09 Şubat 2004 Pazartesi
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   



   
'Gelin nazı bıktırdı'

   
Kıbrıs'ta Türklerle Rumların birlikte yaşadığı tek köy olan Pile'de halk, yaşanan çözümsüzlükten yakınıyor ve "Denktaş'ı gelin nazı" yapmakla suçluyor

        Duvarın arkasında - 3
   
        Pile'de belki de gelecekte kurulacak Kıbrıs'ın küçük bir modeli var. Ada'daki tek örnek olan bu köyde Türkler ve Rumlar, ayrı muhtara ve ayrı hukuki kurallara bağlı olarak birlikte yaşıyorlar
    Pile'de bir tezgâhtar kız var.
    1 aydır sevgilisinden mektup bekliyor; gelmiyor.
    Yazmış oysa; biliyor. Ama Pileli Türk kız "duvarın ardında", Rum kesiminde yaşıyor. Sevdiği oğlan ise Türkiye'de...
    Türkiye'den Pile'ye mektup girmesi yasak. Mektup İngiltere'ye gidecek. Oradan Pile'ye gönderilecek.
    Pile, Larnaka'nın kuzeyinde Türklerle Rumların -BM denetim ve gözetiminde- bir arada yaşadığı tek yerleşim... Tampon bölgede özel bir statüyle kurulmuş. Dünyada bir örneğini bulmak zor:
    Köyde 450 Türk, 1000 de Rum var.
   
    Yeni hayatın modeli
    Köy meydanındaki Türk kahvesine oturduğunuzda doğuda İngiliz üssüne bağlı İngiliz askerlerini görüyorsunuz.
    Güneyde Rum askerleri var, kuzeyde Türk askerleri...
    İç güvenliği ise Slovak askeri ile İrlanda ve Avustralyalı polisler sağlıyor.
    Belki de çözüm sonrası Kıbrıs'ta kurulacak yeni hayatın modeli bu köy...
    Pileli Rumlar Rum muhtara, Türkler Türk muhtara bağlı. İki toplum için farklı hukuk kuralları geçerli. Her ikisinin de kendi okulları, ibadethaneleri, lokantaları var. Köyün girişinde "Okul" tabelası üç dilde yazılmış: Türkçe, İngilizce, Rumca... Az ilerde "Pile Türk İlkokulu" tabelasının altında Atatürk büstü ve "Ne mutlu Türküm diyene" yazısı var.
    Bakkala para verirken "Ne verseniz olur" diyor tezgâhtaki kız, "Lira da geçerli Pound da..."
   
    Bin asker neye yetmiyor?
    Köyde Türklerle Rumlar arasında hiçbir ciddi sorun yaşanmamış. Bunda, birlikte yaşama geleneği kadar, iki taraf askerinin bir seslenme mesafesinde durmasının da payı olsa gerek... Geçmişteki katliamlar hatırlanırsa garantörün bayrağı, barışın da garantisi...
    Pile Türk kahvehanesinde muhtar Ahmet Sakallı'nın da katıldığı bir sohbette tartıştığımız Türkler bu gözleme katılıyorlar, ama "Bu kadar askere gerek var mı"da anlaşamıyorlar.
    Çözüm yanlılarından Nejdet Ermetal "Adada ne kadar çok asker olursa ekonomi o kadar dibe gidiyor" diyor:
    "1960'ta 650 askeri vardı Türkiye'nin. Şimdi 50-60 bin askerin manası ne? Bin asker neye yetmiyor?" Ahmet Mehmet, Türkiye'nin "Çözüme varız" açıklamasıyla masadan kaçan taraf olmaktan kurtulduğunu söylüyor ve "Türkiye nihayet 'öf' dedi de işler hızlandı" diyor.
   
    Güney'e akın riski
    Denktaş'a çözümü geciktirdiği için öfkeliler; Türkiye'nin Denktaş'ı çözüme zorlayan tavrından ise umutlu...
    "Denktaş gelin nazı yapıyor" diyor Ermetal, "'Hem ağlarım hem giderim' diyor. Türkiye 'Bir kuruş vermem artık' dese ne yapacak? Türkiye'ye karşı mı çıkacak?"
    Denktaş'a çok yüklenilince tek tük itirazlar yükseliyor. Yaşlıdan biri "Denktaş kurtarmadı mı seni Yunan'ın elinden" diye soracak oluyor, ama sesi cılız çıkıyor. Çözüm tutkusu, Ada'nın her yerinde ağır basıyor.
    1 Mayıs'ta Kıbrıs Rum kesimiyle birlikte AB'ye ilk girecek Türkler, Pileliler olacak. Yine de bütün Kıbrıs'ın elele Avrupalı olmasını istiyorlar.
    "Mayıs'a kadar anlaşma olur, teferruat sonra belirlenir. Biz de Rumlarla AB'ye gireriz. Rum'u Avrupa'ya tek göndermeyiz" diyorlar.
    Aksini düşünmek bile istemiyorlar:
    "O zaman KKTC için de, Türkiye için de biter iş. Dönüşü de yoktur".
    Peki ne olur...?
    Herkesin aklına gelen ilk şey: Güney'e akın... Duvarı delebilecek bir akın...
   
    Kimlik krizi yaşanıyor
    Şimdiden 10 binlerce KKTC'li Rum kimliği aldı.
    Pileli Ahmet Mehmet, Rumlar'dan aldığı kimliğini çıkarıp gösterirken "Bu, Rum değil, Kıbrıs kimliğidir" diyor.
    Kimliğin üzerinde Türkçe olarak "Kıbrıs Cumhuriyeti kimliği" yazıyor.
    "1960 anlaşmalarının bize sağladığı meşru bir kimlik bu... Anlaşma olsa bu kimliği biz verecektik. Denktaş anlaşmıyor, Rum'dan alıyoruz".
    Kıbrıs parasında da iki dil kullanılıyor. Üstte Rumca, altta Türkçe "Kıbrıs Merkez Bankası" yazıyor. Ama Rum kesiminde bir Pound, yaklaşık 2 dolar değerinde... KKTC ise Türk Lirası kullanıyor.
    Pileliler tamponda yaşadıkları için hemen 100 metre ötedeki KKTC Türklerinden çok daha iyi durumdalar. İşsizlik yok. KKTC'den günde ortalama 1200 kişi Beyarmudu'ndan günübirlik Pile'ye geçip burada çalışıyor.
    Haftada 100-150 Pound (200-300 dolar) kazanıyorlar. Bu, Kuzey'deki Türkler için çok iyi para. Kuzey'de okuyan bir genç, ayda 500 milyon lira kira veriyor.
    Hemen hatırlatalım ki, Rum kesiminde adam başına düşen milli gelir yaklaşık 20 bin dolar; Türk kesiminde 4 bin dolar...
    Son duvar da yıkılıp çözüm sağlanırsa, Doğu-Batı Almanya örneğinde olduğu gibi iki kesimin eşitlenmesi için 10-15 yıl gerekeceği tahmin ediliyor.
   
       
'İngilizler geldi, böyle oldu'
    Esther ve Gabriel Elia, Pileli bir çift. Esther 65 yaşında bir Alman. Eşi ise muhasebecilikten emekli bir Rum... 40 yıl Londra'da yaşadıktan sonra Pile'ye yerleşmişler. Köylerini seviyorlar. Türkiye'den geldiğimizi öğrenince büyük bir misafirperverlikle nefis bir bahçe içindeki evlerini açıyorlar.
    Gabriel, "Ben okulda Türk arkadaşlarla birlikte okudum. Köyümüzde 500 Türk vardı ve aramızda hiçbir sorun yoktu" diyor. Esther gülümseyerek ekliyor:
    "İngilizler geldi, dostluk bozuldu".
    Çoğu Kıbrıslı'nın ortak duygusu bu...
    "Kıbrıs'ı büyük güçler bozdu".
    Çözümü de, büyük güçlerin adadan elini çekmesinde ve Kıbrıs'ı Kıbrıslılara bırakmasında görüyorlar.
   
   
Çözmezseniz çözerler!
    Kıbrıs'ta geçirdiğim bayramın ardından edindiğim izlenim şu: Ada'da bıçak kemiğe dayanmış. Kıbrıslı Türkler ve Rumlar, kötü anıları tarihe gömüp, Yunanistan ve Türkiye'nin garantörlüğü altında, eskisi gibi aynı adayı dostça paylaşan iki halk olarak yaşama kararlılığında. Çözümsüzlükten bıkmışlar.
    Artık delik deşik olmuş 30 yıllık 'son duvar', yıkılmanın eşiğinde. Yemeğiyle, müziğiyle birbirine tıpatıp benzeyen bu iki halk, çözümü hevesle bekliyor. New York'ta bugün başlayacak müzakereler ne getirir bilmem, ama görüşmeye gidenlere adadan yeni dönmüş bir gazeteci olarak şu izlenimi aktarmak isterim ki, çözümü engellerlerse Ada halkını zor tutarlar.
   
    can.dundar@e-kolay.net
   
   
   





Taha AKYOL
Batman'dan Bolşoy'a

Çetin ALTAN
Eski yazılar

Fikret BİLA
Annan'ın senaryoları

Yasemin CONGAR
Dönüm noktasında dört nokta

Can DÜNDAR
'Gelin nazı bıktırdı'

FAİK ÖZTRAK
Doların değer kaybı neden endişelendiriyor?

Hasan PULUR
Teftiş macunu, teftiş fırçası...

Derya SAZAK
Zoraki nikâh

Ece TEMELKURAN
Irak'ın derdi, alemi gerdi!

Yaman TÖRÜNER
Bu denge sürmez

Osman ULAGAY
Bush'un 'Büyük Ortadoğu' oltasına takılmalı mıyız?

Güngör URAS
"Ucuz dolar" sadece ABD'ye değil bize de "yarıyor"