|


"Çok okunan köşe yazarı" olmak ve sizin hakkınızda:
Yas Bitti!
Her kaybın bir yası vardır; kendi kendine biçtiği. Senin biteceği zamana karar
veremeyeceğin bir karanlık buluttur bu; bulut, yağıp akıp biteceği zamanı kendi bilir. Bu memleketin başından berbat şeyler geçti bundan 24 yıl kadar önce. Siyasi ve sosyal bir şeylerdi bunlar; ama en ağırı kalbî neticeleri oldu. Adamlar öldü; çocuklar ölü babalarla büyüdü. Kadınlar parçalandı; kızlar parçalanmış annelerden oldu. Doğanlar biraz ölü ve parçalanmıştı bu yüzden. Artık burası başka bir ülke olmuştu; iyi insanlar ya bitti ya küstü.
Bu kaybın işte, bir yası oldu. Yapışkan bir kara bulut, yapış yapış bir şey. Bir türlü bitemedi, yağıp, akıp gidemedi. Okumuş - yazmışlar alacakaranlık bir "yas köşesine" çekildi.
Yıllar sonra, artık televizyonda insanlar Türkiye'nin yeni "yıldızları" olmak için her türlü zavallı maymunluğu yapmaya gönül indirirken artık kimse okumuş - yazmışlardan bahsetmiyordu.
Ekrandaki renkler, raflardaki "şeyler", bir haz evrenini tarif ve var ediyordu. Okumuş - yazmış çocuklar ise durmadan acı çekiyordu. Belli ki okumuş - yazmışların hayatı pek keyifli değildi. Bu çocuklar, Pop-Star izleyenleri, yapanları, "oynayanları" aşağılamak için mi okumuş yazmışlardı?! Bu okumuş - yazmışlar da ne kadar tatsız, bunalımlı, mütereddit, eğlentisiz kişilerdi! Oysa kendilerini biraz rahat bıraksalar... Diy mi efendim, diy mi?!
Başka bir hayat mümkün
Bir sezgi bu, zinhar bir bilimsel tespit değil; ama, bana sorarsanız artık 1980'de okumuş - yazmışların başına tebelleş olan yas bitti. Zira, artık onlar da kendilerinden sıkıldı. Ve yas, aslında ancak yastan sıkılınca biter. Popüler kültürün, eleştirmek için bile olsa kenarından tutmaya çalışmanın, bu büyük eğlencede bu yolla "görünür" olmaya çalışmanın da modası geçti. Artık, "Başka bir hayat mümkündür" demenin bile zamanı geçti. "Evet mümkündür de, nedir bunun oluru?" sorusunu yanıtlamanın zamanı geldi. Artık insanlara, eğer varsa böyle bir şey, daha mutlu, daha iyi, daha temiz bir hayatın nasıl olacağından söz etmenin zamanı. Okumuş yazmışların bir "yastan sıyrılma" ödevi var artık. Kağıtları çıkarın, yazılı yoklama var!
"Çok okunan köşe yazarı"!
Vallahi, şöyle söyleyeyim, artık beni eskisi kadar okumayabilirsiniz. Zira oturup da cin laflar üretmeyeceğim popüler kültür eleştirisi üzerinden; lüzumsuz, zaman yiyici ve bir yere varmayan ortalama bir "zeka gösterisi" onlar. Güldük eğlendik, bitti. Şimdi biraz başka türlü bir hayattan bahsedelim istiyorum. Niyeyse böyle henüz kimsenin beceremediği bir ödev biçtim kendime. Yani öyle ki, sonunda bu köşede beni görmeyebilirsiniz bile. Kolay değil çünkü: Hem popüler olmayanı yazacağım bundan sonra, hem de çok okunmaya çalışacağım. Çok okunmalıyım, çünkü burada durmak için bunu yapmak zorundayım. Çünkü öyle.
Size, bugünden itibaren, size, daha çok ve daha gerçek bir biçimde mutlu olacağınız, eğleneceğiniz, kendinizi iyi hissedeceğiniz başka türlü bir hayattan bahsedeceğim. Böyle bir hayat var. Çünkü, olmalı. Çünkü yapabiliriz. İşte o kadar! Bana sorarsanız, izlemeye devam edin derim! Bence yani.
ecetem@hotmail.com
|
|

|