09 Şubat 2004 Pazartesi
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   


   
Prenseslerin "terzisi"

       
    Atıl Kutoğlu'nu Viyana'da, o aralar bir banka sahibi olan ve girişimci ruhu ile "kendi" bankasının bir şubesini Avusturya'da açmaya karar veren Banu Zeytinoğlu'nun evinde misafir olduğum bir gezide tanımıştım.
    Biz yakın arkadaşımızı desteklemek için birer birer onu ziyarete gidiyorduk çünkü üstlendiği misyon hiç de kolay değildi. Bazı anlarda onun ümitsizliğe kapıldığını görüyorduk. "Aman Allahım... Bu işi beceremeyeceğim galiba" diyordu. Biz ise "Tabii ki becereceksin. Senin gibi biri için Viyana'da banka şubesi açmak nedir ki; çocuk oyuncağı" diye kendimizden emin bir tavırla olaya müdahale ediyor, bu tip anlarda insana "gerçek" öğütlerden bin kez daha fazla yardımcı olan tüm saf pozitifliğimizle onun yanında yer alıyorduk.
    Atıl'la birbirimizi ilk bakışta sevmiş ve hemen görüşmeye başlamıştık.
    Onun neşeli, etrafı izleyen berrak göz ifadesi ile tamamen zıt ciddi havası bende şefkat hissi uyandırıyordu. Atölyesinde gördüğüm, "The Ottoman Collection" başlığıyla hazırlamakta olduğu defilesi için yarattığı olağanüstü kreasyonlar beni kendine hayran bırakmıştı. Elbiseler masal prenseslerinkilere benziyordu.
    Banu gülerek, "O gerçekten prensesleri giydiriyor, biliyor musun?" dedi. Şaşırdığımı görünce, elindeki fotoğrafları gösterdi. Evet, tüm asaletleri ve gururlarıyla, genç arkadaşımızın hazırladığı kıyafetleri taşıyan Prenses Francesca von Habsburg ve "ölümsüz" Ira von Fürstenberg'in fotoğrafları karşımda duruyordu.
    "Ya bu kim?" diye sormuştum Avusturya prensesinden çok, sultanı andıran ve ihtişamlı elbisesi içinde olağanüstü güzel görünen hanımefendiyi görünce... "Kontes Vanessa von Bismarck" dediler. Gözlerimin heyecandan kocaman açıldığını hatırlıyorum: "Bismarck mı? Hani biftek... Bismarck usulü biftek..." Atıl ve Banu katıla katıla gülmeye başladılar: "Amaaan Donatella, her şeyin sana yemeği hatırlatması normal mi?"
    Atıl dinlemeyi çok seven insanlardan. Bunu insanın gözlerine dikkatlice bakarak yapıyor, etrafında olan her şeyi önemsiyor. Bu sözlerimin ardından nezaketle, "Haydi Donatella, bize Bismarck usulü biftek nasıl oluyor anlat" dedi. O prensesleri giydirmeye, bense masalları anlatmaya bayıldığımdan, başladım bildiğim hikayeyi onlara anlatmaya.
    Almanya'nın birleşmesinde çok emeği olan Şansölye Otto von Bismarck sadece önemli bir stratejist değil, aynı zamanda ünlü bir "obur"du. Almanya'yı çevreleyen ülkelerle savaş hazırlıklarından vakit buldukça mutfağa kaçar, aşçısı Spuzke'nin ve sabırlı karısı Johanna'nın kendisi için neler hazırladıklarını seyrederdi. O zamanlar asiller için bile yokluk zamanlarıydı ve her malzeme bulunamadığından eldekilerle yetinmek gerekiyordu. Bismarck evinde politikacılarla yaptığı önemli bir toplantının ardından mutfağı kontrol ettiğinde, misafirlere sunmak için sadece bahçedeki ürünlerle hazırlanmış basit bir sebze çorbası ve patatesin garnitür olarak kullanıldığı "zavallı" kara kuru bir biftek parçası olduğunu dehşetle fark etti. Böyle durumlarda kibirli bir ses tonuyla "Bir şeyler yaratın! Derhal bir şeyler yaratılsın!" diye bağırıyordu. Karısı sayısız çocuklarının odalarından birine saklanıyor, zavallı aşçı ise sinir krizleri sırasında eline geçen her şeyi fırlatan şansölyeden kendini korumaya çalışıyordu.
    O gün yakındaki bir ülkeyi işgal kararı almak söz konusuydu. Bismarck kemikli, koca bifteklerin önünde durdu. Sonra yumurtaların bulunduğu sepeti inceledi, en büyüklerinden iki tane seçti ve iştahla bifteklerin üzerine kırdı. Sonuçtan memnun bir halde, kendisini merakla izleyen aşçısına, "Bunlar biraz tereyağı ve bir tutam karabiber eklenerek sıcak servis edilecek!" dedi. Sonra salonda bekleyen misafirlerinin yanına döndü.
    Bir rivayete göre, o tarihi günde Bismarck bir de "kokteyl" icat etmiş. Fransız şampanyası ile siyah bira karışımından elde edilen o korkunç içeceğin, akşamdan kalma durumunda sarhoşluğun etkilerini yok etmek için hâlâ kullanıldığı söylenir.
    Doğrusu size, Prens Bismarck'ın mutfaktaki marifetleri yerine, Atıl'ın mutfaktaki sırlarını anlatmak isterdim ama henüz özel mutfağına davet edilmedim. Bununla birlikte, bugün New York'ta düzenleyeceği defile onuruna verilen partiye davetliyim... Gidebilir miyim bilmiyorum sevgili Atıl ama buradan sana öpücüklerimi yolluyor, başarılar diliyorum. n
   
    Bismarck usulü biftek
    Malzemesi: Birkaç dilim antrikot, birkaç yumurta, tuz, karabiber, eti kızartmak için biraz zeytinyağı, yumurta üzerine eklemek için biraz tereyağı.
    Yapılışı: Bu "asil" tarifin hazırlanması gerçekten çok basit. Biftekleri kızarttıktan sonra yumurtaları üzerine kırın (sahanda yumurta usulü)! Önceden ısıttığınız tabaklara servis edin. Garnitür olarak karışık salata sunabilirsiniz...
   
    donatellapiatti@hotmail.com
   
   
   
   





 Donatella Piatti
 Sarıkız''ın Anıları
 Tuba Akyol
 İlhan Uçkan