06 Şubat 2004 Cuma
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   



   
Yoksul kitleler için kimler, ne yapabilir? (2)

       
Devlet, balık verebilir. Gönüllü kuruluşlar, balık tutmasını öğretebilir. Sosyal girişimci ise balık sanayiinin işleyiş koşullarını değiştirebilir

   
    Hafta sonu konuşmacı olarak katıldığım bir televizyon programında, son yıllarda sayıları hızla artan en yoksul kesime, çok cüz'i miktarda sabit aylık gelir verilebileceğinden söz edecek oldum. Daha lafımı bitirmeden "Kaynak yok ki" diye üzerime geldiler. Boğaziçi Üniversitesi (BÜ) Ekonomi Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ayşe Buğra'nın dün bu köşede yer alan "en yoksul kesime vatandaşlık hakkı olarak sosyal yardım" yapılmasına ilişkin görüşleri de tahmin ettiğim gibi okurlarımızın itirazı ile karşılaştı.
    Buğra ile BÜ Sosyoloji Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Çağlar Keyder'in geçtiğimiz günlerde birlikte kurdukları BÜ Sosyal Politikalar Forumu, ilk araştırma konusu olarak bu kaynak meselesini ele almış. Gerek Buğra gerekse Keyder, kaynak yokluğu gerekçesinin çok aşılmaz bir engel olmadığını düşünüyorlar ve bu hipotezden yola çıkarak niceliksel bir araştırma yaptırıyorlar. Farklı senaryolara göre ne kadar kaynak gerekebileceğini araştırıyorlar.
   
    Brezilya, G. Afrika
    Mesele kaynak sorunundan ziyde öncelik. Zira Prof. Keyder'den öğrendiğime göre bu uygulama çok sınırlı da olsa Brezilya ve Güney Afrika'da başlamış. Demek ki kişi başına GSMH'si bizimkine yakın ülkelerde bile, en yoksul kesim için devletin belli bir fon ayırması pekala mümkün. Zaten 21 Mayıs'ta BÜ'de yapılacak konferansta Brezilyalı ve Güney Afrikalı yetkililerden, kendi ülkelerindeki uygulamaları dinleme imkanımız olacak.
   
    AKP ilgilenmez
    Yardımlaşma, dayanışma ve cemaat kültürünün çok yaygın olmasına karşın, İslami kesimin ve AKP'lilerin, bu konferansa ilgi göstermelerini beklemiyorum. Zira muhafazakâr çevreler için hâlâ hayır işleri ve yoksullara vakıflar üzerinden yardım ön planda. Güçlü dini dayanakları olduğu gibi, yoksul kesime ulaşmakta diğer partilere göre çok başarılılar. Ancak Prof. Buğra'nın da belirttiği gibi "Kurban etlerinden fakire fukaraya dağıtmakla ya da okul aile birliklerinin yoksul öğrencilere bedava yemek yedirmesiyle çözülecek bir sorun değil bu. Modern anlayışın bunu kabul etmemesi lazım. Sağda ya da solda fark etmez, kendini modern olarak tanımlayan her siyasi partinin, yoksulluğu vatandaşlık sorunu olarak görmesi ve vatandaşlık hakları üzerine düşünmesi gerek."
   
    Ve balık sanayii
    Bu balık verme meselesine hâlâ bıyık altından gülüp geçiyor olabilirsiniz. Ama makro ekonomik göstergeler mükemmel olduğu, büyüme yüzde 5'lerde seyrettiği, enflasyon düştüğü, ihracat tarihsel rekorlar kırdığı halde istihdam artmıyorsa, dahası gelecekte de artacağına ilişkin herhangi bir umut ışığı yoksa, önümüzdeki dönemde pek çok şey değişecek ve yeniden tarif edilecek demektir.
    Dünya Ekonomik Forumu toplantıları için gittiğim Davos'tan yazdığım gibi patentle korunmuş pahalı sağlık ürünlerinin patentsiz benzerleri üretilerek, patent sahibini şimdilik öfkelendirmeyecek yoksulluktaki ücra yörelerde üretime geçilecek. Hindistan'da 10 dolara yapılan katarakt ameliyatı, göze takılan merceğin 250 dolar yerine 4 dolara maledilmesi, ABD'de 1600 dolara satılan işitme cihazını 50 dolara maledip dünyanın öbür ucundaki yoksullara satmak, 3 - 5 yıl önce akla - hayale gelmezdi. Şimdiyse adına sosyal girişimcilik diyorlar.
   
    Sosyal girişimciler
    Sosyal girişimciler kendilerini "Bizim amacımız, özel sektörün gitmek istemeyeceği, devletin ise gitmesinin mümkün olmadığı yoksulluktaki bölgelerde yaşayanlar için mal ve hizmet üretmek" diyorlar. Uygulamalarıyla da balık sanayiinin işleyiş koşullarında devrim yaratıyorlar.
    Dolayısıyla günümüzün değişen koşullarında hâlâ "tek doğru seçenek balık tutmayı öğretmek" diye ısrar etmek tutuculuk.
    Siyasetçi ister istemez balık vermeyi gündemine alacak, sosyal girişimci de balık sanayiinin işleyiş koşullarını değiştirecek.
   
    mtamer@milliyet.com.tr
   
   





Taha AKYOL
Avrupa'nın sağı solu

Çetin ALTAN
Olduğundan fazla görünme epidemisi

Melih AŞIK
Ruhban okulu...

Fikret BİLA
Denktaş'ın rezervi

Güneri CIVAOĞLU
Etik şifresi

Abbas GÜÇLÜ
Başbakanlık bursları

Hurşit GÜNEŞ
Eurodaki artış abartılmamalı

Sami KOHEN
Erbil'deki saldırının sonrası...

FAİK ÖZTRAK
Zam ve vergi artışından kaçınmak mümkün mü?

Hasan PULUR
TRT bunu nasıl yapar?

Meral TAMER
Yoksul kitleler için kimler, ne yapabilir? (2)

Ece TEMELKURAN
Söz, taştan ağır mıdır?

Yaman TÖRÜNER
200 milyar dolarlık kaybı nasıl önledik? (2)

Güngör URAS
Merkez Bankası faizi "Ayşe Hanım Teyzemi" de etkiler