|


Düşler ve karabasanlar...
Özellikle eski Fransız okullarında, gençlerin gülerek oynadığı ilginç bir söz oyunu vardır.
Yazılı bir başlıktaki, yahut bir cümledeki her kelimeden sonra, "bir önden, bir arkadan" eklemesini yapmak ve öyle okumak başlığı, yahut cümleyi...
Örneğin "Bush'a rica: Devreye gir" başlığı...
Şimdi bu başlığı bir de şöyle okuyalım:
"Bush'a (bir önden, bir arkadan) rica (bir önden, bir arkadan):
Devreye (bir önden, bir arkadan) gir"...
Bir başka örnek:
"Müteahhit ve taşerona (bir önden, bir arkadan) ağır cezada (bir önden, bir arkadan) yargı."
Ve bir örnek daha:
"Denktaş (bir önden, bir arkadan) itiraz etmeye (bir önden, bir arkadan) gidiyor."
Hani azıcık gülmek için...
***
İncili Çavuş'a sormuşlar:
- Yahu Çavuş, "karakter" nedir sence?
İncili Çavuş:
- İnsanlarda, demiş, 3 ayrı karakter vardır:
1- Yapısındaki gerçek karakter...
2- Başkalarını inandırmaya çalıştığı, mostralık, yani göstermelik karakter...
3- Kendisinde olduğunu sandığı karakter...
Ve yaşlı, kısık boyunlu, şişman bir politikacıyı örnek göstermiş:
- Egoist mi egoist ve hırslı; kendini aşırı bir yurtsevermiş gibi göstermeye çalışıyor; tutarlı ve yiğit olduğunu sanıyor ve ona inanıyor.
***
- Çöktü çöktü ne çöktü?
- Yolsuzluk çöktü.
- Yolsuzluk çökmez. Çöktü çöktü ne çöktü?
- Hırsızlık çöktü.
- Hırsızlık çökmez. Çöktü çöktü ne çöktü?
- Uydurma açıklamalar çöktü.
- Uydurma açıklamalar çökmez. Çöktü çöktü ne çöktü?
- Selçuklu'da 11 katlı bir apartman çöktü ve gönüllere yas çöktü...
- Doğru; apartmanlar çöker, aileler çöker, gönüllere yas çöker...
***
Avrupa Birliği üyeliği konusunda boyuna umutların yelpazelenmesi, fiyakalı bir delikanlının sevgilisine aldığı pırlanta bir yüzüğe benziyor.
Kız:
- Ben, demiş, senden araba istiyordum.
Delikanlı:
- Ne yapayım, demiş, arabanın sahtesi yok ki...
Ne zaman tam bir AB üyesi olacağımıza gelince...
Sahtesi yok ki üyeliğin...
***
Nasreddin Hoca'ya sormuşlar:
- Bir zamanlar pek moda olan "Bizi nurlu ufukların beklediği" öngörüleri neden doğru çıkmadı. Baksanıza "yaşam kalitesi" açısından, Yunanistan'ın bile 70 basamak altında kaldık?
Hoca:
- Çok kötü beslendi öngörüler, demiş. O nedenle de açlıktan öldüler...
***
Bektaşi babası, bir üniversitede konuşma yapıyormuş:
- Hayatta karşılaşacağınız tuhaflıklar önünde, aklınız karışmasın, demiş. Borular paslanınca, musluklar su akıtmaya başlar. İnsanlar ölünce toprağa gömülür, ağaçlar ölünce topraktan çıkarılır. İçkiyi susuz içince, konuşmalar sulanır. Bir kent büyümeye başlayınca, kentçilik de kaybolur; tıpkı bir politikacının gerçekleri anlatmaya başlamasıyla, gerçeklerin kaybolması gibi...
***
Ünlü bir atasözümüz var, "Görünüşe aldanma"...
İnsanın sorası geliyor:
- Peki neye göre aldanacağız?
***
Denktaş'la Kofi Annan konuşurken, Denktaş soruyormuş:
- Neden ceketiniz iki kollu da, üç kollu değil?
Kofi Annan:
- Ceketin üçüncü kolu çantamda, demiş. Dönerken size armağan etmeyi düşünüyorum onu da, ondan...
***
Orhan Veli'nin ünlü "Vatan İçin" şiiriyle bitirelim yazıyı:
Neler yapmadık şu vatan için!
Kimimiz öldük;
Kimimiz nutuk söyledik.
c.altan@prizma.net.tr
|
|

|