|


Gelecek de peşimizde, yoksulluk da...
Bilimin, bunca farklı alanda bu kadar hızlı ilerlemesinin olumsuz sonuçlarından biri de, bizleri iyi bir bilimkurgu filmi izlemekten yoksun bırakması oldu! "Gelecek" hayal gücümüzü çabucak yakalayıp, geride bırakırken, bu başdöndürücü sürate ayak uydurabilenlerin sayısı her geçen gün azalıyor.
60'lı yıllarda bugün için yapılan projeksiyonlarda, uçan arabaların, yüzer şehirlerin, büyük uzay istasyonlarının hayatımızın bir parçası olacağı iddia ediliyordu. Dünyada yaşayan 6.3 milyar insandan refah trenini yakalayacakların oranı güya artacaktı. Tam tersi oldu.
Piramidin en tepesi
Zenginle yoksul arasındaki gelir uçurumu hızla büyüdü. Açlık ve yoksulluk sınırında yaşayanlara her gün yenileri eklendi. Fortune dergisine göre bugün dünyada sadece 7.3 milyon kişinin serveti 1 milyon doların üzerinde. Buna karşılık Dünya Bankası'nın verileri, dünya nüfusunun yarıya yakını diyebileceğimiz 2.8 milyar insanın, günde 2 doların altında gelirle yoksulluk sınırında yaşadıklarını gösteriyor.
Gelecek peşinizde
Eczacıbaşı Topluluğu, her yıl olduğu gibi bu yıl yine hayli ilginç bir kitabı Türkçe'ye çevirterek yayınlatmış: Gelecek Peşinizde. Harvard Üniversitesi'nden Juaz Enriquez'ın imzasını taşıyan kitap, genetikle ilgili gelişmelere dikkat çekerken, "Dünya hızla değişiyor, sakın ıskalamayın" mesajıyla bizleri sık sık uyarmayı da ihmal etmiyor.
Kitaba göz gezdirirken ben her nedense yazarın uyarısından etkilenmek yerine karamsarlığa kapıldım. Gerek zengin ülkelerle yoksul ülkeler arasındaki, gerekse her ülkenin kendi zenginiyle yoksulu arasındaki gelir uçurumunun önümüzdeki dönemde daha da açılması, bugün kendini göreceli olarak zengin addedenlerden yoksullar safına, kitleler halinde kaymalar olmasının kaçınılmaz olacağını düşündüm.
Tüm insanlık için!
Kitaptan aktaracağım şu birkaçlık alıntı bile, bilimdeki yeni buluşların giderek daha da az sayıdaki insana ulaşabileceğini, "tüm insanlık için" gibi genellemelerin/palavraların ancak kendini bilmezler tarafından telaffuz edilebileceğini göstermiyor mu?
"Gelecek, akıl imparatorlukları kuran küçük toplulukların, doğal kaynakları kullanma dürtüsünü yenebilenlerin veya böyle bir olanağı bulunmayanların olacak. Varlık, giderek yoğunlaşacak, satabilecek bilgisi olan bireyler ve ülkeler kazançlı çıkacak. Varlık üretmek için yüzlerce insana gerek kalmayacak. Bireyler tek başlarına, dünyadaki pek çok ülkeden daha büyük olan, ama az sayıda istihdam sağlayan sanayi kolları yaratabilecek."
Akademisyenlere çağrı
Son 3 - 4 gündür yazdığım işsiz ve yoksul kesim için devreye sokulması gereken sosyal politikalar ile ilgili yazılarıma gelen e - postalardan birini sizlerle paylaşmak istiyorum. ABD'de donanma yüksek lisans okulunda master yapmakta olan jandarma üsteğmen okurum Kadir Söylemez kamu kurumlarındaki verimsizliklerle ilgili bazı örnekler verdikten sonra diyor ki:
"Artık makro ekonomik hesaplarla boğuşmayı bırakıp yeni yollar, yeni çözümler, yeni fikirler için her sektörden insanların kafalarımızı ellerimizin arasına alıp, 'Nasıl? Nasıl' dememizin zamanı gelmedi mi? Lütfen akademisyenler de makro göstergeler üzerine ahkam kesme kolaycılığını artık terk etsinler. Yeni fikirler üretsinler ve medyada onları tartışsınlar!"
Gerçekten de gerek günlük gazetelerin sayfalarında, gerekse her gün sabahtan akşama gerek TV ekranlarında makro göstergelerdeki küçük oynamaları sürekli yorumlamak yerine acaba biraz da "yarın"a dönük küçük çaplı yaratıcı fikirleri/projeleri tartışamaz mıyız? Gelecek Peşinizde kitabının yazarının da vurguladığı gibi "Az gelişmiş ülkeler önümüzdeki yıllarda enflasyonu düşürebilir, yolsuzluklarla başedebilir, devlet harcamalarını kısabilir, özelleştirmeyi tamamlayabilir; ama hâlâ fakir kalabilir!
Bilgilerinize...
İyi pazarlar.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|

|