05 Şubat 2004 Perşembe
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   



   
"Çocuk beşiğini sallayan kadın, isterse dünyayı sallar"

       
    Ne mutluluk... Babası, başbakan olarak Amerika'da okuduğu ünlü üniversiteye geliyor konferans vermeye. Çiçeği burnunda damat Bilal Erdoğan da eşi Reyyan ile el ele gazetecilere şöyle söylüyor:
    - Evlilik yaradı. Dersler düzeldi. Bekar arkadaşlara da evlenmelerini tavsiye ederim. Ben tam zamanında evlendim. Biraz gecikince bu işler zor oluyor.
    Allah sağlıkla bir yastıkta kocatsın. Ama her yiğidin böyle delikanlılık çağında evlenme imkanı yok ki... TV ekranlarında muhtelif vesilelerle hep beraber görüyor, dinliyoruz. Genç kıza veya erkeğe soruyorlar:
    - Ne zaman evleneceksiniz?
    - İş bulduğum zaman!
    Genelde cevaplar böyle. Bir de birbirlerini seven, sözleşen, evlenme kararı alan çiftler var ki; aşkları ne kadar büyük olursa olsun, bir türlü nikâh masasına oturamıyorlar. Hatta nikâh masasına oturuyorlar da evlilik tacını giyemiyor, aynı çatı altında beraber olamıyorlar.
    - Eee ne zaman, hadi artık...
    - Tam evlenecektik, işten çıkarıldım. Şimdi iş arıyorum, bugün yarın diyorlar. Eşimin veya benim birbirimizi geçindirecek geliri, işi olsun o zaman bir ev tutup bir araya geleceğiz.
   
   
Uzatmalı sevgililer
    Özellikle üniversitelerde o kadar çok ki; uzatmalı evlilikler, evlilik adayları... Bir türlü iki yakaları bir araya gelemiyor. Uzuyor ha uzuyor beraberlik yolu.
    Bilal Erdoğan bir bakıma şanslı delikanlı. Baba başbakan, eh 100 bin dolarlık bursu da var kardeşleri gibi. Her kula nasip olur mu böyle piyango? Tabii bol keseden gençlere evliliği tavsiye ediyor.
    - Biraz gecikince işler zor oluyor diyor.
    "Nefesine güvenen borazancıbaşı olur" derdi rahmetli annem. Önce, evlenmek için maddi gücün var mı? Sonra, dünyayı tanımadan, insanları tanımadan, hayatın tadına varmadan genç yaşta evlenmek biraz da kavrulmak değil mi? Hele 18 - 20 yaşlarında evlenmek, istisnaları olabilir ama ziyan olmak demek.
    Yaş 30'a doğru yaklaştıkça, evlenme şansı azalıyor derler ya, yanlış bence; beğenmek güçleşiyor.
    Armudun sapı var, üzümün çöpü var misali.
    Bir de 35'i buldunuz mu, tren Pendik, Kartal, Tuzla'ya doğru kaçıyor gibi. Ne kıza erkek beğendirmek kolay oluyor, ne de erkeğe kız. Galiba en doğru yaş evlenmek için 25 - 30 arası.
   
   
Yoksa sallanıyor muyuz?
    Şimdi yağcılık yapıyor filan demeyin sakın. Yağcılar zaten görevlerini yeterince yapıyor. Amerika'daki sordukları soruların içinden bile yağ damlacıkları sızıyor. Yazdıkları bazı haberler mis gibi sızma yağ kokuyor.
    Her neyse, Amerika'da benim dikkatimi çeken iki manzara var. Biri şu: İçimden bu ne şefkat, bu ne sevgi diyeceğim geldi. Başbakanımızın yanına yaklaşan Emine Hanımefendi eşinin iki yanağını elleriyle okşar gibi silmez mi? TV ekranlarından hemen geçti, fazlasını seçemedim, acaba ter miydi, yağmur damlası mıydı, yoksa toz muydu? Ama müşfik bir kadın ilgisi olduğu şüphesiz.
    İkincisine gelelim... Emine Hanımefendi'nin şu sözlerini sık sık duyduk Amerika'dan:
    - Çocuklarının beşiğini sallayan kadınlar, isterlerse dünyayı sallarlar.
    Şimdi gelin de endişelenmeyin. Güçlü bir kadın olduğu anlaşılan Emine Hanımefendi, beşiğini salladığı evladını başgöz etti. Şimdi de sıra dünyayı değil ama, acaba Türkiye'yi sallamaya gelirse bizleri uyutur mu dersiniz.
    Yoksa aylardır sallanıyoruz da farkında mı değiliz.
   
   





Taha AKYOL
Suç ve Ceza

Çetin ALTAN
Bitpazarına nur yağdırılamaz mı?

Melih AŞIK
Ah şu Anayasa!

Yılmaz ÇETİNER
"Çocuk beşiğini sallayan kadın, isterse dünyayı sallar"

Güneri CIVAOĞLU
Antistres tüpü

Hurşit GÜNEŞ
Yeniden sabit kura geçelim mi?

Doğan HEPER
İstanbul'a başkan bulmak zor

Hasan PULUR
Hem eczane hem üfürükçü...

Meral TAMER
Yoksul kitleler için kim, ne yapabilir? (1)

Güngör URAS
'Franchising' isim verene de, üretene de satana da kazandırıyor

Serpil YILMAZ
Nişantaşı bozuntusu!