|


Olduğundan fazla görünme epidemisi
Kurban Bayramı, ajans haberlerinin Konya'da çöken 11 katlı apartmana kilitlenmesiyle geçti.
Bazı yerel görevlilerin açıklamaları defalarca tekrarlandığı halde, Ankara İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Kemal Türkaslan'ın Selçuklu'daki güzel görüntülü iri kıyım apartmanın çökmesiyle ilgili söyledikleri pek tekrarlanmadı.
Kemal Türkaslan, özet olarak Türk insanına pul kadar değer verilmediğini ve Türkiye'de inşaat konusunun, bir "yuttur kaydır" aracı olduğunu söylüyordu.
***
Derken, ajans haberlerinde Konya'daki felaket ve rezalete, KKTC sorunu da eklenmeye başladı.
Son 30 yılda Ankara'dan KKTC'ye kaç milyar dolarlık yardım yapıldığı ve bunların nasıl kullanıldığı konusuna da şimdiye dek hiç değinilmedi.
***
İstanbul kara teslim olduğunda ve trafo merkezleriyle taşıyıcı tellere gerekli yatırımların yapılmaması yüzünden, İstanbul'un yüzde 80'i karanlığa, susuzluğa ve ısı yokluğuna gömüldüğü zaman; neden kimsenin aklına içeride gerekli bakım ve yatırımlar yapılmadığı halde; milyarlarca doların "devlet politikası" gerekçesi arkasında, nerelere harcanmakta olduğunu sorgulamak gelmedi?
Geldiyse de, dilini tutmak zorunda kaldı.
***
Konya'daki rezalet ve felaket, İstanbul'daki deprem olasılığını da, yeniden fiskelemeye başladı. Vatan gazetesinin dünkü manşeti "Deprem olsa yandık"tı...
Ya İstanbul'dan geçen tankerlerdeki artış?..
Transit geçen tankerlerden kaçak petrol alındığını ve bazı denetim görevlilerine rüşvet karşılığında içeride satıldığını, Kadıköy Emniyeti'nin açıklamalarından öğrendik.
***
Bir ömür, "Türk'e Türk propagandası" yapan nutuklarla; kendisini övüp, kendi propagandasını yapan insanları dinlemekle geçti.
Bir zamanların "hasta adamı", bu kez de kendisini "olduğundan fazla gösterme" salgınına tutulmuştu.
Olduğundan daha zengin görünme, olduğundan daha üstün görünme, olduğundan daha donanımlı görünme, olduğundan daha mutlu görünme, olduğundan daha etkin görünme ve bir övünme, bir övünme...
***
Bu arada, soyut kavramların tanımlamasını yapan kimseye de pek rastlamıyoruz. Soyut kavramlar, tanımlamaları yapıldığı zaman somutlaşır.
Devlet nedir, hukuk nedir, emperyalizm nedir, sevmek nedir, beğenmek nedir, başarı nedir, mutluluk nedir, kurnazlık nedir, zeka nedir, akıl nedir vs...
***
Yaygın bir "olduğundan fazla görünme" sıtması...
Yüzyıllarca sürmüş bir ezikliğin ve adam yerine konmamanın gübreliğinde açan övünme çiçekleri...
Reklamlardaki övünme paralelinde siyasetçi övünmeleri; siyasetçi övünmeleri paralelinde, kişisel övünmeler; kişisel övünmeler paralelinde ırkçı ve mistik övünmeler...
Sabahtan akşama, akşamdan sabaha övün Allah övün...
***
Hatay'da da toprak kayması sonucu 4 dükkan yıkıldı, 2 kişi öldü.
Maden göçüklerinde ölenler, grizu patlamalarında ölenler, yol kazalarında ölenler, çığ düşmesi sonucu ölenler, donarak ölenler...
***
Geçenlerde torunlarım Ali, Ömer, Kerem'le ahbaplık öderken, Ömer Altan'a gülerek soruyordum:
- Aklına hiç gelmeyen şeyleri merak ettin mi?
Hep birlikte gülüyorduk yanıtı olmayan bu soruya...
***
Acaba şu sırada kaç kişi cep telefonuyla, yakını olan bir açık deniz kaptanını arıyor ve onunla Fikret Otyam'ın, yeni yayımlamış "Dosttan Gelen Selamsın" adlı mucize kitabını konuşuyor?
Hoppala, bu da nereden çıktı?
Acaba İngiltere'de, yahut Yunanistan'da kaç kişi konuşuyor şu sırada denizlerdeki yakınlarıyla?
Çok mu önemli yani bu tür fantezist sorular?
Ayrıca İstanbul depremi de, dünyanın sonu değil...
Ve piyasası bulunmayan 300 bin fakülte mezunu...
***
Bakalım haziranda İstanbul'da toplanacak NATO zirvesinde Başkan Bush neler söyleyecek Kıbrıs konusunda?
ABD'de Başkanlık seçimlerinden daha önce, bakalım yakalanacak mı Bin Ladin?
***
Umur Talu da, dünkü yazısında, bazı kimselere türkü söylemek şöyle dursun, hayat hakkı bile tanınmazken; "en büyük tehlike" olarak görüldüğü için, yaşı büyültülerek idam edilmiş bir 17 yaş gencinden söz ediyordu. Asmayacak da, besleyecek miydiniz yani?
***
20 - 25 yıllık bir çalkantıyı göze alın ve enseyi karartmayın. 2050'ye doğru Bitlis'in Yelipis köyündeki bir terasta Hollandalı, yahut İtalyan, yahut Yunanlı bir vatandaşınızla sabah kahvaltısı ederken, akşam yemeğini Torino'da yemeyi konuşacaksınız...
c.altan@prizma.net.tr
|
|

|