|
|


Evrene komünizm lazımsa onu da doğanın kanunları getirir
Sigaranın dumanı neden ortamda sigara içmeyen o tek kişinin üzerine doğru gider? Aşık sevgililer niye ayrılır, iyi arkadaşlar niye küser? Neden savaş diye bir şey var? Ben niye taşındım? Çünkü tüm sistemler düzensizliği düzene tercih ediyor
Ben yine taşındım. Şimdi yarısı boşaltılmış koliler, boşaltılan kısımlarının ancak yarısı yerine yerleştirilebilmiş, gerisi ortalığa yayılmış eşyalar falan, bilgisayarı kurmuşum, fakat çalışma masam burada mı duracak, yoksa nerede duracak bilemeden, müthiş düzensiz bir evde, neye nereden başlayacağını hiç bilmeyen müthiş düzensiz bir kafayla bilgisayar ekranına bakmaktayım.
Ve elbette, insan olan sorar kendine; "Niye düzenimi bozdum da yine taşındım ki ben?" diye. Tam da bir denge kurmuşken, tüm dengeyi altüst edip yeni bir evde her şeye sil baştan başlamak niye? Niye?
Düzensizliğe bilimsel izah
Entropi yüzünden herhalde. Şöyle:
Yıllar önce bir gün ders çalışıyorum. Konu: Entropi. "Aman be" dedim, "hiçbir halt anlamıyorum. Bu ne ki bu?" İngiliz Dili ve Edebiyatı'ndan bir arkadaş "Bana anlat, anlatırken anlarsın" dedi. İyi. Başladım "termodinamik sistem", "elde edilemeyen enerji" falan diye gevelemeye. Tüm sistemlerin düzensizliğe gitme eğilimi olduğunu söyledim.
"Ha" dedi, "biz sigara içtiğimizde duman sigara içmeyen Ilgın'a gidiyor ya... Öyle bir şey!"
Eh, bu da bir açıklama.
Denemek babında sigara yaktık. Duman, kıvrıla kıvrıla, deneyimizin sonunu merakla bekleyen Ilgın'a doğru gitti. O günden sonra odada sigara içmemizi, "Ortamda entropi var" gibi gayet manasız, ne idüğü belirsiz bir gerekçeyle yasakladı Ilgın. Ve fakat biz kaşınmıştık, nasıl karşı çıkabilirdik?
Bu arada Ilgın da uluslararası ilişkiler okuyordu. "Demek ki" dedi, "savaşlar da bu entropinin marifeti." Tabii, tabii... Tüm sistemler düzensizliğe gitmek istiyorsa eğer, toplumların ve ülkelerin de düzensizliğe gitme eğilimde olması gayet normal.
Daha sonraları, ne zaman iyi giden bir ilişki bitse, aşık sevgililer ayrılsa, yakın arkadaşlar saçma sapan bir kavga edip artık birbirlerinin yüzüne bakmaz olsalar diyelim, olaya bilimsel bir ciddiyet katma babında "Ortamda entropi var" geyiği çevirdik.
Entropik miyiz neyiz?
İnsanlar tüm hayatları boyunca düzen ve huzur peşinde koşuyor olabilirler ama aslında düzen ve huzur insanlara göre bir şey değil.
Uygun olsa, niye insanlar tam sevgilileriyle tüm sorunlarını çözüp artık onun sevgisinden emin olduklarında, tam da mutlu olmaları gereken bir anda başka birine aşık olsunlar ki?
Yoksa niye biz tam da evimize alışmış, onun huyunu suyunu, elektriğini, gazını öğrenmişken bu düzeni bozup başka bir eve taşınalım?
Entropiğiz işte. Entropik anarşist! Düzensizlik peşindeyiz.
Komünizm geliyor
Sevgilime böyle demedim tabii. Hakikaten beni entropimle baş başa bıraktığı gibi eski ev sahibini arar, hamalları falan geri getirip her şeyleri toplayıp gerisin geri eski evimize dönerdi.
"En kararlı hale ulaşmaya çabalıyoruz hayatım" dedim.
Entropi düzensizliğe meyil gibi görünür ama aslında evrenin enerjiyi ortama eşit olarak yayarak en kararlı hale ulaşmaya çabalamasıdır.
Biz de işte, eskisine göre daha geniş olan bu evde, kendimizce daha kararlı bir düzen kuracağımıza inanıyoruz, inşallah kolileri önümüzdeki birkaç asır içinde boşaltıp yerleştirebilirsek, vesaire vesaire...
Size bir şey söyleyeyim mi?
"Entropi mi, mentropi mi, ne yazmış yine bu ya?" diye söylenip adını ezberlemeyi reddettiğiniz o şey sayesinde, tıpkı sigara dumanının ortama yayılması gibi, bir gün para- pul, mevki, hatta ün bile tüm evrene / insanlara eşit olarak yayılacak. Komünizm bir gün illa ki gelecek yani. Kapitalizm bir gün tüm dünyaya eşit olarak dağılacak bir başka deyişle.
***
Şu sıralar Türkiye Komünist Partisi'nin adındaki "komünist" tartışılıyor. Anayasa Mahkemesi "Komünist ismiyle parti kurulamaz" yasağının devamına karar verdi. Şimdi ne olacak?
Türkiye Entropi Partisi... Mi?
Her yerde aşk var
Ne olmuş yani? Röportaj kasetleri çözülmemiş, yazılar yazılmamış, çeviriler yapılmamış. Ne olmuş birikmiş bir dolu işim varsa? İşte ispiyonluyorum kendimi: Bütün işler bilgisayarın başında beni beklerken, ben film film geziyordum.
Hani çıkışta insanın suratına geniş bir sırıtış oturtturan filmler vardı ya... Zannedersin bütün dertlerin hallolmuş film esnasında. Öyle safsalak bir rahatlama! "Aşk Her Yerde" iyi geliyor insana.
Şimdi bunu da mı entropiye bağlayacağım? Ben de entropiyi ucundan çekiştire çekiştire feci sündürdüm, farkındayım. Hadi bağlayalım:
Aşk; bela aramak demek, huzuru bir yana bırakıp karmaşanın göbeğine dalmak demek. Aşk da entropinin bir neticesi yani. Değil mi?
Karşı konulamaz bir arıza, tam bir bela, serserim benim, lay lay lom
Metroseksüel aşağı, metroseksüel yukarı, aman efendim şöyle bakımlılar, kaşlarını aldırırlar, ağda yaptırırlar, manikürler, pedikürler, acayip de şıklar, çok medeniler falan. Eee?
Var mı bir arıza? Siz ondan haber verin. Hangi kadın böyle sorunsuz, üstünü başını, halini tavrını düzeltemeyeceği, uğraşıp didinip toparlanmaya ihtiyacı olmayan bir erkeği sever, pardon!
Biz David Beckham'ı seviyorsak mesela, metroseksüel olduğu için değil, Victoria tarafından metroseksüel yapılabildiği için seviyoruz.
Boşuna yazmadık herhalde entropiyi. Kadında da vardır herhalde bir entropi, düzensizlik merakı. Bu yüzden belalı serseriler peşinde geçiriyoruz bütün hayatımızı.
Mesela ben "Katil Doğanlar"dan beridir en çok, pek çok Robert Downey Jr.'ı seviyorum.
Yakışıklı, sempatik, karizmatik vesaire ama en çok feci serseri diye.
Uyuşturucu yüzünden hapislerde sürünmeler, rehabilitasyon merkezlerine tıkılmalar, bu esnada hep hep hep serin kalmalar, "Ally McBeal"den kovulunca "Onlar kaybeder" duruşunu almalar -ki Robert'dan sonra reyting kaybettiler-, "Ben böyleyim, yerseniz" halleri, bu arada bir de biseksüel olduğu söylentileri...
"Hapiste şahane bir gün geçirmeniz mümkün. Ve Beverly Hills'te çok sıkıcı bir gün geçirmeniz de mümkün" demiş bir insandır kendileri.
Pek az kadının karşı koyabileceği bir arıza, tam bir bela Robert Downey Jr.
Şu sıralar "Gothika"da oynuyor. Filmi seversiniz, sevmezsiniz, ayrı; ama bu adam...
Bu adam...
Bu adam... Diyorum size!
Ne bileyim işte, hayatınız huzur doluysa, düzenliyse ve canınız çok sıkılmakta, entropiniz hızla artmaktaysa... Tam size göre!
Japon komünistler kapitalist oldu
Bizde komünist parti yasaklanadursun, Japonya Komünist Partisi son parti kongresinde devrimci ve sosyalist hedefleri terk edip kapitalizmi benimseme kararı aldı. 1'e karşı 1005 oyla.
Kimse artık o 1 oyun sahibi ısrarcı Japon da... "Kim Israr Chi Yang!"
Şimdi herhalde esas mesele şudur:
Partinin adında "komünist" kalacak mı, kalmayacak mı?
Bir de şu: Bu karar, evreni en kararlı konumuna getirmek için enerjiyi evrene eşit biçimde dağıtmaya çalışan eşitlikçi doğayı bağlar mı?
tubaakyol@milliyet.com.tr
|
|


|