05 Şubat 2004 Perşembe
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   


   
Ya sandık ya sanduka

       
    Taraftaria'dan al haberi!.. Sevgili İhsan Topaloğlu, Uludağ'da tazelediği enerjisini sayın bakanımız Mehmet Ali Şahin ile yaptığı röportajda ilginç ve can alıcı mesleki tekniğe dönüştürünce, ortaya birkaç gazetelik haber çıktı. Futboldaki çene suyuna çorbadan illallah diyenler için ziyafetten farksızdı Sayın Şahin'in açıkladıkları.
    MHK'nin, aynen Tahkim Kurulu gibi Genel Kurul'da seçimle oluşturulması müjdesi, bunlardan biriydi...
    Ve olimpiyat madalyasına süper ödülden, üç büyüklerin taleplerinden bıkıp usanan bakan fotoğrafına kadar birçok konunun önüne geçti.
    Sayın bakanın bu fikri ile seçilmiş bir MHK, daha mazbatasını alırken bile futbolumuzun "potansiyel şaibelerinden" en önemlisi rafa kalkmış olacak. Kimse "Federasyon başkanı hakemleri yönlendirebilir, yönlendiriyor veya yönlendirecek" şeklinde cümleler kuramayacak. Bugüne dek günah almışsak; paranoya zinciri kırılacak... Haklıysak, menfaat örgütlenmesi darmadağın olacak.
    Basit bir operasyon... Sadece, futbolun vefatını bekleyen sanduka sökülüp, tahtalarından seçim sandığı yapılacak.
   
   
Çakar açıkladı!
    Kim bilir kaç kez şahit olmuştum ekranda... Program konuğu diye adlandırılan bahtı kara, "Konuşursam yer yerinden oynar" dediğinde; sevgili Ahmet Çakar'dan bir dayak yemediği kalır, yerin dibine sokup çıkarılırdı uygun bir dille.
    Ben, Ahmet Çakar'ın üslubunu sevmesem de, bu tepkisine saygı duyardım doğrusu. Ne demekti "Bir konuşursam" ? Konuş be adam! Ya konuş, ya da çeneni tamamen kapa... Şantaj yapma.
    Neyse, geçen hafta yine geçtik Telegol'ün karşısına. Ekranın altından sürekli bir yazı akıyor:
    "Ahmet Çakar'ın Lucescu'ya ilişkin müthiş açıklaması... Az sonra."
    Zaman su gibi akıyor, sıra Çakar'ın açıklamasında. Kağıt kalemi aldım bekliyorum. Meslek bu ya; bazı isimler falan geçer atlamayayım diyorum.
    Ne yazar
    Ne dese beğenirsiniz Ahmet Hoca?..
    "Lucescu'nun, İtalya'ya nasıl gittiğini söylesem Romanya ile İtalya arasında diplomatik olay çıkar valla."
    Pes be hocam ! Biz senin her türlü sinir krizine, en azından "doğru sandığını" dosdoğru söylediğin için katlanmadık mı yıllardır ? Bir damla bal uğruna bir çuval keçiboynuzu kemirir gibi dişlerimizi sıka sıka kırmadık mı, futbol telef olurken ekranda. Tek taraflı hakaretlere dayanamayıp aynı üslubu kullanan program konuklarını ayıplamadık mı. Bir tek "özür"ün vardı ekranda kurduğun engizisyonlar için; açık sözlülük.
    O da yoksa...
    Çaksan ne yazar, çakmasan ne yazar artık.
   
   
İmparatordan rol çalmak
    Galatasaraylılar'a bir tavsiyem var; Bursaspor maçı oynanmadan takımın yükselen grafiğinden falan bahsetmeyin. Bursaspor'u, Beşiktaş karşısında televizyon ekranına sığmayan yayılışı ve enerjisiyle izledim. Sonuçta Beşiktaş'a "kötü" dedik ama, onu oynatmayan Bursaspor'du... Aynı tempo ve koordinat titizliğindeki Bursaspor karşısında, Fenerbahçe'nin de işi çok zor olurdu, Galatasaray'ın da öyle olacak.
    Hem Galatasaray, yakın gelecekte kötü sonuçlar alabileceğini deklare etmedi mi ? Kulağımla duydum Hakan Şükür söyledi. Hani, son zamanlarda İmparator'dan rol çalan Hakan...
    Yetkisi var mı, yok mu bilemem. Ama söyledi:
    "Genç arkadaşlarımla kötü sonuçlar da olabilir, ama önemli olan iyi niyettir" dedi ne münasebetse.
   
    Eski Hakan
    Bizim bildiğimiz, bu makamdan ancak teknik direktör çalar değil mi? Hele o teknik direktörün lakabı İmparator ise.
    Her neyse. Bu kadarına da şükür... Malum, yeniçerilerin en eskisi, aynı zamanda dertsiz başa dert açma mühendisi... Gazeteci, "Seyirci neden gelmiyor ?" diye soruyor, lafa "Çok şey yazıldı, çizildi" diye başlıyor. Sanki Galatasaray döktürüyor, medya iftira atıp seyirciyi TEM'den çeviriyor.
    Kendisi Galatasaray'daki istikrar abidesi... İmparator bile değişti, Hakan eski Hakan.
    Demem şu ki, Galatasaray'da henüz kimin ne konuşacağı bile belli değil, kimin nasıl oynayacağını, takımın ne yapacağını tahmin etmek, doğmamış çocuğa don biçmekten farksız şu anda.
   
   
Aklın yolu
    Ben söyledim kızdılar... Sayın Hüsnü Güreli söyledi, suçladılar. Bakalım sayın Bakan'ın laflarının altından nasıl kalkacaklar:
    "Bütçe milletindir" dedi sayın Mehmet Ali Şahin; "Ayağını yorganına göre uzatacaksın. Astronomik transfer yapıp, Spor ve Maliye bakanlıklarının kapısını aşındırmayacaksın".
    Bu kadar açık...
    Ya bu cümlelerin hiçbir gerilime neden olmayacak kadar doğru ve yerinde olduğunu kavrarsınız, ya da gerçekleri görmezden gelip, bundan sonraki "olası" tribün olaylarına ve kırmızı kartlara da Sayın Bakan'ın sebep olduğunu söyler, işin içinden sıyrılırsınız.
    Doğru lafa forma giydiremezsiniz beyler.
   
   
Yılın transferi
    Yılın transferi hangisi sizce ? Nobre mi, İlie mi, Hooijdonk mu ? Hayır; yılın transferi henüz yapılmadı. Ama eli kulağında.
    İlhan Mansız, Japonya'ya gidecek ya; işte yılın transferi o olacak.
    Düşünsenize, nice çekik gözlü kız binlerce dolarlık İstanbul seyahatinden kurtulacak. Japonya'ya bir ihracat kalemimiz daha olacak. En önemlisi, Beşiktaş kronik bir problemini paraya çevirecek bu operasyonla.
    Yılın transferi buna denir işte.
   
   
İki ayıp iki ihmal
    Hem ayıp, hem de yasak olması bir yana, kulüpten çok,üçüncü şahısların hanesine "görevi ihmal" olarak yazılan iki olay var Galatasaray'da.
    Birincisi kadro dışı bırakılan emektarlara yemek bile verilmemesi... Bakmayın kedi pisliğini örter gibi yok sayılmasına; bu yaşanmış... Dört futbolcu ile sadece yollar değil yemek kazanları bile ayrılmış. Hadi diyelim ki kraldan çok kralcı bir yetkilinin işgüzarlığı. Peki, Bülent kadro dışı bırakıldığında zırıldayanlar neden es geçti? Kadro dışı bırakmanın "teknik bir tercih" olarak açıklaması yapılabilir, Yemek ne demek ? "Bülentperver"ler niye üstüne gitmedi.
    İkinci olayı Mehmet Demirkol gündeme getirdi. Gaziantep maçına taraftarların gitmeyeceğini Rizespor maçında satılan 100 biletten anlayan yönetim, 5 milyar karşılığı 500 kişiyi Olimpiyat Stadı'na toplamış.
    Bu mesele, yasak olan bedava bilet vermeyi falan da aşıyor. Dehşet bir iddia ki, Demirkol emin olmasa yazmaz... Yazının üzerinden iki gün geçti ben ne bir soruşturma duydum valilikten, ne de araştırma. Derbilerden önce veya arbedelerden sonra yapılan toplantılar, o toplantılardaki ikazlar, kurallar, demeçler sanal mı yoksa.
   
    eguven@milliyet.com.tr

SPOR


İlhan'ın yolu açık
At yarışları
Avrupa Ligleri
Ülker'den müthiş finiş: 76-70
İKİNCİ LİG PUAN DURUMU
Okur'a nazar değdi!
Eczacı'ya piyango: 2-3
Luce'den uyarılar
Ortega veto yedi
Samsung'dan paket teklif
Trabzon'da Doğan fırtınası
Tuğba'nın şansı
Haber turu...
Ya sandık ya sanduka
Adriano: Birey ve Takım





Ercan GÜVEN
Ya sandık ya sanduka
Ebru KÖKSALDI
Adriano: Birey ve Takım


 İSTATİSLİKLERLE LİG
 EURO 2000
 SIDNEY 2000
 DÜNYA KUPASI 98