05 Şubat 2004 Perşembe
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   


Şimdi de 'Beyaz Kürt' tartışması

   
Kürt şarkıcı Ferhat Tunç'tan Ciwan Haco'ya uyarı: "Medya ilgisi, seni sisteme entegre etmek için…"

        Ahmet Tulgar

   
    En çok şunu seviyorum "kültür" tanımları içinde: "Kültür bir toplumun kendi kendiyle konuşmasıdır." Açıklayıcı ve aynı zamanda ucu açık bir cümle. Şöyle sürdürebiliriz bu tanımda kalırsak: Kültür, bir diyalog değil, monologdur. Bir toplumun kimliğini belirler, ayrımını koyar.
    Popüler kültür ise bu durumda toplumun kendi kendiyle konuşmaktan sıkılmış, mümkün mertebe diyaloğa geçmek ister halidir. Olası muhataplar tarafından da anlaşılabilir bir dil, söylem arayışı, dolayısıyla bir benzeşme, ortaklaşma, kardeşleşme çabası, halidir.
    "Yozlaşma" deyin ya da "anlaşma": Her iki durumda da farklı toplumlar en geniş katılımla ilk popüler kültürün alanında buluşurlar. Bu yüzden küresel düzlemde de, bizimki gibi çokkültürlü, çoğul cumhuriyetlerde de her popüler kültür üreticisi, her şöhret iyi kötü bir iletişim momenti, bir kardeşlik simgesidir.
   
    Beyazlaşma eleştirisi
    Bu teoriyi şunun için yaptım: Geçen haftanın Popüler Kültür'ündeki Kırık imgesinin sonu geldi başlıklı yazıda Ciwan Haco ve Yılmaz Erdoğan'ın yeni bir Kürt popülaritesinin yolunu açtıklarını ve bunun da topraklarımızdaki barış sürecine ivme kazandıracağını ileri sürmemiz Kürt entelijansiyasının bir kesiminde bir tartışma başlattı.
    Kimilerine göre Yılmaz Erdoğan, Kürt kimliğinde bir 'beyazlaşma'yı, 'sterilizasyonu' temsil ediyordu. Merkez medya şimdi aynı yıkama yağlamayı Ciwan Haco'ya da yaparak onu da 'steril bir Kürt'e dönüştürme girişimi başlatmıştı. Haco'nun gördüğü medyatik ilgi ve İstanbul konserinin kazasız belasız gerçekleşmiş olması sanatçının neredeyse suçlanmasına neden oluyordu.
    Konserden bir gün sonra Ciwan Haco'yu uğurladığımız akşam yemeğinde Ferhat Tunç bunu açıkça ifade etmişti. Haco'yu uyarıyordu Tunç:
    "Bütün bu medya ilgisi, seni sisteme entegre etme amacına hizmet ediyor. Ben bu ülkede yüzbinlere konser verdim, medyadan bunun yüzde birini görmedim."
    Geçen haftaki yazıya o sofrada konuşulanları anlatarak girmiştim. Bunun üzerine Ferhat Tunç bana önce bir mektup gönderdi, sonra Özgür Gündem gazetesinin 26 Ocak nüshasındaki köşesinde eleştirdi ve nihayetinde de telefonda konuştuk. Tunç şunları söylüyordu:
    "Bir: Ciwan Haco'yu kıskanması söz konusu olamazdı, çünkü kendisi ondan daha büyük kalabalıklara konser vermişti. İki: Yılmaz Erdoğan beyazlatılmıştı, Ciwan Haco'yu da beyazlaşmasından endişe duyduğu için dostça uyarmak istemişti. Üç: Ben popüler kültüre gereğinden fazla önem atfediyor ve işi, Haco ile Erdoğan'ı, 'barışı getirecek Kürt modernizminin temsilcileri' olarak adlandırmaya kadar götürüyordum."
    O akşam Haco'nun da şaşkınlıkla işaret ettiği gibi Kürt medyasında bu türden tezler sıkça yer almıştı konser haftasında…
    Aslında galiba Tunç ve benzeri isimlerin gözden kaçırdıkları şu: Onların ürünleri belli, benzeş bir hedef kitle için tasarlanıyor. Tunç'un herhangi bir şarkısının ilk tınısını duymak bile onu kategorize etmek için yeterli olur. Yani bir yerde, yüzbinlerden söz etsek de yaptıkları bir monolog üretimi... Farklı toplulukları kardeşleştirecek popüler kültür niteliğine haiz değil ürünleri, kimlikleri. Diğer birçok kıymetli Kürt ya da Türk protest üreticisi gibi.
    Haco ve Erdoğan ise heterojen bir izleyici kitlesini hedefliyor ve ulaşıyorlar. Ve bunu iyi işlerle başararak Türkiye toplumu nezdindeki 'Kürt ünlüsü' imgesini de değiştiriyorlar. Onlara kadar Türkiye'nin bütününde, heterojen bir kitle tarafından kabul görmüş ünlü Kürtler ancak 'kırık-qırıx', 'lumpen' kimlikler oluyor, olabiliyordu. Bu ünlüler reytingleri ne olursa olsun hep bir aşağılama ile beraber kabul görürlerdi Batı'da.
    Haco ve Erdoğan, Türkiye'nin en geniş buluşma platformunda farklı bir Kürt popülaritesi inşa ederken toplumumuzdaki en popüler eşitsizlik önyargılarını da yıkıyorlar. Benim işi 'barışı getirecek Kürt modernizmi' saptamasına kadar götürmem buradan yola çıkarak oldu. Çünkü barış, iki tarafta da aşağılamanın olmadığı, muhatapların birbirini eşit gördüğü yerde başlar.
   
   
Ne dediler?
    Ferhat Tunç: "Ben tezlerimin arkasında duruyorum. Ahmet Kaya'yı bu ülkeden kaçıran, benim konserlerim karşısında sessiz kalanların Ciwan Haco'ya ilgisi neden? Barışı getirecek Kürt modernizmi, Türkiye popüler kültürüyle özdeşleşmiş olanlar değil, gerçek halk kültürüyle özdeşleşmiş olanlardır."
    Ciwan Haco: "Benim farkım, müziğimin karizmasıdır. Benim ve grup arkadaşlarımın sahnede ürettiği karizmadır. Medyanın ilgisi de, geniş kesimlerin kabulü de bundandır."
    Yılmaz Erdoğan: "Filmim gösterimdeyken böyle bir tartışmaya girmek istemiyorum. Herkese işini iyi yapmasını öneriyorum."
    Nuray Mert: "Elbette her popüler olan Kürt sistem içine alınmış ya da hapsolmuş addedilemez. Ben de bir Kürtün Türkiye'de popüler oluşunun her zaman politik bir anlamı da olduğuna inanıyorum. Bu toplumda bir zenginleşmeye yol açıyor, barışa katkısı oluyor. Ciwan Haco'yu takip etmedim ama böyle bir etkisi olacağı anlaşıldı. Ancak Yılmaz Erdoğan bana göre Kürtlüğü sayesinde beyazlaşmış bir isimdir. Çünkü Türkiye'de zaman zaman bir politik şıklık olarak Kürtlüğünün üzerinden sınıf atlamak mümkün oluyor. Türkiye'de çok sayıda Arap da yaşıyor. Herhangi birinin Araplığını vurgulayarak bir iş yaptığı oluyor mu? Kürtlük belli çevrelerde bir aksesuvar haline geldi. Bizim Nişantaşı'nda DEHAP bir politik şıklık oldu."
   
   
   

POPULER KÜLTÜR


Tarık Akan'ın dönüşü
Arıza sinyalleri
Şöhret virüsü ülkeyi sardı
Şimdi de 'Beyaz Kürt' tartışması
Beşiktaş'ı iktidar bozdu
Hidayet Romanları
Amerikan medyası başkan avında...
Nataşa'dan Natalya'ya
Pop-üniversite gerçek oldu
180 derece dönüş
POPUN YARIM ASRI
Nostalji devrimcidir!
TÜRKİYE'NİN NABZI