11 Şubat 2004 Çarşamba
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   



   
Ceviz ağaçları ve kırılan cevizler...

       
    Cem Karaca da, 59 yaşında "meçhule giden bir gemi"yle hayat limanından ayrıldı. Buralarda doğmuş nice gönül bahçelerinin fedaisi gibi, o da binbir çilenin cenderesinden geçerek yaşamıştı.
    Vaktiyle Ruhi Su da, aynı cenderelerden geçerek yaşamadı mı?
    4 - 5 ay önce sessizce hayat limanından ayrılan piyanist Selçuk Uraz'la, bir sahne adamı olan eşi Ulvi Uraz'lar, ressamlar, ozanlar, yazı adamları, İlhan Koman'lar, Hasan izzet'ler, Hasan Hüseyin'ler ve daha niceleri niceleri...
    Herhalde şimdi onlara, yıldızlar aleminde Namdar Rahmi, Hazine'den geçinmeliler oligarşisine dil çıkaran, ünlü mısralarını okuyordur:
    "Sende cevher var imiş, onu herkes ne bilsin;
    Kimler böyle züğürdün huzurunda eğilsin,
    Süslü bir dairede müdür bile değilsin"
    Ve Cem anısına, azıcık değiştiriverdiğimiz son mısralar:
    "Sen 'ceviz ağacı'nı bırakıp git hediye;
    Geçti Bor'un pazarı, sür eşeği Niğde'ye"
    ***
    Hitler'in Paris'i işgal ettiği ve Mareşal Petain'in Hitler'le işbirliği yaparak, Fransa başkentini Vichy'ye taşıdığı 1940 yıllarında; oralarda da önce müzisyenlerin, ressamların, yazarların, sanatçıların beynine indirilmişti balyoz...
    Despotizm, robotlaşıp uygun adım yürümesini bir türlü beceremeyen, değişik rüzgarların sanatçı makulesinden nefret eder. Ya "bunlar yoz insanlar, bozuk insanlar" diye tutturur; ya "yazacak çizecekse, önce vatanı yazıp çizsin" diye tutturur...
    "Var olma" mayasını yüreğinde taşıyanların dünyası, "Ali kıran, baş kesen" olma sevdalılarında, daima kara bir kompleks, daima bitmez bir nefret uyandırmıştır.
    Tıpkı SS'lerde ve Vichy takımında uyandırdığı gibi...
    ***
    Yine 1940'larda Varian Fry diye Amerikalı, arı duru bir entelektüel; Washington bürokrasisinin de karşı çıkmasına rağmen, Fransa'da ziyan zebil edilen evrensel sanat adamlarını, ABD'ye taşıma gayretine düşmüştü.
    Binbir belayı göğüsleye göğüsleye, el altından ABD Başkanı Franklin Roosevelt'in de desteğini sağlayarak, 2 bin kurbanlık üst düzey değeri, ABD'ye taşımayı başardı.
    Yıllar sonra Varian Fry'ın serüvenli hayatı, Varian rolünü William Hurt'ın oynadığı, belgeselimsi bir filme de konu oldu.
    Önceki akşam TV 8. kanalda izledik filmi.
    ***
    Soğuk Savaş yıllarında Pentagon, tıpkı Hitler duyarsızlığıyla davrandı bizim yazı çizi adamlarıyla, gönül bahçelerinin fedailerine...
    Sanırım Joan Baez de Türk olsa, iflahı kesilmişti; Yves Montand da, Aragon da, Papini de...
    ***
    "Çağdaş uygarlık düzeyine varma" nutuklarına rağmen, neden buraları bir türlü saydamlaşmaya yanaşmaz ki?
    Neden diplomasinin, yerel politikada da koltuklara tırmanmaya çalışan emeklileri, "Manşet" programının diplomasi danışmanı Em. Büyükelçi Yalım Eralp berraklığından sürekli kaçar ki?
    Neden emekli militerlerden, TV kanallarında da yorumlar yapan birçoğu; Em. Koramiral Atilla Kıyat'ın damıtılmışlığını göstermeye yanaşmaz ki?
    Neden, neden, neden?
    ***
    Diyelim KKTC sorununun çözümü de engellendi ve Türkiye'nin AB üyeliği için müzakerelerin başlamasına yine taş kondu...
    Bunun sonuçlarını da düşünmek gerekmez mi?
    Bugün Türkiye "Türklerin yaşam düzeyi" açısından, 173 ülke arasında 96. basamağa düşmüş durumda. Yani Yunanistan'ın da 70 basamak altında.
    ***
    Böylesi bir fiyaskonun ve bu arada onca yolsuzluk ve soysuzlukların baş sorumluları; saydamlıktan kaçanlar ve sıkıştıkça Birleşmiş Milletler'i de, Avrupa Birliği'ni de, hatta vaktiyle dört elle yapıştıkları ABD'yi de "Türk düşmanı" olarak göstermeye çalışanlarla, sözde ulusçu bir hamasetin demagojileri arkasına sığınanlar değil mi?
    ***
    AB üyeliği geciktikçe, acaba "Türklerin yaşam düzeyi" nerelere düşecek?
    Ve ekonomik uçurumlar, birtakım iç belaların çıkmasına gebe kalmayacak mı?
    Türklerin de AB vatandaşı olması, kimlerin işine gelmiyor acaba Ankara'da?
    ***
    Biz Kıbrıs'ı İngiltere'ye ne zaman ve niye verdik?
    Trablusgarp yenilgisiyle İtalya'ya geçen Ege'deki 12 Ada, 1947'de Paris Konferansı'nda Yunanistan'a verilirken neden kimsenin gıkı bile çıkmadı?
    Bu tür konuları enine boyuna saydamlaştıracak emekli diplomatlar, emekli militerler nerede? Saydamlığı geliştirme yerine, dut yemiş bülbül olma, daha mı avantajlı? Avantajlıysa kimler için avantajlı?
    ***
    Hiç enseyi karartmayın, KKTC sorunu çözümlenecektir. Sonunda Türkiye de AB üyesi olacaktır. Sadece önümüzdeki 20 - 25 yıl biraz çalkantılı geçecekmiş gibi görünüyor bendenize. İnşallah aldanıyorumdur...
    Gönül bahçelerinin, buralardan da çıkmış olan fedaileri, yıldızlardan selam gönderiyorlar Gülhane Parkı'ndaki ceviz ağaçlarına...
   
    c.altan@prizma.net.tr
   
   





Taha AKYOL
Lozan ve Kıbrıs

Çetin ALTAN
Ceviz ağaçları ve kırılan cevizler...

Melih AŞIK
Gizli sigorta!...

Fikret BİLA
Kıbrıs'ı şart görmüyoruz

Hasan CEMAL
Bardağın dolu yanı...

Güneri CIVAOĞLU
Şambrel müzakereci

Abbas GÜÇLÜ
Adım sizde saklı kalsın!

Hurşit GÜNEŞ
Enflasyon beklenenden hızlı düşüyor

Nail GÜRELİ
Vererek çözmek

Sami KOHEN
Anavatan desteği

Mehmet Y. YILMAZ
Amerika'da kar yağdı kimse yolda kalmadı

Hasan PULUR
Çelişkilerle geçen bir ömür...

Meral TAMER
IMF'ye karşı piyasa - hükümet

Ece TEMELKURAN
What is the matrix abi?!

Yaman TÖRÜNER
Merkez Bankası gerçekte ne diyor?

Osman ULAGAY
Doların geleceği ve Türkiye'nin riskleri (2)

Güngör URAS
Hükümet 'gol' kurtarıyor 'gol' atamıyor

M. Ali BİRAND
Denktaş bu süreci durdurabilir mi?