|


Seks ekonomisiyle, politik avanta yarışları
Gazetelerin genellikle politik manşetleri yanında; yine genellikle ya çıplak bacakları yukarı doğru kalkmış, ya elleri ayrık çıplak bacaklarının ortasında, ya çıplak vücuduyla bikinisini de indirecekmiş gibi yapmış bir seks yıldızının fotoğrafı var.
Ha evet, bir de futbol...
Tepeden bir bakışla, hayatın akışı böyleymiş gibi görünse de, ekonomik bir çıkar motoruna bağlıdır hepsi...
***
Yaşı 30'dan küçük 40 milyon insanın yaşadığı Türkiye'de, seks ekonomisinin yaygınlaşması doğaldır.
Kozmetik endüstrisi de, eğlence sektörü de, bir oranda iç turizm ve tatilcilik furyasıyla reklamları da, seks ekonomisiyle kancalı...
Pek bir şey üretmeden hayattan yararlanma, yahut "hayatını yaşama" modasında evrensel bir gelişme...
***
Politik avantalar sektörüne gelince...
Kırmızı halılı, resmi selamlı egemenlik orgazmları yanında; resmi arabalar, resmi lojmanlar, harcırahlı geziler ve birtakım ekonomik ilişki ve olanaklar...
Şayet böyle olmasa, mart sonunda yapılacak yerel seçimler için, 5 milyon aday adayı mı çıkardı ortaya?..
***
Şayet böyle olmasa, Susurluk skandalıyla su yüzüne vuran Uzi silahlarının nasıl alındığı konusunda; kim olduğu hala karanlıkta kalmış "üst düzey bir yetkili" tarafından, 60'ar milyon dolarlık, birbiriyle çelişkili 3 ayrı belgeye fütursuzca imza mı atılırdı?..
Anladık "vatan, milli, Sakarya" da; 180 milyon doların kaynakları neresi?
Politik avantalar, her türlü tahminleri aşan boyutlardadır. Ve ırkçılıkla hamaset edebiyatının perdeleri arkasına saklanır.
***
Şimdi gelelim şu bizim mahut Kıbrıs sorununa...
2. Dünya Savaşı sırasında Yunanistan da, Hitler'e karşı savaşa girdi ve Yunan komünistleri büyük fedakarlıklar gösterdiler o savaşta.
Yunan komünistlerinin kazandığı prestij, ayrıca Sovyetler'e karşı duydukları sempati, Washington'u düşündürüyordu.
1967'de Atina'da askeri bir darbeyle albaylar cuntası getirildi iktidara. Yunan komünistleri de Kıbrıs'a kaçtılar.
O tarihlerde Fransa, ABD'nin dümen suyuna girmeden de, Batı blokuyla bütünleşebileceği rotasındaydı.
***
1974'te Yunan cuntası devrilip, hapse konduktan ve Karamanlis iktidara geldikten sonra; Güney Kıbrıs'taki komünist Akel Partisi güçlendikçe güçlendi. Washington'un canını sıkacak biçimde güçlendi.
Kıbrıs'ı Yunanistan'a bağlama ırkçılığının ENOSİS eylemleri de, istenilen sonucu vermedi.
***
Sovyetler sarka bilirdi Kıbrıs'a...
En sağlam yöntem, Kıbrıs'ın Londra, Atina ve Ankara'nın güvencesi altına alınması ve Kuzey Kıbrıs'ın da, ABD'nin sadık dostu Türkiye'nin ağırlığı altına sokulmasıydı.
***
Soğuk Savaş döneminin satrancı ve Yunan komünistlerinin Washington'da yarattığı tedirginlik; ABD'nin de yeşil ışığıyla KKTC'yi doğurdu.
Gereken yardımlar Ankara'dan sağlanacaktı. Nasıl ki Ankara da, büyük oranda savunma yardımı alıyordu Pentagon'dan ve ABD'nin, orta menzilli füzelerle donanmış bir yığın özel üssü vardı Türkiye'de...
***
Ankara'nın KKTC'ye verdiği milyarlarca dolarlık desteğin, kimler tarafından nasıl kullanıldığı saydamlaştırılmadı.
Ancak iktidar keyfinden yararlananlar, değişen dünya politikalarına rağmen, mahut ırkçılık sloganlarıyla abartmaya başladılar güçlerini.
***
Başbakan Tayyip Bey, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Washington ve bizim bazı militerler arasında sıkışmaya başladı.
Kofi Annan planına evet der de, yıl sonunda AB üyeliği için müzakereler başlamazsa; içeride kabak kendisinin başına patlayacaktı.
Ayrıca Kopenhag kriterleri nedeniyle de çok kimse, politikanın avantalarından vazgeçmek istemiyor ve Başkan Bush'un çağdaşlaşma girişimindeki "Cami" parfümlü siyasete arka çıkmasını hazmedemiyordu.
***
Hiç enseyi karartmayın. Kofi Annan'ın Washington davetinde kimse bela çıkarmayacak ve Kıbrıs aynı zamanda bir ABD üssü olacak...
Her ne kadar bazı akıldaneler:
- Mehmetçik bizim için ölür, ABD askeri niçin ölsün dese de...
Hani insanın:
- Sen de biraz Mehmetçik için ölsene; diyesi geliyor ama, neyse...
***
Bursa'da çökmeye hazırlanan yapılar bir yana; Beyoğlu'yla Dolapdere'de de, her ay iki tanesinin çöktüğü, tarihi çürümüş yapılar sorunu var. Evsiz barksızların işgal ettiği, çürümüş ve mühürlenmiş tarihi yapılar...
***
Bir yanda seks ekonomisi, bir yanda politik avantalar ve bir yanda da karla yağmur yağınca başı belaya giren, çöküntüler altında kalan, kul yığınları...
O kul yığınları ki, hem evrensel, hem yerel gerçeklerle değişimleri algılayabilmenin çok dışındalar; alınlarının yazısına bağlıyorlar çektiklerini...
Ve birileri "gariban"ı da görsün istiyorlar, yüz yıllardan beri...
c.altan@prizma.net.tr
|
|

|