|
|


Dipten gol çıkarma sporu
Sualtı ragbisi giderek yaygınlaşıyor. Türkiye'de lisanslı sporcu sayısı 1000'e ulaştı. İçinde tuzlu su bulunan özel topla oynanan ve güce dayanan sualtı ragbisini iyi yapabilmek için nefesinizi doğru ayarlamanız şart
ÖZKAN GÜVEN
Bir futbol sahasında yapamayacağınız hareketleri düşünün: Rakibinizin bacak arasından topla birlikte kendinizi de geçirerek feyk atıyorsunuz. Hemen ardından iki takla atıp yatay burgu ile smaç yapıyor ve topu ağlara gönderiyorsunuz... Bu hareketleri ancak sualtı ragbisinde yapabilirsiniz. Genellikle üniversitelerin spor kulüplerinin rağbet ettiği bu spor dalı her geçen gün daha fazla ilgi çekiyor. Erkeklerde birinci ve ikinci ligde 24 takımın mücadele ettiği sualtı ragbisinde son iki yıldır kadınlar ligi de var. Ligdeki tüm maçlar standartlara uyan tek yüzme havuzunun bulunduğu Adana Çukurova Üniversitesi'nin havuzunda gerçekleştiriliyor. Ligler sadece bir hafta sürüyor. Bu sporu yapan ilk kulüplerden olan İTÜ Sualtı Sporları Kulübü oyuncuları lig maçlarına Burhan Felek veya İTÜ'nün Tuzla'daki yüzme havuzunda hazırlanıyor. İTÜ'lü ragbiciler, oynadıkları oyunu ve sualtında neler yaşadıklarını anlattılar.
"Gol atmak üzereyken oksijeniniz biter, yukarı çıkmaya mecbur kalırsınız"
Özgür Köroğlu (25 yaşında, İTÜ Bilgisayar Mühendisliği mezunu)
3,5 yıldır ragbi oynuyorum. Ayrıca sualtı hokeyi ile de ilgileniyorum. Daha önce bir dalış kulübüne gitmiştim ancak yarısında bırakmak zorunda kaldım. İTÜ'de okuduğum sırada okulda ragbi takımının kurulacağını belirten bir e-posta aldım. Ben dahil birçok arkadaşım bu sporun ne olduğunu bile bilmiyorduk. Sualtı ragbisine böyle başladım ama bir türlü bırakamadım.Ragbide suyun altında mücadele etmek büyük keyif. Birçok insan çocukluğunda uzaya gitme hayali kurar ve yerçekimsiz bir ortamda olduğunu düşünür. O boşlukta ters taklalar atar, kafa üstü durursunuz. Bu sporu yapanlar o çocukluk hayalini de gerçekleştirmiş olur çünkü biz şu an yerçekimsiz ortamda her türlü hareketi yapıyoruz. Sualtı ragbisi biraz sert olabilir ama kesinlikle tehlikeli değil. Karadeniz'de yüzme bildiğini iddia eden bir sürü insan boğuluyor her yıl. Oysa ragbi oynarken ölen yok.Suyun altında oynadığımız için seyircisi olmayan bir spor dalı. Elbette seyircimizin olmasını, takip edilmek isteriz. Düşünün sualtında çok güzel, artistik bir hareket yapıyorsunuz, rakibin bacak arasından ters dönüp gol atıyorsunuz ama kimse sizi görmüyor. Futbolun ve birçok sporun aksine sualtı ragbisi yapan sporcuların kaslı olması iyi değil. Çünkü fazla kas daha fazla oksijen yakar. Nefes çok önemlidir. Diğer spor dallarında kaleciyle karşı karşıya kaldığınızda gol gelir ama bizde kalede kimse olmasa bile gol atamayabilirsiniz çünkü o anda oksijeniniz bitebilir ve nefes almak için yukarı çıkmak zorunda kalabilirsiniz. En fazla 30 saniye aşağıda kalırız, sonra yukarı çıkarız.Nefesimizi ayarlayabildiğimiz ölçüde aşağıda kalırız. Biz yukarı çıkarken yukarıdaki arkadaşımız asansör gibi aşağı iner. Gidebildiğim yere kadar gitmek istiyorum. Çünkü bu spor 60 yaşında da yapılabilir. Şu yaşa geldim, artık jübilemi yapayım diye düşünmenize gerek yoktur. Nefesiniz yettiğince bu sporu yapabilirsiniz.
"Lig 24 takımla oynanıyor ve bir haftada bitiyor"
Harun Sevinç (Türkiye Sualtı Sporları Cankurtarma, Sukayağı ve Paletli Yüzme Federasyonu Başkanı)
Federasyonumuz 1980'de kuruldu. Sualtı ragbisi de Türkiye'de 1991 yılından itibaren oynanmaya başlandı. 4,5 metre derinliğinde yüzme havuzu sayısı sadece bir olduğu için yayılma istediğimiz boyutta olmuyor. Sporun meraklısı çok, malzememiz tamam ama tesis yok. Havuzlar genellikle iki metrelik tasarlanıyor. Federasyona bağlı 55 bin lisanslı oyuncu bulunuyor ancak bunlardan yaklaşık 1000'i sualtı ragbisiyle ilgileniyor. Türkiye'de 50 takım var. Ancak ligde sadece 24 takım oynuyor. Birinci, ikinci ve üçüncü liglerimiz var. İki yıldır bayanlar ligimiz de var. Ligler sadece bir hafta sürüyor. 24 Temmuz ve 1 Ağustos tarihleri arasında şampiyon belirleniyor. Geçen yılın şampiyonu Bostancı Balıkadamları Kulübü. Aynı yıl ikinciliği Çukurova Üniversitesi, üçüncülüğü de İTÜ Sualtı Sporları kulüpleri kazandı.
"Uyguladığımız özel bir diyet yok. Bu sporu yapanlar genelde göbeklidir"
Hülya Cantaş (İTÜ İnşaat Fakültesi'nde görevli)
5 yıldır kulübün içindeyim. Aynı zamanda hedef bulma sporlarından navigasyon da oynuyorum. Ragbiyi suyun altında basketbol oynamak gibi düşünüyorum. Çok rahatsınız, özgürsünüz ve her türlü hareketi yapabiliyorsunuz. Sualtı ragbisine başladığımdan beri suyun altını sevmeye başladım. Denizci bir ailenin kızıyım. Babam da kaptandı. Amcalarım, abilerim de geçimlerini denizden sağlıyor. Ailemde herkesin suyla bir ilgisi var. Onlar üstünde, ben altındayım. Sualtı ragbisinin erkek sporu olduğu düşüncesi yanlış. Kabul ediyorum, güç isteyen bir spor dalı. Ancak bunu kadınlar da yapabilir. Haftada dört gün birer saat antrenmanla belli bir kondisyona sahip oluyorsunuz.Türkiye'de futbol, basketbol, voleybol dışındaki spor dallarını yapanlar kendi kaderine terk edilmiş durumda. Antrenman çok önemli. Takım antrenman yapmazsa geriye gider ama elinizin altında havuz olmadığı takdirde bunu yapamazsınız. Bu spor için uyguladığımız özel bir diyet yok. Çünkü suda ağırlık önemli değil. Hatta tam tersi bu sporcular genellikle göbekli oluyor.
"Oyun sert geçse de ciddi sakatlık olmuyor, küçük sıyrıklarla atlatıyoruz"
Bora Çakır (25 yaşında, İTÜ Mimarlık Fakültesi mezunu)
Dört yıl önce yaz okuluna kalmıştım. Arkadaşlar bu oyunu oynarken bana da teklif ettiler ve o günden sonra takımın bir parçası oldum. Metrelerce aşağıda maç yapıyorsunuz. Daha uzun süre sualtında kalmak için nefes antrenmanları yapmak zorundasınız. Fizik, kondisyon olarak güçlülüğün yanında zeki de olmanız gerekiyor. Bu spor, uçarak basketbol oynamak gibi bir şey. Ciddi bir sakatlıkla karşılaşan kimseyi görmedim. Maçı küçük sıyrıklarla atlatıyoruz. Yine de bana erkek sporu gibi geliyor çünkü biraz sert. Sualtı ragbisi seyirciye yönelik bir oyun değil. Çünkü suyun üzerindekiler altta ne olduğunu göremeyebilir. Bu spor her geçen gün daha çok hoşuma gidiyor. Bırakabileceğim artık aklıma bile gelmiyor.
"Onu geçeyim, bunu geçeyim derken nefesinizin bittiğini anlamıyorsunuz"
Lale Sertelin (25 yaşında, İTÜ Mimarlık Fakültesi mezunu)
Bir gün Maçka kampusundaki havuzda hocamız "Bakın, dipte bir şnorkel var. Haydi birbirinizden kapmaya çalışın" dedi. Biz oynamaya başladık. Sonra işin ragbiye dönüştüğünü fark ettik. Kurallar, malzemeler geldi ve zevkli bir hal aldı. Bu yıl ilk kez kadınlar takımı kuruldu ve ben de o takımda yer aldım. Faul yapılmadığı sürece en risksiz oyunlardan biri. Onun için herkes yapabilir. Herkes suyun içinde; hakem var, doktor var. Ciddi bir durumda hemen müdahale edilebilir. Metrelerce aşağıda top elinizdeyken onu geçeyim, bunu geçeyim derken nefesinizin bittiğini bile anlamıyorsunuz. Konsantre olup kendinizi oyuna verdiğinizde uzun bir zaman suyun altında kalabiliyorsunuz. O anda gözünüz bir şey görmüyor. Kilitleniyorsunuz ve gol atmak istiyorsunuz. Nefes elbette çok önemli. Maçın başında nefesinizi 30 saniye tutabiliyorsunuz ama sonlara doğru 10 saniyeyi bile zor geçiriyorsunuz. Kondisyonlu olmak kilodan daha önemli. En büyük amacım bu oyunu oynamayı sürdürmek.
"Sualtı ragbisi erkek sporu değil"
Pınar Özer (22 yaşında, İTÜ Endüstri Mühendisliği 4. sınıf öğrencisi)
Bu oyunu iki yıldır oynuyorum. Arkadaşım aracılığıyla başladım. O gün sinirliysem antrenman sırasında her şeyi unutuyorum. İnsana büyük bir rahatlık veriyor. Maçlardan sonra da kendimi yeni doğmuş bir bebek gibi hissediyorum. Gün boyu nefes antrenmanları yapıyorum çünkü bu egzersizler suyun altında çok işime yarıyor. Bu spor kesinlikle tehlikeli değil. Erkek sporu da değil, sadece güç gerekiyor.
8 fark atan takım süre bitmeden maçı kazanıyor
Sualtı ragbisi her şeyden önce nefes tutmayı gerektiren bir dayanıklılık sporu. Deniz gözlüğü, palet ve şnorkel ile donatılmış 6'şar kişiden kurulu iki takım arasında oynanıyor. Her takımın 4 tane de yedek oyuncusu var. 4,5 metre derinliğinde, 12 metre uzunluğunda bir yüzme havuzunda oynanıyor. 4,5 kg. ağırlığındaki topun içinde tuzlu su var. Suyun altına yerleştirilmiş iki pota bulunuyor. Hedef bu potalara gol atmak. En fazla gol atan taraf maçın galibi oluyor. 15'er dakikadan iki devre halinde oynanıyor.Takımlardan biri 20 dakikalık süre içinde 8 farklı skor elde ederse maç otomatik olarak sona eriyor.İstendiği kadar oyuncu değiştirilebiliyor. Maç sırasında oyuncular suyun altında genellikle 30 saniye kadar durabiliyor. Mücadele sırasında oksijeni bitenler hemen yukarı çıkıyor, nefes alıp tekrar maça dönüyor.Suyun içinde 2, havuzun kenarında 1 olmak üzere üç hakemle oynanıyor. Hakemler sporcuların sahip oldukları teçhizatlara ek olarak oksijen tüpü taşıyor.Hem su üzerinde hem de suyun altında kornalar var. Hakemler, oyunun durması gereken anlarda kornaları çalıyor. Bunun üzerine tüm oyuncular yüzeye çıkıyor. Ardından kenardaki hakem, verilen kararı el işaretleriyle anlatıyor.
|
|


|