı.
   
    "Hareketli parçalardan hiç hoşlanmıyorum"
    Albüm herkese hitap etsin, tutsun diye hareketli bir parça koyabilirdiniz. Neden bu yolu seçmediniz?
    Bana "Müziklerin güzel ama konserde insanların biraz da kafa sallayabilecekleri bir parça koy albüme" dediler. İnanır mısın koymaya çalıştım ama beceremedim. Çünkü hareketli parçalardan hiç hoşlanmıyorum. "Deus Ex Machina" adlı parçayı albüme hız katması için hazırladım. Bir müzisyen arkadaşım bu parçayı dinledikten sonra "Albümün en karanlık parçası olmuş" dedi. Yani öyle hissetmediğim için o tarz bir parça yapamıyorum.
   
   
"İngilizce söylemek utangaçlığımı maskeledi"
    Türkiye'de İngilizce bir albüm çıkarmak riskli değil mi?
    Küçüklüğümden beri İngilizce müzik dinliyorum. Fransızcayı anadilim gibi konuşmama rağmen şarkılarımı bu dilde söylemiyorum. Benim müzik dilim İngilizce. Ayrıca şarkılarımda hayatımı, hissetiklerimi İngilizce söyleyince utangaç kimliğimi maskeliyormuşum gibi hissediyorum. Bu da bana daha rahat şarkı söyleme imkanı sunuyor. Müziği sevdiği için dinleyen insanlara hitap etmek istiyorum. Bu yüzden dilin aslında çok da önemli olmadığını düşünüyorum. Zaten yurtdışına açılma hedefimiz olduğu için albümün İngilizce olması gerekiyordu.
   
    Siz grubu Belçika'da kurdunuz. Betty Ween orada ne kadar tanınıyor?
    Belçika'da bizi bilen ufak bir kitle var. Albümdeki parçalardan bazıları oradaki radyolarda çalıyor.
    Bizim konser vermemizi isteyen yerler de sahne almayı düşünüyoruz.
   
   
   





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Ülkü Tamer