01 Şubat 2004 Pazar
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   


   
Çılgın adayların elkitabı

       
Özdemir Nutku'nun "Oyuncunun Çalışması" oyunculuğa gerçekten gönül vermiş, çile çekmeye hazır genç "çılgınlara" sesleniyor

   
    Bir güzellik yarışması izliyoruz televizyonda. Finale kalan adaylara soruluyor: "Bu yarışmaya neden katıldınız?"
        Çoğunun yanıtı aynı: "Oyuncu olmak istiyorum da ondan."
    "Reality show" denilen programlara bakıyoruz. Katılanların gönüllerinde yatan aslan aynı: Oyuncu olmak.
    "Oyuncu olmak", bir bakıma "televizyon dizilerinde rol almak"la, "ünlü olmak"la eşanlamlı.
    Kimse kalkıp da, "Oyuncu olmak istiyorsan neden bu işin eğitimini almıyorsun?" diye sormuyor. Gerek görmüyor buna. Zaten gerek de yok, eğitimini alacak da ne olacak? Eğitimini alanlar nerelerde? Ne yapıyorlar? Olsa olsa, başroldeki bir mankenin ya da bir şarkıcının ekranda şöyle bir görünüveren kayınpederini ya da baldızını oynuyorlar.
    Şimdi oyunculuk denilince akla televizyon dizileri geliyor. Belki birazcık da sinema. Genç "yıldız adayları" için tiyatro, tarih öncesinden kalma
    bilinmez bir kavram.
    ***
    Eskiden "mektepli" ya da "alaylı" diye ikiye ayrılırdı oyuncular. Mektepliler bu işin "tahsilini yapmış" olanlar, alaylılar da ustaların yanında sahne tozunu yuta yuta, bu işin çilesini çeke çeke kendilerini yetiştirmiş kişilerdi. Tatlı bir rekabet olurdu aralarında. Mektepliler alaylıları küçümser, alaylılar da mekteplilerle dalga geçerdi. Ama ortak bir noktada birleşirlerdi: Hepsi tiyatroya ya da sinemaya gönül vermiş insanlardı. Oyunculuk dışında bir iş düşünemez, düşünseler de yapamazlardı.
    Zaman zaman başka bir alanda ünlenmiş biri karışırdı aralarına. Ama barınamazdı. Şöyle bir görünür geçerdi. Sözgelimi, Benli Belkıs bir filmde Eşref Kolçak'la oynar, sonra yok olurdu.
    Bir renk olar hatırlanırdı onlar. Kimse onları oyuncu olarak düşünmez, değerlendirmezdi.
    ***
    Özdemir Nutku'nun "Oyuncunun Çalışması" ya da tam adıyla "Yeni Başlayanlar İçin Oyuncunun Çalışması"nı (Alkım Yayınevi) oyunculuğun başlangıcını güzellik yarışmalarında arayanlar okumayacak elbet. Onlar kendi ölçülerine göre gerekli altyapıya, yeteneğe, donanımlara sahipler zaten.
    Kitap bu işe gerçekten gönül vermiş, çile çekmeye hazır genç çılgınlar varsa, onlara sesleniyor.
    Özdemir Nutku giriş yazısında, tiyatronun iki temel öğesinin seyirci ve oyuncu olduğunu belirtiyor, seyircinin yetişmesinin oyuncunun yetişmesine bağlı olduğunu söylüyor. Bir tehlikeye dikkat çekiyor sonra: Tiyatrolarca açılan, bir yılda, altı ayda, üç ayda oyuncu yetiştiren kurslara. "İleride bizi bekleyen en büyük sorunlardan biri oyunculuk olacaktır. Oyunculuğu gelişmemiş bir tiyatroda, o tiyatroyu ileriye götürecek deneyler nasıl yapılacaktır?" diyor.
    Nutku'ya katılıyorum: "Oyuncu olmadan yeni deneyler yapmak tiyatroyu ileriye götürmek olanaksızdır."
    Yeteneksizliklerini, altyapısızlıklarını örtbas etmek için yeni deneylere sığınan, onlardan medet umanların neden başarısız olduklarının yanıtını belki bu saptamada bulabiliriz.
    Öte yandan, tiyatroyu ileriye götürmüş başarılı deneylerin temelinde ise iyi oyunculuğun, sağlam oyunculuğun büyük payı olduğunu ileri sürebiliriz.
    ***
    "Oyuncunun Çalışması", genel olarak oyunculuk kavramının anlatılmasıyla başlıyor. Bunu Nutku'nun bazıları daha önce dergilerde yayımlanmış yazıları izliyor. Rasgele yazılar değil bunlar. Bir bütünü oluşturuyor. Bu yazıları "Temrinler, Alıştırmalar, Doğaçlamalar" ve "Atölye Çalışmaları" başlıkları altında toplanan iki ek izliyor.
    Bu tür çalışmalar, 40 yıl sonra yeniden sahnelere dönme niyetim olmadığına göre, beni pek ilgilendirmiyor. Ama kendilerini ateşe atma hevesi içinde olanlara çok yararlı olacağını sanıyorum.
    Beni asıl ilgilendiren, kitabın ilk yarısındaki yazılar, özellikle "Oyuncunun Kimliği" oldu.
    ***
    Çocukluğumdan bu yana, iki tür oyuncu olduğunu düşünmüşümdür. Canlandırdığı kişiyi hep kendi kişiliğiyle yansıtanlar. (Örnek: Gary Cooper... Rol: Will Kane. Oynayan: Gary Cooper.) Canlandırdığı kişiyi sadece o kişilikle yansıtanlar. (Örnek: Laurence Olivier... Rol: Othello. Oynayan: Laurence Olivier.)
    İlk tür oyuncuları, ötekilere hep yeğlemişimdir.
    Laurence Olivier'nin Gary Cooper'dan kötü bir oyuncu olduğunu söylemiyorum elbet; kişisel tercihimi belirtiyorum sadece.
    "Oyuncunun Kimliği" yazısında, bu tercihimin ipuçlarını yakaladım.
    Özdemir Nutku, çalıştırdığı bir profesyonel oyuncudan söz ediyor. "Onun anladığı oyunculuk, kendinden ötede, bir maske ardında kendini saklayacağı bir şeydi" diyor. "Başka deyişle, rol, onun yaşamından yüzlerce mil ötedeyse, ondan farklıysa oynanacak bir şey olurdu. (...) Onun anlayışı içindeki oyunculuk, bir maske takıp kendini saklamaktı... Bir maske ardına saklanarak kendini gömmek, sadece yanlış bir anlayıştan kaynaklanmaz, aynı zamanda oyuncunun kendine olan güvensizliğini gösterir. Bu, oyuncunun, kendinin sıkıcı ama oyun kişisinin seyirci için yeterince ilgi çekici olduğunu sanmasından da kaynaklanabilir."
    Yıldız Kenter'i, Müşfik Kenter'i, Münir Özkul'u neden çok sevdiğimi şimdi daha iyi anlayabiliyorum.
    ***
    Tiyatro kitaplarının pek ilgi görmediği, satılmadığı bir pazarda, Alkım Yayınevi'nin, Sevda Şener'in "Türk Tiyatrosu"ndan sonra Özdemir Nutku'nun çok sınırlı bir okur kitlesini ilgilendiren "Oyuncunun Çalışması"nı yayımlamasını da sevinçle karşıladım.
    Bu da günümüzde tiyatro oyuncusu olmaya kalkışmak gibi güzel bir çılgınlık bence.
   
   





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Ülkü Tamer