09 Şubat 2004 Pazartesi
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   



   
Liderlerin sorgusu üzerine müstesna fikirler:
   
Irak'ın derdi, alemi gerdi!

       
Irak savaşının günahına öyle ya da böyle ortak olmuş ülkemizde insanlar AKP'den aday olmak için yarışırken, Blair ve Bush ülkelerinde çatır çatır sorgulanıyor. Biz de bir tuhaflık yok mu sizce?..

        İngiltere (İdeolojik arzuya göre, Birleşik Krallık veya Britanya da denebilir!) birkaç haftadır birbirine girmiş vaziyette. İngiliz Sol'unun "kimyasını bozan" sırıtkan lider, Doğan görünümlü Şahin misali solcu görünümlü sağcı Başkan Tony Blair, öldü öldü dirildi son günlerde. "Objektif yayıncılık" devi BBC yöneticilerinin istifası, çatır çatır siyasi bir meseleye dönüştü. BBC kendi ekranında kendi yöneticilerinin istifasını tartıştı. (Bizim ülkemizdeki gibi 'aman gidenden bahsetmeyelim' ödlekliği yok oralarda) Mesele, Irak'ta olduğu sanılan, sanmaktan bir türlü vazgeçmedikleri nükleer, biyolojik ve kimyasal silahlardı. Hikâye çok karışık ve uzun ama mevzu şu: Blair, İngiltere'yi "Iraklılar bizi öldürecek. Hepimiz öleceğiz!" diyerek kandırmak suretiyle yanlış bir savaşa sürükledi mi, sürüklemedi mi? Blair, şapkadan tavşan çıkarttı, ip üzerinde parendeler attı, ters taklalarla gösterisini tamamlayıp bir biçimde aklanmış gibi görünmeyi becererek meşhur 10 numaralı evine çekildi. Ancak gelin görün ki, en son kamuoyu yoklamalarına göre İngiltere'nin yüzde 51'i "Blair bu işi bıraksın" diyor şu anda. Velhasıl karizma derin yarıklarla yerlerde.
   
    Busht! Busht!
    "Benim meselem derin mesele" suratlı Bush da bugünlerde göğsünde bir daralma, yanlarında bir ağrı hissediyor muhtemelen, tıpkı Blair gibi. Zira Amerika ellerinde de "silah var mıydı, yok muydu?" krizi canlanmaya başladı yeniden. Silah denetçilerinin "Kusura bakmayın. Bir yanlışlık oldu. Silah yokmuş galiba" açıklamaları Time dergisinde yayınlandı. Üstelik, ABD'nin kritik bölgelerindeki kamuoyu yoklamalarında önde giden başkan adayı John Kerry'nin kapak olduğu sayıda!
    Şahsen bana "Geçmiş olsun!" dedirten tartışma, ABD'de muhtemelen seçim yarışında en önemli konulardan biri olacak. Zira, "İşlenmiş Günahlar Kitabı" bir kez açılınca, gerisi gelir. Hem Amerikan halkı hem de bütün dünya halkları, bir Hollywood filmi havasında geçen bu "Kötü adamlar bizi nasıl kandırdı?" gösterisini sever. Galiba insanlar vicdanlarını aklıyorlar bu tip "kandırıldık" krizleriyle: Bizim bir hatamız yoktu, pis adamlar bizi aldattılar! Sistemler kendi kendilerini böyle aklıyorlar. "Kötü adamlar" gidince sistem temizlenir gibi yapılıyor ve bu yeni gazla daha temiz günahlara doğru gönül rahatlığıyla ilerleniyor. Neyse, mesele başka.
   
    Erdoğan'ın kitabı
    Diyeceğim şudur:
    Savaşın efendileri insanlığın vicdanı tarafından ufak ufak yalan makinelerine çekilmeye başlıyorlar. Önümüzdeki günlerde sık sık "Irak'taki silahların kendilerini neden gerdiğini" anlatmak zorunda kalacaklar. Kendi halklarını neden savaşa soktuklarını bir bir açıklayacaklar. Çünkü memleketlerindeki siyasi gelişmeler onları buna zorluyor. Bizim memlekette ne oluyor peki?
    İnsanlar büyük iştahla belediye seçimlerinde AKP'den aday olmak için sıralara giriyorlar! Bir savaşın günahına (öyle ya da böyle) ortak olmuş bir partinin adayları olmak için bayramlıklarını giyiyor göbekli adamlar...
    Blair ve Bush çatır çatır sorgulanırken, savaşın "küçük ortağı" haline getirilmiş Türkiye'nin de kendi yöneticilerine sorular sorması gerekmiyor mu? Seçimler oralarda iktidarın günahlarının muhalefet tarafından hallaç pamuğu gibi atılmasına vesile oluyorsa, niye burada olmuyor? Bu memleketin hallaçları nerede? Ey muhalefet! Bir daha bu kadar atılacak pamuğu nereden bulacaksın?
    Acilen titre, acilen...
   
    ecetem@hotmail.com
   
   





Taha AKYOL
Batman'dan Bolşoy'a

Çetin ALTAN
Eski yazılar

Fikret BİLA
Annan'ın senaryoları

Yasemin CONGAR
Dönüm noktasında dört nokta

Can DÜNDAR
'Gelin nazı bıktırdı'

FAİK ÖZTRAK
Doların değer kaybı neden endişelendiriyor?

Hasan PULUR
Teftiş macunu, teftiş fırçası...

Derya SAZAK
Zoraki nikâh

Ece TEMELKURAN
Irak'ın derdi, alemi gerdi!

Yaman TÖRÜNER
Bu denge sürmez

Osman ULAGAY
Bush'un 'Büyük Ortadoğu' oltasına takılmalı mıyız?

Güngör URAS
"Ucuz dolar" sadece ABD'ye değil bize de "yarıyor"